Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
595
 

Açık Teşekkür mektubu

Açık Teşekkür mektubu
 

Nasıl bilirsiniz Akdeniz'i, sıcak, samimi, cilveli ? Dörtle çarpın hepsini. Dört yanı denizle, Akdeniz'le çevrili bir ada çünki... Çakırkeyif bir aşık gibi uzanmış Akdeniz'in koynuna Kıbrıs, saçları sereserpe, güneşle oynaşıyor. Denizin kokusu başımı döndürüyor. Denizin değil aşkın kokusu bu, bu aşk aklımı başımdan alıyor.
Karşı kıyıdan geldim ben. Bu aşkı kıskanmam gerekir belki. Açık havada ışıklarını görebileceğin kadar yakın karşı kıyı. Yaz akşamlarında, sarılıp birbirlerine, hele bir de mehtap varsa yakamozlar eşliğinde görmeye çalışırlar Kıbrıs'ın ışıklarını karşı kıyının aşıkları. Sanki sonsuza kadar sürecektir aşkları, görebilirlerse ışıkları. Kıbrıs da göz kırpar karşı kıyıya, eşlik eder bu aşka.
Akdeniz bütün cömertliği ile sunuyor iki tarafa da, denizle ilgili sevdiğim her ne varsa. Kıskanmıyorum işte tam da bu yüzden, evimi hatırlatıyor bana. Daha bir fazla seviyorum Kıbrıs'ı.
Ben Kıbrıs'ı, bir Kıbrıslı'nın gözünden tanıdım ve sevdim çok yıllar önce. O Kıbrıslı ki arkadaşım; her zaman arkamda olan, bir bakışımla ne düşündüğümü anlayan, cümlelerinin sonunu o söylemeden tamamladığım, gommamdır kendileri ve O'na teşekkür etmektir bu yazının yazılma sebebi.
- Haklısın; bir daha yakalayamayız böyle bir dostluğu, bu kadar saf, bu kadar özenli....

Çifte kavrulmuş kahveler içiyoruz, çifte kavrulmuş dostluklarla. Kıbrıslı sonuna kadar açıyor evinin kapısını. Arkadaşımın arkadaşı, arkadaşımdır..Bu daha değerli kılıyor herşeyi. Kahvenin tadı hala damağımda, sohbetler hala hatırımda. Kıbrıslı şiir gibi konuşuyor işveli, soru takısı ile kalabalıklaştırmadan cümleleri.
Golyandro tohumları dolduruyorum cebime. Bütün cemilelerin fotoğrafını çekmek istiyorum, turuncu, beyaz, mor, pembe..Çakıl taşları topluyorum sahilden, sahici bir parça bulunsun diye bende, döndüğüm zaman evime.
İkindi vakti kahvehane keyfi yapıyoruz mola verip bandabuliyada. " Hep sütten içersin ya black coffee." İki sandalye lazım Kıbrıslı'ya, biri oturmak için elbette ve diğeri yarar ayak dayamaya. Kıbrıs güneşi altında yudumluyoruz kahvelerimizi. İçimiz ısınıyor, kahveden, güneşten, dostluktan Kıbrıs'da bir ikindi vakti. Kahvelerimiz bitiyor, güneş batıyor ama dostluk bir ömür boyu baki.
Bir Kıbrıslı'nın eşliğinde geziyorum ben Kıbrıs'ı. Yüzlerce kilometre yapıyoruz Lefkoşa, Girne, Güzelyurt, Gazimağusa arasında. Ne çok şey sığıyor birkaç günlük kısacık bir zaman aralığına. Yetmiyor tabii ki tam olarak anlamaya. Gerisi kalsın bir dahaki sefere, tekrar gelmek için bahane lazım değil bize. Orada, burada elbet birgün tekrar buluşuruk ya..

Teşekkürler Kıbrıslı, kelimenin yalın ve tam anlamıyla
Teşekkürler Kıbrıs, anılar hala aklımda...

gomma : kanka
golyandro: kişniş
bandabuliya:belediye pazarı
cemile : gelin duvağı, begonvil

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 742
Kayıt tarihi
: 23.09.07
 
 

Aslında insan, her dem yalnızdır biliyorum ve buna rağmen, zaman zaman kendimi aykırı bir diken gibi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster