Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2624
 

Adam nedir? Ne işe yarar?

Adam nedir? Ne işe yarar?
 

Kadınlardan farklı olarak başlarda iki üç santim kadar olan ve sonralarda boyutu ve tılsımı bir hayli büyüyen, artan bir uzantıları, bir çıkıntıları vardır adamların. Genellikle küçük kız çocuklarının ilk gördüklerinde, aman Allah’ım "bu da neee" diye çok şaşırdıkları, şoka uğradıkları, hatta ben de niye yok bundan diye kendi kendilerine hayıflandıkları, bir garip duygu durumudur bu çıkıntı olayı.

Abartmıyorum kaç tane küçük kız çocuğunu yakaladım böyle, oğlan çocuklarının o kendilerinde olmayan, kendilerindekine benzemeyen uzantılarını bir bilim adamı kimliğine bürünmüşçesine ellerine alıp evire çevire incelerken. Onu ilk gördüklerinde “aaaa” diye kalan. Hele bir de benim gibi çocukken, tesadüfen “hani şu köy evi tuvaletlerinin dışarıda olduğu dönemler” sallaya sallaya tuvalete giden bir amca görürseniz korkudan ödünüz patlar, canavar görmüş sanırsınız kendinizi. Ve kafayı ve yersiniz o saatten sonra. Bu koca şeyin nasıl olup da o pantolona sığdığını çözmek için. Tıpkı koca koca adamların kadınların sağda solda düğmeleri olan, içinden garip sesler çıkan o küçücük kutuya "radyoya" nasıl sığdığını çözmek için aylarca kafa patlattığınız gibi. Onun için amcalar dikkatli olun. O şey öyle sallayarak gezilmez ortalıkta. “Vakit gece de olsa.”

Her neyse. Erkeklerimizi daha fazla utandırmayalım.

İşte bizden farklı, bizden fazla olan bu uzantılarından, çıkıntılarından dolayı dünyaya hükmetme gibi bir güdüleri, bir alışkanlıkları vardır daha doğuştan adamların. Önceleri ancak doğduktan sonra anlaşılsa da şimdilerde istenirse daha anne karnına düşende 4-5 aylıkken öğrenilebilen cinsiyetlerinin anlaşılmasından sonra başlar aslında karşı cinse ve dünyaya hükmetme, üstünlük kurma serüvenleri. Oğlumun az tekmelerini yemedim, az uykusuz kalmadım daha karnımdayken geceleri.

Her neyse bu adam dediğimiz adamların ömürlerinin büyük bir bölümü ya top, ya hop hop, ya da lolitop peşinde koşturmakla geçer. O da bizlerde olan çıkıntı. Adına göğüs diyorlar. Genellikle ya akıllı, “yani tamamen duygusal” ya pasaklı çirkin kadınlar tarafından kapılır biraz işe yarayanları. Bu kadınlar onları ellerinde top gibi oynatırlar. Pardon. Parmaklarında oynatırlar olacaktı değil mi? Diğer kadınlara ise ya adam gibi adamı beklerken çürümek, ya da adama benzer adamları idare ederken çürümek düşer genellikle.

Sayılarla araları çok iyidir bu adamların. Dayak atmak, gol atmak, top atmak, haremine harem katmak en büyük hobileri. Sarımsaklasaklada mı saklasak. Saydırmakla bir de bunlarla öğünmekle geçer ömürleri. Loto, toto, at yarışı ve tabii bir de gece düşleri. Sevişmeyi bile sayıya bağlar, sayıyla ilintiler, sayıyla bütünleştirirler bu adamlar. Ne kadar saydırırlarsa o kadar başarılı bulurlar kendilerini. Bu onların bazı ortamlarda anlatabilecekleri, hemcinsleri arasında “erkekler arası geyik deniyor buna” bir tür üstünlük kurma yarışıdır sanki. Sadece bunu yapabilmek için bile bazıları boşuna yorar, üzer kendilerini. Olayı cidden denemek isterler çünkü. Abi ben on saydırdım sabaha kadar, ya sen? gibi... Bu avcı hikayelerine benzer tıpkı. Konu uzar da uzar, uzadıkça yalan artar. Atar da atar. Düşünsenize bir kadının böyle bir şey yapabilme şansının olabileceğini. Dünya karışır be. Dünya alt üst olur. Beşinci, onuncu, hatta on beşinci dünya harbine bile gidilir. Tek taş kalmaz taş üstünde. Hepsi bu içine şeytan girmiş, namussuz kadının kafasında paralanır.

Kısaca dostlar adam olmanın altı, üstü, olanı biteni budur. Fakat biz kadınların bundan şikâyet etme gibi hakkı, bir lüksü var mıdır? Hayır. Asla. Çünkü bu canavarların mucidi, yaratıcısı, üreticisi, yüklenici, taşıyıcı firması biziz. Bir başkası değil. Şubesi yoktur. Başka yerde arama. Reklam gibi oldu değil mi? Ne yapiyim öyle ama.

Her neyse... Bu konu uzar da uzar. Yetsin mi artık. Ne dersiniz? İlk tepkileri bi alalım bakalım. Belki ondan sonra devam ederiz. Duruma göre. Şimdilik benden bu kadar.

Umarım beni taş yağmuruna tutmazsınız baylar böyle bir yazıdan sonra. Tutun tutmasına da bari biraz ufaklarından atın ki kör topal da olsa da yaşama şansım kalsın. Hiç olmazsa yemek yaparım. Başka kötü bi niyetim varsa kör olayım. Amaç kuşlarda doysun. Bayanlar siz de. Mutlaka ki sizden de taraftar bulacak, yüz bulacaktır bu adama benzer adamlar. Bozuşuruz ha ona göre. Yeter çektiğimiz bu adamların elinden yahu. Yeter bu adamların bizi birbirimize düşürerek reyting yaptıkları:)) Yeter di mi? Akıllı olun akıllı.

*** Sayıları pek çok olmasa da adam gibi adamlarda vardır muhakkak. Onlar konumuzun dışında, konudan muaftırlar. Buyursun bu konuda herkes kendi muhakemesini kendisi yapsın içinde. O kadar özgürlüğünüzde olsun di mi beyler? Olsun. Olsun.

Hepinize saygılar, sevgiler efendim. Sağlıcakla kalınız.

Kaşif bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erkek, sadece beyini, gözü, kafası, belki apış arası farklı, sinek gibi, solucan gibi, inek, dana, ceylan gibi bir canlı türüdür. Sende akıl var dedik ya, adam kendini hâşâ Tanrı babanın yaveri sanıyor. Höt kendin bilmez! Ne çabuk unuttun yolunmuş tavuk gibi cıpcıbıldak ana kucağına geldiğini? Dua et şeklini beğendik. Üzerimize tapulu değilsin ya. Atardık seni dereye, bir yavru kurbağayı alırdık kucağımıza. Ingeee!… Ingeee!... yerine vak, vak, vak . Ne fark eder ki?

Kerim Korkut 
 07.06.2012 16:17
Cevap :
Kerim Bey, söylediklerinizde sonuna kadar haklısınızx fakat dikkat edin kendi neslinize ihanetten yarpılayıp müebbete mahkum eetmesinler sizi. :)) Siz ve sizin gibi düşünenler, lazımsınız bize. Çok teşekkür ederim değerli yorumlarınız için. Saygılar  08.06.2012 12:46
 

Bu “erkek” nesne de çok şımartıldı canım! Âlemi cihan yavrusu sanki. Onu anlatmak için boş gezenin boş kalfası belagat budalası, düşünce fukarası âlimler, yazarlar binlerce yıldır tonlarca kitap yazmışlar. Sanki dünyayı kurtardı. Yaptıkları ortada. İki boğaz kesmek, üç kafa koparmak, gerisi Katerina gel yanıma. Niye örneğin karıncaların tarihi yok? Belki de dünyanın şeklini onlara borçluyuz. Baksanıza kazıyorlar, eşiyorlar, dünyayı sırtlarında taşıyorlar. Üstelik kafa da koparmıyorlar. Bütün dünya bana manyak desin. Büyük İskender yerine küçük karıncayı tercih ediyorum işte! Ve erkek nesline hangi salak tarafından verildiği bilinmeyen şu üstünlük anlatan, teneke madalyayı izninizle geri alıyorum.

Kerim Korkut 
 07.06.2012 16:17
 

Hem ben sadece erkek değilim. İnsanım aynı zamanda. Zaten sorun da burada. Bazıları için erkek olarak dünyaya gelmiş olmak yetiyor. Su aygırı da erkek olarak doğuyor. Siz hiç heykeli dikilen su aygırı gördünüz mü? Bağ, bahçe, tarla dururken gölgede yatan kocana bir kova buz gibi yoğurt götürüyorsun. Zehri zıkkım olsun, ziftin pekini yesin! Ben olsam kovayı kafasına geçiririm. Ama nerede o anaç yiğit kadın? Tarih tekerrür ediyor. Sümerli Zehpa kraldı, karısı köle. Dört bin yıl sonra haçatur Salih yine kral, karısı kendi gelen Zehra yine köle. Hay senin medeniyetine de! Gör işte aydınlattığın dünyayı Aristo Efendi!

Kerim Korkut 
 07.06.2012 16:16
 

Erkek, yapamıyor ama yapamadım, yapamam diyemiyor. Kendisinin de mutlaka Jül Sezar gibi olması gerektiğini düşünüyor. Senin orduların mı var? Güneşte par par parlayan altın renkli kılıcın, Gönül Hancı’nın bakışları gibi yürekleri delip geçen okun, Nebahat Çehre’nin düşman çatlatan kaşları gibi yayın mı var. Unutma sen, sende var olanla değerlisin. Olanla büyümez, olmayanla küçülmezsin. Tanrı seni hiçbir şeysiz, çırılçıplak yarattı. Herhalde kulum şansız, şöhretsiz, itibarsız ayakaltında sürünsün dememiştir. Böyle düşünseydi mavi atlas libasla, kral Artur’un koltuğunda doğardın anandan.

Kerim Korkut 
 07.06.2012 16:15
Cevap :
:)) Teşekkür ederim. Oldukça eski bir bloğumu bulup yorum yapmışsınız. Ben de hatırlamış oldum sayenizde. Şaka bir yana da ben halimden memnunum her şeye rağmen. Annemden, babamdan, yaşadığım iklimden, çevremden. Memnun olmadıklarımı da böyle deşifre ediyorum. Bu bana yetiyor. :))Saygılar   07.06.2012 23:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1443
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster