Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
6456
 

SURİYE 3. Dünya savaşı Çıkartabilir !

SURİYE 3. Dünya savaşı Çıkartabilir !
 

Savaş kapımızda. Esad'ın inadı, bölgede 3. dünya savaşını çıkartabilir..


Takip ediyor musunuz bilmiyorum. Suriye konusu son günlerin, ekstra bir gelişme olmaz ise hem Türkiye’nin, hem de diğer dünya ülkelerinin baş konusu. Nasıl olmasın ki, Esat yönetimi, dünyanın gözü önünde durmadan kendi halkını katlediyor. Faşizm, Monorşik düzenin önüne geçmiş, ben öldürürüm, kimse de sesini çıkartamaz diyor…

Suriye’de işler çok karışık. Orada yaşanabilir değil. Zira ölüm her sokakta, caddede, parkta, bahçede kol geziyor. Biriler, yolda yürürken, bir yere sığınmaya çalışırken, çarşıda pazarda dolaşırken, bir keskin nişancının silahından çıkan kurşunla hayatını kaybederken, başka birileri de ellerinde palalarla, “Allahu Ekber” nidaları ile yakın zamana kadar, birlikte yaşadıkları insanların, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden kafalarını kesiyor.   Tanklar, Esad rejimine muhalif insanların olduğu yerleri bombalarken, Esad mezalimi Suriye’de kardeş kanından beslenerek terör estirmeye devam ediyor. Bu terörden kaçabilenler yanı başındaki Türkiye ve Irak topraklarına kendilerini attıklarında “ ya şükür” diyorlar. Bir şekilde bu mezalimden ve ölüm caddelerinden kanlı pusulardan kaçamayanlar da ne yazık ki, hayatlarını kaybediyorlar. Ölenlerin sayısının 10.000’e dayandığı söyleniyor. Bunların hemen hemen hepsi sivil. Kadın, erkek, genç, yaşlı.. Onların hepsi insan.. Bir tarafta Esad ve yandaşları, diğer tarafta muhalif ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) askerleri. Ve bir de pkk’nın bir kolu olan PYD.. O da ayrı bir sorun.

Türkiye Suriye’nin bu katliamı durdurması için pek çok kez diplomatik görüşme yaptı. Esad durmadı. Başka ülkelerle de diplomatik temaslar içine girdi. Ama Esad yine durmadı. Ankara en son olarak BM ile görüşüp, devreye girmesini istedi. BM devreye girdi mi, girecek mi belli değil ama Suriye yönetimine açık açık bu katliamı durdur ve ‘ateşkes’ yap dedi süre verdi. Peki, ne oldu? O günden bugüne Esad yine durmadı ve silah sesleri durmadı. Suriye’de silah sesleri durmaz iken, kendi topraklarımızda daha şimdiden sayıları 150 bini geçen küçük bir Suriye inşa edildi. Onlara her gün yemek, sağlık, eğitim vs hizmetleri Türkiye tarafından veriliyor ve bu masrafların ne kadar olduğunu hükümet açıklamıyor. Bir dış destek te gelmediği ifade ediliyor. Ve bu sığınmacılara ne kadar süre bakacağımız belli değil. Suriye durumunu şöyle özetleyelim.

  1.  Suriye’de bir iç çatışma/savaş var. Bu yakın zamanda sınırlarımızda bölgesel bir savaş haline gelebilir.
  2.  Avrupa, Suriye’ye adam gibi sesini çıkartmıyor. Ama Türkiye’nin çabalarını destekliyor. Bir taraftan da ‘biz arkanızdayız’ mesajı veriyor. Ve Türkiye bu itelemelerle kendini bir anda Suriye’ye askeri müdahalenin içinde bulabilir.
  3. Amerika İran’a kafa tutarken ve direkt kendisi bu konu ile müdahil olurken, öbür taraftan Suriye’ye hep Türkiye üzerinden mesaj gönderiyor ve kibarca ‘katliamı’ durdur diyor. Gerekirse müdahale ederim diyor.
  4. Suriye’de Türkiye’yi muhalifleri (Özgür Suriye Ordusu) himaye ettiğini, silahlandırarak, kendilerine karşı kışkırttığını ve eğitim verdiğini iddia ediyor ve aba altından sopa gösteriyor..
  5. Suriye’ye katliamı durdur diyen ABD Irak’ta benzerini yapmadı mı? Üstelik orada yalnızca 2003 yılından sonra 120.000’in üzerinde insan hayatını kaybetti.
  6. Suriye’ye kafa tutan Türkiye, bu mesele kendi meselesiymiş gibi müdahil olurken, her seferinde öldürülen o 5.000 sivil için veryansın ederken, Irak’ta öldürülen 120.000 insan için neden sesini çıkartamadı? Onlar Müslüman değil miydi ? Bu da  düşündürücü..
  7. Türkiye BM’nin da yardımıyla Suriye’ye ilk etapta bir ‘insani koridor’ açmanın ya da ‘tampon bölge’ oluşturmayı ve gerekirse Suriye ile savaşa girmeyi bile planlarken, Suriye’nin yanında Rusya, İran ve hatta Çin’in olma ihtimalini hiç mi hesaba katmadı.
  8. Suriye ile olası bir savaş halinde ya da ‘fiziksel müdahalede’ bulunma girişimleri olma durumunda yalnız Suriye’yi değil, bu ülkeleri de karşısına alacağını düşünmedi mi? Zira İran ve Rusya Suriye’yi her şekilde destekleyen ve gerek insani, gerek maddi, gerekse silah yardımında bulunan ülkeler. Daha geçenlerde Suriye’ye giden ağzına kadar silah dolu bir gemi durdurulmadı mı? İran ise her şekilde bu işe müdahil olacağından onlarla da savaşmak durumunda kalmaz mıyız? Hatta, Türkiye’nin dostu gibi görünen Taliban, El-Kaide, Müslüman kardeşler vs. bu işe nasıl bakacaklardır..
  9. Her hâlükârda bir savaş durumu söz konusu olur ise, Kuzey, Güneydoğu ve Doğu sınırlarımızı nasıl koruyacağız? Ya da Avrupa ve hamimiz Amerika bizi koruyacak mı ?
  10. Libya ve Mısır’da iştahları kabaran Avrupa’nın neden sesi soluğu çıkmamaktadır?
  11. Kapalı kapılar ardında, diplomatik olarak konuşulanlar nedir? Yoksa ABD bize yine 1 koyun 3 alın gibi bir masalı mı anlattı?

Kısaca özet geçmeye çalıştığım Suriye meselesi şuan itibari ile bir çıkmazda. Türkiye bir taraftan diplomatik ilişkilerle bu işi çözmeye çalışırken, diğer taraftan bir askeri operasyon gündeme geldi. Abd Suriye’ye Irak’ta olduğu gibi bir müdahale yapmanın planlarını yapıyor. Anlaşılan ikinci bir Irak vakası yaşayacağız. Ancak oraya bir askeri müdahale olursa, olay orada kalır mı, tüm bölgeye sıçrar ve bir bölge savaşı haline gelir mi, orası düşündürücü.  ?

Bu sözleri, 19.04.2012 tarihinde burada yayınladığım bir yazımda ilk cümleler olarak kullanmışım. Aradan geçen 1,5 yılı aşkın bir sürede, sığınmacıların sayısı 400.000’i, ölenlerin sayısı da 100.000’i geçti. Bu tespitlerimin doğru çıkmasından hiç de memnun değilim. Ancak, şunu ifade etmeliyim. O zamanlar, batının ve Abd’nin Suriye sorununa kayıtsız kaldığını belirtmiştim. Geçen zaman zarfında, batı (daha doğrusu BM) biraz sesini çıkartmaya başladı. Abd’nin çıkarttığı ses ise alışılmışın dışında değil. Abd savaş tamtamlarını çalmaya başladı. Bunu içinde zemin hazırlandı. Irak’taki senaryonun bir benzeri Suriye’de uygulanmaya başlandı. Önce muhalifler silah ve lojistik olarak desteklendi, ülkede kaos başladı,  muhalifle, insan kesmeye başladı ve nihayetinde kimyasal silah kullanıldığı iddia edildi. Henüz kimin tarafından kullanıldığı belli olmasa da Abd’nin müdahale bahanesi hazırdı.  Şimdi, ne zaman ve ne şekilde saldıracakları planlanıyor. Akdeniz’de savaş gemileri demirlemiş durumda. Uçak gemiler de yoldadır herhalde. İngilizler de Kıbrıs’taki üstlerinde tayakkuzdalar. Her an savaş başlayabilir. Ama eğer Abd ve İngiltere Suriye’ye girer ve savaş başlarsa, ‘askerlerimin eli tetikte ‘ diyen Esad buna karşılık verecek mi göreceğiz, ancak benim kişisel görüşüm, olay Suriye ile sınırlı kalmaz. Arkasından İsrail olaya dahil olur. Zaten, bölgeyi ele geçirmek gibi bir stratejisi var. Golan tepelerindeki hukuksuz bulunmaları ve orayı yerleşime açmalarına tüm dünya sessiz kalmıştı. Asıl mesele ise Rusya’nın ne yapacağı ve İran’ın müdahil olup olmayacağı. Eğer bunlar da olaya müdahil olursa, 3. dünya savaşı Suriye’den çıkacaktır ve Ortadoğu’ya yayılacaktır.

Neresinden bakarsanız bakın, Suriye konusu çok hassas bir konudur.. Suriye meselesi çetrefilli bir durumdur ve bu işten en çok nemalanacak olan yine ABD, onun arka bahçesi İsrail olacaktır. Avrupa ‘da tilki kurnazlığında bekliyor. Bakın görün yarın bir gün Esat rejimi yıkılsa ve yerine geçen yeni yönetim ile ilk temasları sağlayacak olan yine Avrupalı şirketler ve hükümetler olacaktır. Durum böyle olunca da Türkiye 1 koyup 3 almak yerine üçün birini alacaktır. Kayıplarsa cabası olacaktır.

Evet, Suriye’nin hali, içler acısıdır. Orada insanlar ölmektedir. Ancak, bu soruna acilen BM müdahil olmalı ve sorunu kökten çözmelidir. Bu sorun uluslararası bir platformda çözülmeli. Müdahale edilecekse de, yukarıda adı geçen ülkelerin ortak kararı ile olması önemlidir. Zira, bu savaşın bölge dışına çıkmasını ve yayılmasını önler.  Durum bu vahamette iken, İslami coğrafyadaki diğer ülkelerden ses çıkmaması manidardır. Bir de Türkiye’yi bataklığa çekmeme çabasının görülmesi gerekiyor. Anlaşılan Türkiye’yi hala oyuncak ülke gibi görenler var. Türkiye’nin 70-80 milyonluk nüfusu olması demek, dünyanın her tarafına savaşçı göndermek değildir. Tüm dünya bu olayı görüyor, duyuyor, gözlemliyor. Ama yalnızca ABD ve Avrupa bizi pohpohluyor. Akp hükümetinin de savaş yanlısı söylemlerde bulunması, hükümet sözcüsünün “teskereyi gerekirse tek başımıza çıkartırız” gibi demeç vermesi ve Başbakan’ın “uriye sorunu öyle gir-çık ile halledilebilecek bir iş değildir.” Demesi, oraya girilecekse, oranın darmadağın edilmesi, binlerce insanın katledilmesi anlamına geliyor. Biraz düşünüp, bunda bir iş var demek lazım.

Son Söz   :  Her seferinde topu Türkiye’ye atan batı devletleri ve Abd, bir savaş olması durumunda, cepheye Türkye’yi sokmanın planları ve gayreti içinde. Hükümetin bu oyuna gelmemesi lazım. Mehmetcik’in canı ve kanı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kaç hususu da unutmayalım.

1-) Ortadoğu, petrolü bol ama zemini kaygan bir coğrafyadır. 2-) Araplarla bir duygusal bağımız olsa da, Osmanlı zamanında yüzyıllarca buraları yönetmiş olsak ve de bu topraklar eskiden bizimdi gibilerinden böbürlenmeler ve romantik davranışlar olsa da ‘Arap milletine güvenilmez. 4-) Abd’nin taahhütlerine, Batı’nın sırtımızı sıvamasına güvenilmez. 4-)Yeni Osmanlı düzenini kurmak isteyenlere de şunu söyleyelim. Size kimse bu düzeni kurdurmaz. Batıyı, Abd’yi ve İsrail’i geçtim. Arap coğrafyasını yedirmez. Araplar bile !..

Ve Türkiye bu coğrafya ’da  dans etmeye çalışıyor. Kazanan yine batı olacak, biz kaybettiğimize yanacağız. Aklımızı başımıza alalım !..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

http://www.ozguruniversite.org/index.php/fikret-bakaya/guenluek/1363-suriyeyi-neden-coekertmek-istiyorlar- Tansel Hocam bir de soruna bu pencereden baksan. Selamlar Saygılar

Yıldız Nihat 
 02.09.2013 16:08
Cevap :
Baktım. Bu Suriye'nin bir başka resmi, bir başka boyutu. Belki bu boyuttan değerlendirmek gerekirdi olayları. Ancak, ben insanların anlayacağı görünür boyutunu eleştirdim..  02.09.2013 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 668
Toplam yorum
: 692
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 1916
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster