Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
236
 

Ah şu son altı ayımız!

Alti ayı aşkın bir zamandır süregelen şu Corona (covid 19) gunlerinde dogal olarak hepimiz zaman zaman hüzünleniyor, kaygılara kapılıyor ve sıkılıyoruz! "Eski normal" günlerimizi arıyor, hayatin akışı içinde o günleri anımsatan bazi kareleri tekrar yakalayabildigimiz anlarda ise anlık da olsa hoş duygulara kapılabiliyoruz. Sicak yaz günlerinin Eylül'ün ayından da rol çaldığı bu günlerde yarı nemli avuçlarımızla bu kareler aracılığıyla yine de hayata tutunmaya çalışıyoruz. Kah çalışarak, kâh dinlenerek, kah severek, kah sevilerek... Bazen de nitelikli oyalanmalarla...
 
Evet, son altı aydır son derece olağanüstü günler yaşıyoruz. Keza bu "Covid 19 pandemisi "sanki görünmez, sinsi bir savaş ya da doğal felaket" hali gibi maalesef. Uzunca bir süredir gerek yaşam pratıklerimiz gerekse medya yoğunluğu ile de hissettiğimiz algı bu yönde... Durumun nasıl gelişeceği, nereye doğru evrileceği, olabildiğince kontrol altına alındığında-ya da alınamazsa- nasıl bir dünya ve yaşamla karşılaşacağımız hususu ise büyük bir belirsizlik taşımakta! Bir yandan konforlu kentli coğunluk II. Dünya Savaşı sonrası unuttuğu "dünyanın gerçekten tehlikeli bir yer olduğu" gerçeği ile yüzleşirken, bazı kesimler ise uzun vadede bu durumun içinde yasadığımız aşırı tüketime, gösterişe dayalı, doğayı (tüm diğer canlıları, epidemisi. florası, atmosferi vb. ile) acımasızca tahrip etmeye yönelik yoz sistemin -o yöndeki alışkanlıklarla birlikte- iyice dizginlenebilmesi açısından bir umut taşıdığı düşüncesinde...
 
Bilineceği üzere insan psikolojisinin kolay kolay üstesinden gelemediği durumların en başta gelenlerinden biri de "süreğen bir belirsizlik duygusudur". Bu nedenlede eski hayatlarımızı avuçlarımızın içinde taşımaya çalıştığımız berrak bir su birikimi gibi düşünürsek onca sıkıntıya karşın parmaklarımızı aralamaya hiç gelmiyor... O zaman bir de bakarız ki su akmış ve üzerinde sadece hafif bir ıslaklık hatta nem kalıvermiş. O da kısa bir süreliğine...
 
Biyolojimize, sosyalliğimize ve psikolojimize zorunlu bir şekilde dayatılan "yeni normalin" içlerine doğru elimizde olmadan hizla çekiliyoruz. Bu ise, teorik olarak yöntemi ve şekli konusunda hepimizin az çok fikir -ve artık pratik- sahibi olduğu gibi, ilişkiler ve dış ortam açısından son derece yalıtımlı, bu durumun tekno dijital eylemlerle dengelenmeye çalışıldığı, çok yakın çevremiz dışında oldukça "insansız", başta temizlik ve sağlık kaygısı olmak üzere birçok gündelik yaşam önceliğimizin değiştiği bir "zor(un)lu normal". Doğal olarak bu durum karşısında ruhumuz ve zihnimiz, açılan Pandoranın kutusunda son kalan - ve "eski normale" sinsice göz kırpan "umut" ile C. Bukowski'nin ünlü bir sözü arasında çaresizce salınmakta: "Dünyaya mutlu olmaya gelmediğini kabul etmeye başladığında mutlu oluyorsun!"
 
Ama biz yine de olabildiğince "normal" kalmaya çalışalım. Freud'un "Normal insan sizce kime denir?" sorusuna verdiği yanıt son derece kısa ve net:"Bir insan çalışabiliyor ve sevebiliyorsa normaldır."
 
O nedenle öncellikle huzurlu ve ruhumuza uygun bir şekilde çalışmayı ve sevmeyi hiç bırakmayalım.
 
Ya sizce?
 
İ.Ersin Kabaoğlu,
 
23 Eylul 2020, Ankara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu son altı ay çok kötü geçti. Koronadan dolayı hayat çekilmez oldu. Hep yalnız kaldık... Biran evvel geçmesini diliyorum...Size sağlık günler diliyorum....

Abdülkadir Güler 
 13.10.2020 3:45
Cevap :
Maalesef değerli yazarım, maalesef. Fakat insanlık tarihindeki çok daha kötu salgınları, savaşları, kıtlık ve diğer doğal afetleri anımsayarak bunun da üstesinden gelineceğine olan inancımızı korumamız gerek. Genel olarak bilime ve özel olarak da sağlık bilimlerine olan inanç ve güvenimizi de sabırla, moralle yüksek tutarak...Ben de size sağlıklı günler diliyorum kıymetli yazarım.  14.10.2020 23:52
 

Ben pek normal hayattan yana değilim. Normal kelimesini de sevmiyorum. Hayat bu istemediğimiz hatta kötü şeyler olacak. Bizim elimizle olmasın. Bir diğeri iyi şeyler de olsun.

Kerim Korkut 
 06.10.2020 9:23
Cevap :
Zamana ve ve mekana göre bu denli değişken bir sözcük olan "normal" hakkındaki yorumunuzda haklılık payı var kıymetli yazarım. Dileğinize gönülden katılıyorum. "Hayatlarımızda iyi şeyler de olsun".  09.10.2020 15:56
 

Nefes aldıkça, çalışmaya, sevmeye ve paylaşmaya devam. Bugünlerin üstesinden geleceğiz ama zamana ve bilince ihtiyacımız var. Güzel bir paylaşım, emeğinize sağlık. Selamlar

Sündüs Akkaya 
 29.09.2020 23:04
Cevap :
Evet değerli yazarım yorumunuzda belirttiğiniz gibi "zaman" ve "bilince" ihtiyaç var. Ama tüm dünya "hep birlikte", omuz omuza...Ayrıca blog sayfanızın ilk tanıtım cümlesinde de belirttiğiniz gibi umudumuz o ki;"Bu günlerde gelip geçici.Yalnızca farkındalık gerekli.". İçten teşekkür ve selamlarımla...   30.09.2020 17:09
 

Cevabınız için teşekkür ediyorum ve kesinlikle katılmakla beraber bu dünya da normali hiç bir zaman tutturamadığımıza inanıyorum . İnsan ne zaman ki tümüyle tüm öğreti gelenek ve göreneklerden kurtulacak o zaman normale dönecek ..ama bunu toplum olarak başarmak zor o yüzden bireyler olarak bunu başarırsak belki bin yıl sonra normale dönüp kuşlar gibi maskesiz uçabiliriz ..sevgiyle kalın

jale kasap 
 29.09.2020 11:14
Cevap :
Bu yorumunuz ile de dile getirdiğiniz görüşünüze saygı duyuyor ve ben de öyle olmasını umut ediyorum. Teşekkür ve selamlarımla...  29.09.2020 14:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 338
Toplam yorum
: 3217
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2364
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster