Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1398
 

Akdeniz'de gizli bir cennet: Kaş

Akdeniz'de gizli bir cennet: Kaş
 

Antalya’da bir gece konakladıktan sonra sabahın erken saatlerinde, kaldığımız tesisten ayrılıp sekiz günlük ikinci uzun mola yerimiz olan Kaş’a doğru hareket ettik. Çok enteresan ama o erken sabah saatlerinde dahi dayanılmaz bir nemli-sıcak hakimdi Antalya’ya. Sürekli burada yaşayanlara sabırlar diledim içimden.


Antalya’dan Kemer’e doğru çıktık ama bu güzergah hiç de şehirlerarası bir yol gibi değil malum. Kısa mesafe aralıklarında sürekli yanan trafik lambaları, tatil köyü ve beldelerine dönen kavşaklar ve o kavşaklardaki onlarca tur ve servis otobüsü, yoğun trafik akışı ile şehir içinde gider gibi yol alarak, dur-kalklarla Kemer’i de geçtik.


Kemer’den sonra Finike ve Kale geliyordu, Kaş’a varmazdan önce. Ha bir de Noel Baba’nın memleketi Demre tabi. Özellikle Finike-Kaş arasındaki güzergah gerçekten sürücüler için zor bir etap. Oldukça dikkatli ve usta olmak gerekiyor.


Bizler, defalarca kat ettiğimiz Mordoğan-Karaburun yoluna zor, dönemeçli ve tehlikeli derken bu bölge çok daha dikkat gerektiren ama bir o kadar da doğal güzelliklerle dolu bir yol olarak kayıtlarıma geçti.


Kaş’a gelip de çok yukarılardan aşağıya kent merkezine doğru inişe geçtiğinizde, yörenin; yüksek dağ ve tepelerin yeşili ile engin Akdeniz’in masmaviliği arasına sıkışıp kalmış bir yeryüzü cenneti olduğunu anlamanız hiç de zor olmuyor. Ve daha ilk dakikadan iyi ki de buradayım diyorsunuz.


Kaş’la ilgili genelde duyduklarımız, orada denize girilecek bir yer olmadığı, tatilde Kaş’a gidip de ne yapılacağı yönünde görüşler olmuştu bugüne dek. Durum öyle değil, yavaş yavaş geliyorum sadede.


Kaş merkezinde diyebileceğimiz yerler olarak, denize girilebilecek üç bölgesi mevcut kentin. Bunlar Çukurbağ Yarımadası, Küçükçakıl ve Büyükçakıl Plajları. Ama asıl bir başka cennet köşe daha farklı bir yerde, oraya da geleceğim.


Kaş’a ulaşıp da otelimize yerleştiğimiz ilk gün, günü de büyük oranda yediğimiz için, o çok gizli cennet köşeye gitmeyi ertesi güne erteleyip, yakındaki Büyükçakıl Plaj’ını tercih ettik. Aracınızla beş dakikalık bir mesafede şehir merkezine.


Büyükçakıl, genelde dalgalı ve adını aldığı oldukça büyük taşlardan oluşan bir sahile sahip. Şöyle ağız tadıyla yüzebileceğiniz bir yer değil yani.


Hemen solunuzdaki yüksek dağlardan süzülüp Kaş’a konan, onlarca yamaç paraşütçüsünü izlemek şezlongunuzda, Büyükçakıl denizine girmekten çok daha eğlenceli ve enteresan olabilir bence. Yöre, ciddi anlamda bir yamaç paraşütçülüğü merkezi tıpkı dalgıçlık ve su altı fotoğrafçılığının olduğu gibi.


Kaş ile ilgili anlatılacak daha çok şey var, devam edeceğiz efendim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakirdi o zaman ve çok daha güzel. Kaş (benim bildiğime göre) dünyanın nem oranı sıfır tek yeriymiş, ne kadar doğru bilmiyorum. Umarım Kekova ve Kaputaş a gitmişsinizdir. Kaş çok betonlaştı :(

sedataydın 
 30.08.2007 1:42
Cevap :
Her ikisine de ve daha pek çok yere gittim Sayın Aydın. Onları da sırayla ve yeri geldikçe yazacağım ama araya başka konular girdikçe öteliyorum. Hoşçakalınız.  30.08.2007 19:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 923
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3606
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster