Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '19

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
29
 

Amadeus

Başucu filmlerimin başında bir filmdir Amadeus.

Çok sevdiğim sanatçılardan biri olan Mozart’ı anlatır biraz eksik olsa da zira filmde Mozart’ın çocukluğunda babasıyla yaptığı uzun yolcululuklardan ve kız kardeşi Nannerl’den bahsedilmez. Babasıyla saraylarda verdikleri konserler hakkında kısa bir anlatım geçer o kadar. Özellikle de kız kardeşi ile sık sık mektuplaşmaları birçok kitaba konu olmuştur. Mozart’ın küfürlü şakaları ve absürt tarzı da yine biyografik romanlarda yer alır. Çok zeki ve komik bir adammış Mozart. Komik ve neşeli yanını filmde de görüyoruz. Benim gibi tersten konuşma huyunu da… Ayrıca dışarıdan gayet düzgün konuşuyorum merak etmeyin…

Yine okuduğum biyografik eserlerde babası Leopold’ün oğlu üzerindeki baskıdan söz edilir ki filmde de bunu görüyoruz. Mozart aynı zamanda Farmasondur (Hürmason) bu yapı için; siyasi hedefler barındıran, anglosakson ve İskoç soylularının girdiği bir oluşum diyebiliriz. O dönemin şartlarında belki de dâhil olması gerekiyordu. Gerekiyordu dememin nedeni Mozart gibi “deli” bir müzik dâhisinin bu tip şeylere iltifat etmeyeceğini düşündüğümdendir. Ve belki de bu yüzden yalnız öldü ve kimsesizler mezarlığına gömüldü!

Tüm Oscar’ları toplamış, ödüllere doyamamış 3 saatlik filmimize dönersem, film dönemin saray bestecisi olan Salieri’nin intihara teşebbüsüyle başlıyor. Boğazını kesiyor ve ilk müdahalenin hemen ardından insanların kırbaçla “uslandığı” bir tımarhaneye kapatılıyor…  İntihar ederken Mozart’ı öldürdüğünü söylüyor ki gerçek hayatta da Mozart’ın ölümü tam bir sır. 3 sebep var bence; ateşli hastalık (ki filmde ölüm sebebi hastalıktır), Sihirli Flüt (detaya girmeyelim), Mozart’ı kıskanan Salieri…

Bir peder ziyaretine gidiyor Salieri’nin. Tımarhanenin köhne bir odasında piyanosuyla baş başa bulur Salieri’yi. Yaşlı bedeni piyanosunun başında olsa da ruhu yıllar öncesinde süzülen yaşlı bir adam görürüz karşımızda.  

Yıllar öncesinden kalma gömleğinin dantel gipürlü kol ağzından dışarı taşan yaşlı parmakları piyanonun tuşlarında geziniyor bestecinin… Zaman zaman kralın iltifatlarına mazhar olmuş bu saray bestecisi Peder’e bakıyor aynı zamanda kibirli ve umutsuzca… Murray Abraham rolünün hakkını fazlasıyla veriyor burada.

Besteci Tanrı’ya inanmaz hale gelmiştir zira ona göre Mozart gibi şımarık bir soytarıya verilmiş o devasa yetenek hiç de Tanrı işi değildir dolayısıyla burada Tanrı’nın adaletinden söz edilemez. Söz etmediğine ve sorguladığına göre sonuç ortadadır. Pederi küçük bir sınavdan geçirir. Önce kendi bestesini çalar, Pedere bunu hatırladın mı der, peder hatırlamaz hemen ardından Mozart’ın bir bestesini çalar ve peder hemen hatırlar. İşte Salieri’yi deli eden şey tam da budur. Hatırlanmaması gereken bir adama verilen yeteneğin neticesidir bu! Ona göre Mozart bir sürüngendir. Bu nefretinden/kıskançlığından ötürü Salieri töhmet altında kalmıştır hep. Acaba Mozart’ı gerçekten de o mu zehirlemişti? Peder Salieri’ye “Tanrı’nın gözünde herkes eşittir” der bunun üzerine Salieri’nin verdiği cevap manidardır;” acaba mı?” Peder Salieri’nin bu sözünün ardından onu günah çıkarmaya davet eder. O an Salieri kibre dair tüm silahlarını kuşanır, bunu yüzünün her noktasında görebilirsiniz. Özellikle de bakışlarında.

Salieri sarayda bir besteci olma hayaliyle yetişmiş biridir ve yine hayal kurduğu bir günde Tanrı’ya bu isteğini yerine getirdiği takdirde asla evlenmemeye söz verir. Sözünde de durur bir sopranoya âşık olmasına rağmen. Ve işin kötüsü o soprano Mozart’a âşıktır. Salieri delirmesin de kim delirsin!

Ve Mozart Viyana’ya gelir müziğini çalmak için. İlk konçertosunu 4 yaşında bestelemiş, ilk senfonisini 7 yaşında ve tüm bir operayı 12 yaşında bestelemiş birini ağırlayacaktı Salzburg Başpiskopos Sarayı. Salieri’nin Mozart’la mücadelesi de o gün başlar!

Filmin sonlarında Requiem’i bestelediğini de görürüz. Bitiremeden öldüğü harika bestesi. Kalan kısmını öğrencilerinden birinin tamamladığını biliyorum.

Sırlarla dolu bir hayat ve kimsesizler mezarlığında biten trajik son. Bu filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 105
Kayıt tarihi
: 24.10.17
 
 

Ege'li biri... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster