Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1191
 

Adam da yaşıyordu!

Adam da yaşıyordu!
 

Adam, helikopterle Cuma günü tabura döndü. Hava güneşliydi. Her şey güzeldi. Bir gün önce Tunceli’deki çatışmada 4 erin öldüğünü, biri astsubay 7 kişinin yaralandığını öğrenince içi burkuldu. Dünyaya bir okkalı küfür salladı.

Adam, arkadaşlarıyla jandarma gazinosuna gidip iyi bir yemek yedi. Gece 24.00’e doğru lojmana döndü. Arkadaşları yattı. Adam dergi okumaya başladı. Yarım saat kadar geçmişti ki, silah sesleri duydu. Adamın kalbi çarpmaya başladı. Korktu. “Tüfeğim de yanımda yok” diye düşündü. Tabancasını başucuna koydu. Hemen ışığı söndürdü ve uyumaya çalıştı. Lojman yola çok yakındı. Bunu düşününce iyice korktu.

Adamın kapısı sabah çalındı. Asker gelmişti. “Komutanım, sizi nöbetçi amiri istiyor” dedi. Binbaşı’nın yanına geldi. Adama, tabur nöbetçi subayı olduğunu söyledi. Sonra, dün akşama doğru göreve giden timden bir erin öldürüldüğünü söyledi. Adam konuşamadı. Dışarı çıktı.

Biraz sonra öldürülen asker getirildi.Tugay komutanı ve diğer komutanlar geldi. Ölen için saygı duruşu yapıldı. Tabut omuzlara alındı. Adam da tabutu taşıyordu. Arabanın üstüne bağlandı. Memleketi Afyon’a gönderilecekti. Adam, hayatında ilk kez tabut taşıdığını düşündü. Askerin nişanlı olduğunu, babasının ölmüş olduğunu, fakir bir aile olduklarını öğrendi. Tabut gitti!

Adam bölük karargahına yürüdü. Bir dakika olmamıştı geleli. Santraldaki asker, “Komutanım, Samsun hazır” dedi. Telefonun diğer ucunda Hamiyet ablası vardı. “Nasılsın” dedi. Adam, “Fıstık gibiyim” dedi. Diyecek başka bir sözcük bulamıyordu. Aynı lafları tekrarlayıp durdu. Konuşma bitti.

Adam tekrar gazinoya geldi. Telefon çaldı. “Rize hazır” dediler. Telefonda adamın yengesi vardı. “Nasılsın” dedi, “fıstık gibiyim” dedi. Başka da bir şey diyemedi. “Telefon arızalı galiba. Ben seni sonra ararım yenge” dedi ve kapattı.

Adam 70 küsür gündür dağdaydı ve o süre içinde hiç konuşamadığı sevdikleriyle bile konuşamıyordu. Beş on dakika önce omzunda taşıdığı tabutu düşündü. İçinde yatanı, nişanlısını, anasını düşündü. Yaşam devam ediyordu. Ölen ölmüştü. Adam da yaşıyordu. Ama nasıl? Sevdikleriyle bile konuşamayan adama yaşıyor denilirmiydi?

Adam başka şeyler düşünmek istedi. Yaşamı gözünün önüne getirdi. Ankara’yı, İstanbul’u ve başka şehirleri düşündü. İki gün önce pusuya düşürülüp öldürülen 4 askeri ve bugünkü tabutu düşündü. Dağlarda atacağı pusuları düşündü. Ölümü düşündü. Korktu. Titredi.

Ve adam sonunda okkalı bir küfür etmeye karar verdi. Kime, neye küfür edeceğini biliyordu. Ve bastı küfürünü!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok hoş bir yazı olmuş, tebrikler..

Melda 
 16.10.2006 17:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1146
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1962 yılının mayıs ayında Rize'nin Fındıklı ilçesi Gürsu Köyünde doğmuşum. Gazi Üniversitesi BYYO..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster