Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '16

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
143
 

Ağlama Diyarbakır!

Ağlama Diyarbakır!
 

1 yaşına girdiğim gün babamın "zorunlu" tayini Diyarbakır'a çıkmıştı.

Burada 5 yaşına kadar yaşadığımdan dolayı hatıralarım kısıtlı. Zaten polis lojmanının içinde sınırlı bir yaşam sürüyorsunuz. Her gece gökyüzünü aydınlatan silah sesleri, gündüz şehit cenazeleri, minibüste adamların "Daaakapıı, cazevi" diye bağırması ve parkta oynadığım oyunlar. 90'larda doğuda memur çocuğu olmak...
 
İçimde ukteydi Diyar-ı Bekir. Polis lojmanı içinde uzak kaldığım Amed'i özgürce gezmek istiyordum. Terörün en azgın dönemlerinde yaşadığım anıların dışında hatırlamak istiyordum bu şehri.
 
1 ay önce aldık bileti ve gitme vaktini heyecanla bekliyordum. Diyarbakır'a kavuşmama 1 hafta kala Tahir Elçi öldürüldü. Olayları televizyondan izledim. Maalesef Diyarbakır doksanlara geri dönmüştü.
 
UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde olan 9000 yıllık geçmişe sahip Çin Seddi'nden sonra dünyanın 2. en uzun suru... Diyarbakır'ın kalbi; SUR İlçesi'nde polis barikatları bizi karşıladı ve sokağa çıkma yasağından dolayı giremedik.
 
Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Osmanlılar ve 30'a yakın uygarlık hüküm süren güzel diyar da biz birlikte yaşayamadık!
 
Dağkapı, Mardin Kapı, Hamamlar, Hanlar, Çarşılar, Kilise ve Ulucami.
 
Hayalimdeki yerleri göremeden döndük. Diyarbakır'ın meşhur ciğer ve kadayıfını tarihin içerisinde değil de Ofis ilçesinde içimiz buruk olarak yedik. Peki ya Sur'da yaşayan aileler? Son günlerde 6 bin kişi olaylardan dolayı kalbini burada bırakıp hüzünlü olarak başka yerlere göç etti.  
 
Kimse mutlu değil ve bu durum oranın gerçek sahiplerini etkiliyor. Sur'a gittim ve polis barikatından geçemedim. Barikatın tam karşısında Şehit Emniyet Müdürü Gaffar Okkan adına yapılan Anadolu Lisesi vardı. Oturdum ve düşündüm. Barikatın arkasında değil de karşısında olunca insan daha rahat görüyormuş! 
 
Diyarbakır'ı gezdiğimiz süre boyunca helikopter sesi bize eşlik etti . Sur'un çevresinde ise çatışma sesleri bizi ürküttü. Sur'a giremedik bari Yenişehir'de devlet hastanesinin çevresinde çay içelim dedik fakat açık yer bulamadık. Esnaf kan ağlıyor, kaç gündür kepenk açamıyor. Çarşılar, hanlar, hamamlar hepsi kapalı. Hastane ise çok sessizdi kimse yoktu çevresinde.  Hele çocuklar... Göremedim Amed'in çocuklarını.  Ne oynayan vardı ne bağıran ne de gezen. Sizsiz çok sessiz ve ısssızdı buralar... Çocuk seslerini duyamadan şehirden ayrıldık. 
Beni tek sevindiren olay Diyarbakır'a yakışan yeni bir havalimanı yapılmış. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yurt dışına açılmasını sağlayacakmış. İnşallah o yapı gibi "güzel" olur
Amed'te yaşam.
 
Özgür, kardeş, adil ve demokratik.
 
Geçmişten bugünlere sıkıntılar devam ediyor. Bu olaylar büyük zarar veriyor. Ben inanıyorum her şey çok güzel olacak.
 
Ahmet Kaya'nın dediği gibi:
 
Üzülme sen, üzülme başını öne eğme
Gün olur kavuşuruz, dert etme Diyarbakır
Ağlama sen ağlama kanlı bezler bağlama
Bu yangın söner bir gün, ağlama Diyarbakır
Diyarbakır yolunda eşlik eden Welat ve Rona, Amed'te yardımcı olan Gülbahar ve Şenay'a teşekkür ederim.
 
Anıl Sural
twitter.com/AnilSural
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, hoş geldiniz. Sadece Diyarbakır değil, ülkemin her köşesi ağlıyor haketmediğimiz tüm yaşanılanlara. Umut etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Yakında bu cılız umutların da yok olması endişesini taşıyorum...Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 23.03.2016 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1455
Kayıt tarihi
: 20.02.16
 
 

11 Ağustos 1990 Amasya doğumludur. Diyarbakır, Karabük, Sakarya, Orlando - Florida, Trieste ve İs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster