Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '17

 
Kategori
Spor
 

Affet Bizi Naim

O güzel yüz, o kâkülü havalandıran üflemeler, o tam halteri kaldırış anında sonuna kadar açılan ağız... Naim o kadar büyüktü ki, rakipleri onun olduğu turnuvalarda en fazla ikinci olabileceklerini bilir ve bundan asla gocunmazlardı.

İlk saniyesinden sonuncusuna kadar heyecanın hiç eksik olmadığı bir film Naim Süleymanoğlu’nun öyküsü. Dünyanın en dişli gizli servislerinden biri olan “DS”nin elinden kaçırılan (kaçırılan derken, aslında buna katı asimilasyondan kurtarma demek gerek), 1988’de Kardiff’te kazandığı üç altınla bizi sevindirmekle kalmayıp o dönemler kimsenin ilgi göstermediği halter sporunun ayağa kalkmasını sağlayan bir küçük dev adam…

1988’de, Seul’de ilk olimpiyat zaferini 6 dünya, 9 olimpiyat rekoru ile yakalayan ve Türkiye’ye güreş dışında ilk kez bir olimpiyat şampiyonluğu kazandıran cep herkülü…

1992 Barselona Olimpiyatları’nı da cebinden çıkaran Naim’in, 1996’da Atlanta’da, Yunan Leonidis ile girdiği altın madalya mücadelesi, olimpiyattan ayrı, başlı başına tarihi bir yarım saat oldu. O çekişmeyi izleyip de unutan kimse olmasa gerek. Ve aynı Leonidis dün, o en büyük rakibi ama aynı zamanda en iyi arkadaşlarından biri olan Naim’i son yolculuğuna uğurlamak için Fatih’teydi.

Naim Süleymanoğlu, sadece bize sayısız madalya ve sevinç kazandıran bir sporcu değil aynı zamanda olimpiyatların üç amacından (daha hızlı, daha yüksek ve daha güçlü) biri olan daha güçlünün simgesiydi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Naim’in ne kadar önemli bir değer olduğunu biliyordu ve ona bu şerefi verdi. Zira bu seviyede bir başarı asla kolay olmaz. Hatta bu başarı için zor kelimesi bile yetersiz kalır. Onun için çok fedakârlık etmeniz, acı çekmeniz gerekir. Gecenin ortasında kalkıp saatlerce antrenman yapacak kadar çok çalışmak, etraftaki onca olumsuzluğa karşın bırakmamak ve tabiri caizse tüm hayatınızı bu işe adamak…

Süleymanoğlu’nun başarılarını alt alta yazmaya gerek yok. Zaten o, değil 46, sadece bir dünya rekoru kırmış olsa da dünyanın sayılı sporcuları arasına girer ama önemli olan bizim ona gereken değeri verip vermediğimiz. Açık söyleyeyim, ben bu yazıyı yazmak için Süleymanoğlu ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmaya çalıştığımda onun ne kadar büyük bir efsane olduğunu daha iyi anladım. Peki, bunu neden o hayattayken anlamadık, anlatmadık veya anlayamadık?

Ona ağırlığınca altın yerine keşke hak ettiği itibarın onda birini verebilmiş, hayatının son yıllarını olabilecek en mutlu şekilde geçirmesini sağlayabilmiş olsaydık. Bugün en büyük rakibi onun tabutunu öpüyor, arkasından kimse kötü bir şey söylemiyor ve yerli yabancı herkes onun için üzülüyorsa Naim o çok şey sığdırdığı hayatında yapılacak her şeyi doğru yapmış demektir. Umarım biz de toplum olarak Naim’e gösteremediğimiz vefayı diğer hak edenlere gösteririz; bunu onun kadar hak edecek ikinci bir sporcu çıkacağından emin olmasam da.

can.nizamoglu@gmail.com.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 772
Toplam yorum
: 416
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1436
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster