Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1394
 

Allah'ın evinde misafir olmak (1)

Allah'ın evinde misafir olmak (1)
 

Mekke'de deveye binmek


Allahın evinde misafir olmak (1)


Ümre yolculuğundan yeni geldim. Gördüklerim hissettiklerim aklımdayken sizlerle benim bakış açımdan paylaşmak istedim. Hatalarım eksikliklerim olursa da şimdiden sizlerden özür dilerim. Yolculuğu geriye doğru sarıp başından itibaren sizlerle paylaşacağım.


Küçüklüğümden beri kutsal toprakları hep merak etmişimdir. Bize öğretilen oralara yaşlanınca gitmemiz gerektiği idi. Bu dünyadaki işlerini bitireceksin ölmene yakında oralara gidip günahlarından arınıp öyle gideceksin bu dünyadan. Eğer oralarda ölürsende cennete gidileceğiydi. Etrafıma baktığımda hep gidenler 60, 70, 80 yaşlarına gelmiş kişilerdi. Benim babamın dedeleri, büyük dedeleri o zamanlar Mekke ve Medine’ye develerle altı ay süren bir yolculuk ile bu görevlerini tamamlamışlardı. Bizde babamla birlikte bu yolculuğa çıkarak zinciri tamamlamış olduk.


Bizim işimiz çok daha kolaydı. Bizim öyle uzun zamanlara ihtiyacımız yoktu artık uçak yolculuğu ile uzaklar çok yakınlaşmıştı. Bizler onların çektiği çileleri çekmeyecektik. Karar noktasından sonra gitmek bize de nasip oldu. Nasip diyorum çünkü Allahın daveti ile onun evinde ancak misafir olabiliyorduk. Güç, para bunlar çok önemsiz şeylerdi. Osmanlı padişahlarının gerek Mekke’de gerekse Medine’de birçok hizmetleri ve eserleri olmuştur. En son 1900 yılında yapımına başlanan ve 1908’de Medineye ulaşan Hicaz demiryolu ile Medine-İstanbul arasında bağlantı kurulmuştur. O zamanın şartlarında 8.000 km yolun böylesine kısa sürede bitirilmesi çok büyük bir başarıdır. I. Dünya savaşının sonunda Osmanlı Devletinin bölgeden çekilmesinin ardından hicaz demiryolu atıl hale gelmiştir. Bugün yeniden canlandırılmaya çalışılan Hicaz demiryolunun son durağı olan Medine’deki istasyon binasıyla yanındaki Osmanlı tarzı cami hala ayaktadır. Fakat Osmanlı padihşanlarının onca hizmetine, onca zenginliklerine rağmen hiçbir Osmanlı padişahına ne ümre nede hac nasip olmamıştir.


Gitme tarihi yaklaşırken içimde müthiş bir heyacan hissediyordum. Bir yandan da oralarda ne yenir, ne giyilir merak ediyorum. İnternetten hergün Mekke ve Medinenin sıcaklık değerlerini takip ediyorum. Hac malzemesi satan mağazaları ziyaret ediyorum. Uzun kollu ve şile bezi tipi gömlek alma konusunda ikna oldum. Resimleri inceliyorum hiç tişört kısa kollu gömlek giyeni göremiyorum. Demek ki sıcaktan kolları korumak gerek diye düşünüyorum. Pantolon için de rahat ve cepleri olan ince pamuklu iki tane spor model alıyorum. Sıra ayakkabıda, araştırıyorum gidenlerden bilgi alıyorum. Terlikle uzun yol yürümek çok mümkün degil. Bir yaz Antalya gezisinden biliyorum 40 derece sıcakta ayaklar terle birlikte yara olabiliyor. Piyasa ceyonun sandaletlerini tavsiye ediyor. Nihayet aradığımı buluyorum. Kanada patentli crocs. Yaklaşık 150 gram. Yani ayakkabı yastık kadar hafif; çok yumuşak ve rahat. Ayrıca özel delikleri ile hava dolaşımı sağlayıp, ayakları serin tutuyor. Asla kaymıyor; ıslaklık ve leke tutmuyor. Ortopedik özelliğinin yanında, anti-bakteriyel ve koku önleyici niteliklere sahip. Yeterince iç giysi de aldıktan sonra her şey tamam derken iki eksiğimi daha fark ediyorum. Bir tanesi kabede tavaf ederken bir patik yada çok ince bir ayakkabı lazım. Tecrübe sahiplerinden Kabe’de tavaf ederken mermerlerin ek yerlerinin topuklarda çatlamaya neden olabileceğini öğreniyorum. İkinci eksiğim doktoruma danışmam gerektiği. Önce menetjit aşımı oldum sıcaklarda ne olur ne olmaz diye zaten zorunluymuş. Sonra yanıma antibiyotik, ağrı kesici, ishal kesici de aldıktan sonra fiziksel hazırlıklar tamam sayılır artık.


Geriye manevi olarak hazırlanmak kalıyor. Gitmeden önce dostlarımdan helalik almak işini de yavaş yavaş hallediyorum. Sağ olsun hakkını helal etmeyen olmadı hiç. İşyerinden de izinlerimi aldım. Bazı arkadaşlarımdan biliyorum bu gitme olayını çok gizlerler, açıklarlarsa kendileri hakkında farklı yorumlar yapacaklarından çok çekinirler. Ama benim hiç öyle bir çekincem olmadı. Herkese göğsümü gere gere söyledim. Sonuçta yaptığım iş gizlenmesi gereken bir yolculuk değildi.


Şimdilik bu kadar tabi daha devam edeceğim sizlerin ilgisi doğrultusunda yolculuğun hepsini anlatmayı düşünüyorum.


Sevgiyle kalın

Alahattin Öztekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüm yazılarınızda olduğu gibi bu yazınızda da gizli kalmış gerçekleri yazmışsınız. Bende annem ve babamı yolladım 2 sene önce haca ve gerçekten genç yaşta gidilmesi gerektiğini onlarda söylediler. Orada Endonezyalılar çok genç yaşta hacagidiyormuşlar. Hatta Hac vazifesiniz yapmadan evlenemiyorlarmış. Tabiki bukadar olması şart değil ama dinimize inanıyor ve dinimizi yaşıyorsak genç yaşta gidip oraları görmek ve havasını solumak gerektiğine bende inanıyorum. Babamın söylediğine göre daha uçak mekke ye yaklaşınca uçağın içinde dahi güzel bir koku hissettiklerini söylediler. Ben herzaman bir kere gidipte tekrar gidenlere kızardım. Oraya yatıracakları paraları yardıma vermelerini isterdim . Ancak babam ve annem oraların havasını soluduktan sonra tekrar gitmeyi ve öğrendikleri için daha güzel kutsal yerleri gezmek istediklerini söylediler. İnşallah yüce Rabbim arzulayan herkese nasip eder.

Asiye Görmez 
 26.05.2008 18:51
Cevap :
merhaba Asiye hanım yazdıklarınıza katılıyorum. Bazı endenozyalılarla balayına bile oralara gittikleri oluyor. Onlar buraları ziyarette neler yapılacak 3 ile 12 ay arasında okuluna gidip sertifika alıp oyle geliyorlarmış. Bende çok gidenlerin niye gittiklerini anlayamazdım, ta ki oraları göresiye kadar oyle birşey ki o Kabe ve Medine kendine sizi mıknatıs gibi çekiyor ayrılamıyorwsunuz oralardan. Evet o koku muhteşem bir koku cennetten bir koku. Kabede başınız donüyor Medinede peygamberin mezarının oldugu camıde hissediyorsunuz onun kokusunu Bir yere kadar anlatabiliyorsunuz ondan sonrasını yaşamak hissetmek gerekiyor. katkınız için çok teşekkür ederim  27.05.2008 8:29
 

Allah isteyen herkese nasip etsin bu yolculuğu, gerçekten çok ama çok özel duygular hissettiğinizden eminim kutsal yerlerde. Bunları sizin kaleminizden okumak benim için büyük bir zevk.Sevgi ve saygılarımla...

_E...A_ 
 28.04.2008 14:09
Cevap :
Teşekkür ederim Esra hanım Kabe'de tüm dostlarımında oralara yolculukları nasip olsun diye bir duada bulundum. Bu yazılarımı okuyup gitmek isteyenlere de nasip olsun diyorum ve Allahtan evinde misafir etmesini diliyorum. Ben orada bu duayı yaptıktan sonra çok ilginçtir üç arkadaşım ben gelir gelmez gittiler. Şimdi oralardalar:) iki arkadaşıma da hac çıktı. Gitmeye niyetlenenlerin sayısında çok ilginç bir artış var. Bakalım digerlerini de bekliyorum. Sevgiler  29.04.2008 9:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5032
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster