Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
794
 

AKP ve Erdoğan severlere bir çift söz

Gözlemlenebiliyor, başta danışmanları olmak üzere Erdoğan ve AKP severler Taksim Gezi Parkı'ndan memleket geneline yayılan bu protestolara şaşkınlık ve öfkeyle bakıp "işin içinde iş!" olduğunu söylüyorlar... Bunu sonunda iktidarı devirme amaçlı bir komplo olduğunu iddia ediyorlar, yaşam tarzları, anlayışları, müzikleri protesto tarzları kendilerine uymadığı için bu insanları Erdoğan'a uyup, marjinal, ayyaş, ahlaksız, çapulcu vb. olarak nitelendiriyorlar. En çok da gösteriler sırasında meydana gelen kamu malı veya özel taşıt vb. meydana gelen hasar görüntülerinin ve yararlanan "üniformalı polislerin" görüntülerini ön plana çıkararak protestocuların tümünü kamu düşmanı çapulcu gösteriyorlar.
 
Buna karşılık açıklayamadıkları bir şey var, göstericiler partileri bile reddediyor ve ne orduya çağrı yapıyor ne de hükümet alaşağı edilsin diyorlar. Öncelikle polisin demokratik gösteri ve protesto hakkına karşı ölçüsüz şiddet ve gaz kullanmasına karşı direniyorlar, Polis bastırıyor, insanlar karşı koyuyor, bu sırada kimi yerde bina cam ve taşıtların aydınlatma direklerinin hasara uğradığı, ufak tefek yangın olaylarının çıktığı görülüyor; ancak yapılması hiç de zor olmadığı halde bu insanlar mesela Fransa, Almanya ve en son Türkiye'de PKK yandaşlarının yaptığı gibi araba yakma vb. sistemli bir tahribat eylemine girişmiyor. Yani bu insanların birincil ve yaygın amacı kamu malına zarar vermek değil... Polisi linç etmek hiç değil. Ortaya çıkan çatışma görüntüleri baştan beri polisin yaygın ve sistemli şekilde aşırı şiddet ve gaz kullanmasının yarattığı tepkiyle ilgilidir. Hükümet temsilcisi burada hükümetin yanlışlarını kabul etmiş ve özür dilemiştir.
 
Ama en önemlisi protestucular başta Erdoğan'a ve AKP hükümetine paldır küldür çıkardıkları yasalar, bu yasaları kamuyla paylaşırken bizzat başbakanın ağzından çıkan hakaretamiz laflar, dayatmacılık gibi şeylere isyan edip bu üslup ve tavırların değişmesini istiyorlar. Bunun dışında hükümetin cumhuriyetin kurucularına karşı takındığı akıl almaz nankörce  tavır, anti laik ve özgürlükleri kısıtlayıcı söylem ve yasaları, yaygın HES, termik santral projelerinde çevre ve insanı tamamen dışlayıcı sırf rantı ön plana çıkaran tutumu, kamu kuruluşlarının apar topar özelliştirilmesi, yabancılara satılması, Suriye politikası ve Reyhanlı saldırısı sonrası ortaya çıkan politika Uludere / Roboski olayının sorumlularının ortaya çıkarılmaması, hükümetin bunlarda hiç bir sorumluluk üstlenmemesi gibi protesto konuları ön plana çıkıyor.
 
Erdoğan ve AKP taraftarlarının arkasına sığındığı hükümet ve başbakana son seçimlerde verilen oy oranıdır. Yani hükümetin ekonomik başarıları ortada, karnınız doyuyor, biz yüzde 50 bundan memnunuz  siz ne konuşuyorsunuz, oturun seçimleri bekleyin diyorlar. Buna karşılık unutmasınlar ki Türkiye'de ilk kez bu tarz yaygın bir protesto eylemi oluyor ve bu bir tesadüf değil, AKP'nin ERdoğan'ın 10 yılı aşkın bir iktidar dönemine denk geliyor. Öyleyse şapkayı önelerine koyup ufak tefek hasar fotoğraflarının arkasına sığınmayıp, Erdoğan ve hükümetin nerede hata yaptığını sorgulamalıdırlar. 
 
Türkiye insanı kanaatkardır, sokağa dökülmeye bayılmıyor, nasıl oluyor da hükümet ve başbakan bunu tetikliyor sorusuna yanıt bulmalıdırlar. Eğer bunu yapmazlarsa gidişatın nereye varacağını kestirmek güç, başarıları kadar başarısızlıkları da hükümetin kendi politikalarının ürünüdür. Sorumluğu başkalarına yükleyip, biz yüzde elliyiz gerisi hikaye söylemini bir yana bırakmalıdırlar, gerekirse oy verenleri de kendi protestolarını yaparak hükümeti yanlış politikalarına karşı uyarmalıdırlar (bunun yapılabilirliğini mesela ABD'nin Irak'a yapacağı askeri müdaheleye Türkiye'nin vereceği destekle ilgili tezekere olayında ortaya koydular, sonuç da alındı).
 
Taraftarları başbakana bilhassa protestocu olsalar bile toplumun diğer yarısına öfke duymadıklarını, saldırmamak için zor zaptedilmediklerini, Erdoğan'n ağzından çıkacak iki  çift lafla evlernde oturmakdıklarını, Gökçek'in iddia ettiği gibi birilerini bir kaşık suda boğmak istemediklerini ifade edip göstermelidirler.  Bu tutum protestoculara öfke duymaktan daha  yapıcı bir tavırdır ve memleketin hayrınadır. Başka Türkiye yok, birbirimize kulak verip sahip çıkmalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merak buyurmayın; tepki vermez isek, bir iki adım sonra 12 Eylül öncesindeyiz. Bir de, bu yakıp yıkanları masum göstermeniz, tüm suçu polise yüklemeniz var ya, gerçekten gülümsetiyor insanı.

Bir tutam hayat 
 19.06.2013 9:33
Cevap :
Bu "12 Eylül öncesine dönme" klişesi, korkutma aracı, umacısı, artık ne derseniz iyice unutulmuştu, kullanılsa da artık kimse yemezdi... tahmin ediyorum ki siz de o eski kuşakdan darbeyi onaylayanlardan, ya bilerek ya da bilmeyerek darbeyi hazırlayan süreçleri göz ardı eden birisiniz. O darbe öncesi süreç bizzat darbeyi yapmak isteyenler tarafından tasarlanmış bir provakasyon ve çatışma dönemiydi. Bir günde gelip darbe yapıp her şeyi bitirdiler. Bugünkü olayların da bir tür darbe getirmesi hatta o ölçüde olmasa bile getirdiği de söylenebilir (her dönemin darbesi kendine özgü, hiç biri diğerine benzemez). Ama olayın büyümesine, yayılmasına yine bu erk sahipleri sebep oldu (kısmen özrünü de dilediler). Ben yakılma yıkılma olayları iyi şeylerdir demiyorum, ama genelde gösterilerin birinci amacının şiddet, kamu ve özel mala zarar verme olmadığını vurguluyorum; yazıda bunun emarelerini gösteriyorum. Birilerinin planlı ve kasıtlı bu işleri yaptığı tespit edilirse yakalansın, cezası verilsin.  19.06.2013 14:38
 

Bugüne kadar AKP'ye oy vermedim, bugünden sonra da vermeyi düşünmüyorum. Çünkü kendi başarılarıyla övünmeyi severken başarısızlıklarını da muhalefetin üzerine atıyorlar. Başbakan "76 Milyonu ayırt etmedik" derken diğer yandan da eylemcileri "çapulcu" diye suçlayabiliyor. Bu bir çelişki değil midir? Bir insan başbakan koltuğunda oturuyorsa o koltuğu borçlu olduğu ülke kurucusuna da saygısını gösterecek. Bu Recep Tayyip Erdoğan için de geçerli, geçmiş ve gelecek başbakanlar için de. Sağlıcakla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 09.06.2013 0:07
Cevap :
Katılıyorum, değerli görüş, yorum ve katkınız için teşekkürler.  10.06.2013 0:11
 

Çok kolay bir iş değil o istediğiniz. 1980 öncesini yaşayan bir insan olarak, tüm masumiyet angajmanlarına rağmen, milletin malına zarar veren, yollara barikat kuran, ateş yakan, çeşitli yaralayıcı maddeler atan, insanların yaşama hürriyetini engelleyen insanlara asla sempati ile bakmam mümkün değildir. Yakıp yıkacaksın, sonra da sempatik görünmek için hurda otobüsü kütüphane yapacaksın. İyi senaryo.

Bir tutam hayat 
 08.06.2013 19:54
Cevap :
Her şey bir avuç insanın ağaç koruma eylemiyle başladı. Güvenlik güçleri hükümetten gelen emirle insanlara acımasızca saldırdı. Bu görüntüler halk tarafından fark edilince vatandaş örgütsüz/plansız biçimde, doğal tepkiyle olay yerine ulaşmaya çabaladı bunun da aynı şiddetle karşılık bulması ülke genelinde tepki eylemlerine neden oldu ve her defasında güvenlik güçlerinin şiddetli müdaheleleri sırasında yukarıda belirttiğiniz, eylemci insanların bile tasvip etmediği olaylar meydana gelmiştir. Hükümet bu konudaki kusurunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Gönül isterdiki hükümet işin başında insanları bunlar marijinal çevrecilerdir diye hakir görüp Allah ne verdiyse üzerlerine şiddetle abanmasaydı da olaylar bu boyuta gelmeseydi. Üstelik bu olayda göstericilerin en ufak silah vb. alet kullandıklarını görmedik, duymadık. 12 Eylül öncesinde olduğu gibi örgütlü adam öldürme, yaralama, ateşli silahla tarama vb. görülmedi. Olayların 12 eylül öncesine benzer bir yanı yok. İnsaf diyorum.  09.06.2013 2:02
 

Az önce okuduğum yazının üzerine yazınız çok iyi geldi.Tşk. ederim. Mantıklı ve sakin doğru..Şükür yani..Selamlarımla.

Tülay EKER 
 06.06.2013 15:36
Cevap :
Selam, sevindim, sevgiler :)  06.06.2013 16:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1301
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster