Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '09

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
2755
 

Adım Adım Ameliyat

Adım Adım Ameliyat
 

Ameliyat psikolojisi gerçekten zor.

Bir gece önceden itibaren bir sonraki gün başınıza neler geleceğini kafanızda kurmaya başlıyorsunuz. Daha önceden bir operasyon geçirmediyseniz endişeli bekleyişiniz ve kafanızdaki kurgular daha da artıyor.

Sabahın 7’sinde ameliyata gitmek için kalkıyorum. Hastanenin önüne elimde ameliyat gömleğim, terliğim ve düşünceli halimle ulaşıyorum. Kapıdan girdiğim andan itibaren hastane kokusuyla beraber psikolojim olumsuza doğru yönleniyor.

Ameliyat hemşiremi buluyorum. Hemşirem doktorumun daha gelmediğini ve beklemem gerektiğini söylüyor.

Hastanede beklemek en kötüsü. Bir an önce her şey bitse ve kurtulsam diye düşünürken hemşireden anons geliyor. “Hazırlan, sıran geldi!”

***

Ameliyat gömleğimi özenle giymeye çalışıyorum. Üstümde durmuyor. Terliğimi de giydikten sonra üşüye üşüye hemşiremin yanına gidiyorum.

Ameliyat öncesi bilgilendirmeler ve imza vakti geldi.

Tıbbi müdahale sonucunda yaşayabileceklerimle ilgili bilgi veriliyor. Bir sürü evraka imza atıyorum. İmza atma süreci bile insanı olumsuz düşüncelere sevk ediyor. Acaba ne olacak? Neden bu kadar imza atıyorum?

Hemşire elime bir ilaç ve serumu tutuşturuyor. Küçük biber kavanozum da hemşirenin elinde bir üst kattaki ameliyathaneye çıkıyoruz.

Şifreli özel kapının önünde galoşumu giyiyorum.

İlk iki katında mide bulandıran bir hava ve görüntüye sahip olan hastanenin en güzel ve bakımlı katı burası!

İlk adımdan itibaren koku ve görüntü ile diğer katlara nazaran rahatlatıcı bir yapıda.

Hemşirem beni buradaki sorumlu hemşireye teslim ettikten sonra ayrılıyor.

***

Yeni hemşirem biraz “suratsız” ama konuşmaya başladığı andan itibaren çok iyi biri olduğunu anlayabiliyorum. Hasta bekleme odasında fıtık ameliyatı olacak biriyle beraber bekliyoruz.

Diğer görevliler rutin işlerini hallediyorlar.

Benim kafamda büyüttüğüm ve düşüne düşüne harap olduğum ortam onların her gün gelip gittikleri ekmek kapıları. Olağan işlerini gayet normal bir biçimde sürdürüyorlar.

Üşümeye devam ediyorum. Ellerim titriyor. Ameliyat sırası bekleyen diğer kişi üstümü örtmemi öneriyor. Yeşil ameliyat örtüleri çok sıcak bir görüntüye sahip değiller.

Kısa bir sürenin ardından ameliyat hemşiresi ayrı bir bölümün kapısı önünde başka bir görevliye seslenip beni o kişiye emanet ediyor. Upuzun bir koridorda 7–8 tane ameliyat odası yan yana ve kapıları yok.

6 numaralı ameliyat odasında ameliyat olacağımı öğreniyorum. 6 numaralı odaya geçene dek koridordaki diğer odaların içine göz ucuyla bakıyorum. Birinde göbeği görünen bir kadın diğerinde göğsünde çalışılan bir hasta ameliyat ediliyor.

Son durağa çok az kaldı. 6 numaralı odada doktorum hariç tüm ameliyat görevlileri beni bekliyorlar.

Ameliyat masasına uzanıyorum. Tepemde güçlü ışıklar ve çevremde bir sürü insan.

Yavaşta doğrultularak oturur pozisyona geçiyorum.

Belden iğne yapacaklar. Daha önce defalarca duyduğum ve beni fazlasıyla korkutan bu iğneyi az sonra olacağım. Üç kişi tutarken belden iğne içime giriyor. Biraz daha içime doğru girerken saldığı morfin sebebiyle sıcaklık katıyor.

Tahmini yarım dakika boyunca içimde kalan iğne yavaş yavaş dışarı çıkarken belimden aşağıya parmak uçlarıma doğru sıcaklık inmeye devam ediyor.

Belden aşağım felç oldu!

Hiçbir şey hissetmiyorum. Başımdaki gençten bir uzaman sürekli konuşarak benimle iletişim kuruyor. İyi de oluyor.

Doktorum geliyor. “Adamım nasılsın?” şeklindeki girişiyle kesip biçme işlemleri başlıyor.

Önümdeki yeşil örtüyü kaldırabilirler mi diye sorsam da kaldıramayacakları cevabını alıyorum. Hastalara kendi ameliyatları izletilmezmiş.

Zamanın nasıl geçtiği ya heyecandan ya da başka bir ilaç vesilesiyle anlaşılamıyor.

Bitti işin denilerek sedye ile yoğun bakıma kaldırılıyorum. Suratsız ve kötü imajını beynime kazıdığım her bir hemşire gerçekten çok iyi ve ilgili çalışıyorlar.

Hemşirelere dair tüm önyargılarım kırılıyor. Odamın hazırlanması bitene dek yoğun bakımda kalıyorum. Üşüme sürecim devam ediyor. Bağıran çağıran inleyen ve ameliyattan çıkan diğer hastalar moral bozsa da ameliyattan kurtuluyorum artık.

Bundan sonrası belden aşağımın çözülmesi ve başlayan ağrılarla zehir olacak…

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2163
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster