Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
3829
 

Ahlak nedir..?

Ahlak nedir..?
 

Masumiyet


Ahlak, "hulk" kökünden türemiş Arapça asıllı bir kelimedir. Hulk, yaratılış, tabiat demek olduğuna göre, bunun çoğulu olan ahlak da, yaratılış özellikleri, insanın tabiatı, huyu anlamlarına geliyor..

Sözlük anlamı bu olmakla beraber, ahlak, Türkçede iyi huy, güzel davranışlar anlamı kazanmış..

Bu bakımdan iyi huylu olmayan, güzel davranışlarda bulunmayanlara ahlaksız deriz... Aslında herkesin ahlakı vardır, ahlaksız diye bir şey olmaz. İyi veya kötü; şöyle veya böyle...

Mikro anlamda kişilere göre farklı ahlak anlayışları olduğu gibi, makro düzeyde toplumlara göre de farklı ahlak anlayışları vardır.

Her ne kadar, insanlığın asgari müşterekler diyebileceğimiz "ortak ahlaki değerleri" bulunsa da, yine de toplumların din, kültür ve yaşama biçimlerine göre oluşmuş kendilerine özgü ahlak yapıları olur..

Yani Türk insanının makro düzeyde bir ahlaki yapısı vardır ve bu diyelim ki İngiliz'in ahlaki yapısıyla uyuşmayan özellikler gösterir.

Bu farklılıklar aile hayatından, cemiyet hayatına kadar bir çok cephede kendini gösterir. Bu anlamda, ahlakı da kategorize ederiz; İş ahlakı, ticari ahlak, mesleki ahlak... gibi.

Sosyologların uzlaştığı bir esas da şudur;ahlak anlayışları temel olarak toplumların "dini değerleri"ne dayanır. Örfi, kültürel hatta coğrafi değerler de buna katkı sağlar.

Batı ahlakı da temellerini esas itibariyle "Hiristiyanlık" dininden alır. Tabi, bugünkü hristiyanlığın ahlaki yapısının ne kadar "İsevi" olduğu tartışmalı olsa da..

Bizim ahlakımızın temellerinde de dinimiz yani "İslamiyet" vardır. Dolayısıyla, Hristiyan Batı ile Müslüman Doğu arasında temelleri din farklılığından ortaya çıkan ahlaki yapı farklılıkları bulunmaktadır.

Aile hayatlarında, içtimai yaşantıda bunları görmek mümkündür. Ne kadar dejenere olmuş olursa olsun, o haliyle bile Türk aile yapısı, Avrupa aile yapısıyla önemli farlılıklar gösterir.

Bütün bunlar doğaldır. Her toplum kendi ahlaki değerleri üzerinden yaşar gider..

Doğal olmayan bunlar arasındaki geçişler yani etkilenen taraf bakımından ortaya çıkan "dejenerasyon" dur.

Biz Batı ahlakı karşısında bunu yaşadık, yaşıyoruz.. Batının bize ihraç ettiği, ya da bizim gönüllü olarak ithal ettiğimiz yaşama tarzı, aslında bir doku uyumsuzluğuna yol açıyor. Bu uyumsuzluk dengelerimizi bozuyor. Hem kişisel, hem ailevi ve hem de toplumsal anlamda..

Üstelik bu "bozulma" dan çoğumuz şikayet ediyoruz.Ancak iş bozulmanın nedenleri aramaya gelince, yine felsefemiz, yine önyargılarımız devreye giriyor.

Başbakan Erdoğan, Avrupaya tahsile giden öğrencilere, "biz geçmişte Batının ahlakını aldık, ilmini ve fennini almamız gerekirken!", uyarısını yapınca her gün şikayet ettiğimiz sosyal bozulmaları, kişisel ahlaksızlaşmalarımızı unuttuk ve yine siyasi çıkışlar yaptık.

Belki de, Batıdan almamız gereken asıl ahlaki kuralı alamadığımızdan olacak;yine söylenene değil, söyleyene baktık. Yine önyargılı siyasi mülahazalarımızla değerlendirmeler yaptık.

Oysa, özellikle AB süreci yaşanırken, Batıya karşı "ulusalcı" bir direniş sergileyenler, Başbakan'ın bu çıkışını kendi iddialarına bir destek ve Başbakan açısından da bir "tezat" olarak ileri sürmeliydiler.. En azından böyle bir çıkış sergilemeliydiler..

Ama bu olmadı.. Madem ki sen söylüyorsun, bu yanlıştır, ön yargısı yine aklıselimi alt etti.

Keşke Avrupadan biraz ahlak alsaydık. Hiç değilse Avrupalının "doğruya doğru" diyebilen, her fikre açık demokratik dürüstlüğünü..

O zaman belki de bu kadar anlamsız ve sonuçsuz tartışmalar yapmıyor olurduk..!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahlak=kendi değerlerine, inandıklarına uygun yaşamaktır. Hırsız, hırsız gibi. Namuslu, namuslu gibi. Fransız ihtilalini bilmeyenimiz yoktur. Sultan Vahdettin "hain" Olduğunu da! Fransız ihtilali, hürriyet, eşitlik, kardeşlik getirdiği söylenmektedir. Böyle öğrenmedik mi? El cevap; Öğrendik. Şimdi batı için Fransız ihtilali bir dönüm noktası mıdır? Elbette. Başlayalım; Fransızlar Cezayir de ne yaptı? Oraya hürriyet götürdü! AB, üçüncü dünya ülkeleri için ne yaptı? Vize koyarak onlara eşitlik sağladı! Amerika Irak için ne yaptı? Irak'a kardeşlik duygularını götürdü! Batı ne demişti? Hürriyet, Eşitlik, kardeşlik. Ahlak neydi? Kendi inandıklarına uygun yaşamak. Şimdi batı ahlaklı mı? Değil mi? Cevap; Ahlak..., Sağlıcakla kalınız. Pardon, unuttuk! Sultan Vahdettin'in ne ilgisi vardı konu ile? Her şeyi de, ben anlatmayayım. Bilenler bilmeyenlere anlatıversin.

Canmehmet 
 27.01.2008 22:55
 

Bireylerin, dinlerini tamamlamak, Allah yolunda aktivitelerini arttırmak amacı ile hesapladıkları evlilikler, toplumsal yozlaşmadan etkilenmiş, çiftlerin birbirlerine karşı tavırlarında problemler yaşanmaya başlamıştır. Erkeğin ataerkil olan örften etkilenerek, kadın üzerinde baskı kurmaya çalışması, onu yokmuş gibi hareket etmesi, "Ey iman edenler" ilahi çağrısına kadınında muhatap olduğunu unutarak, eşinin daha iyi bir kul olması yönündeki çabalarına engel olması bu sorunlardan bazılarıdır. Bunun yanında kadınında, günümüz fitnelerinden olan feminizm rüzgarından etkilenerek başına buyruk bir hal alması, erkeğine karşı onu kaile almayan saygısızca tavırları, fiziksel yapı ve fıtratı gereği Allah(c.c.) tarafından sorumlu ve gözetici olan erkeğin bu özelliğini sindiremeyerek kendisini de bu işlerde rakip olarak görmesi aile içi huzursuzluğu arttırmaktadır.Bunların hiçbiri islam ahlakından olmayan şeylerdir.biz kendi değerlerimize sahip cıkmadığımız sürece bu çöküntü devam edecektir.

kemal turan turran 
 27.01.2008 0:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4269
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 796
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster