Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
500
 

Anayasa değişikliği

Başbakan kendisine ‘Recep bey’ denilmesinden yakınıyor. Bir de, halk oylamasının seçim havasına dönüşü, içeriğinin açıklanmamasından gocunuyor.

İki konuda da haklıdır belki. Oysa, ismin sonuna eklenen o ‘bey’ sıfatı ne anlam taşıyor olmalı, isme saygı ve onur katmaktan öte... Yakınlarımız bize ismimizle hitab eder, pek samimi olmayanlar ise ‘Yalçın bey, Recep bey, Hüseyin bey’ diyerek bize itibar gözterirler. Diğer ülkelerde de aynı kaide geçerli: Almanlar ‘herr’, Fransızlar ‘monsieur’, İngilizler ‘sir, vs.’ diyerek, herkes birbirine karşı nezaket gösterir. Peki nedir o zaman Başbakanın ‘bey’ sözcüğünden yakınması.

Selcuklu’nun dağılmasıyla Anadolu’da kurulan devletciklerin başında ‘bey’ler vardı ve o devletciklerin her biri bir ‘beylik’ti. Örneğin, Karamanoğlu ve genişleyen Osmanlı beyliklerinin arasında kalan Yalvaç beyliğinin başında Yakup bey vardı. ‘Bey’ sıfatı o dönemde en büyük değer ve itibar işaretiyken, günümüzde toplumun fertleri arasında fark gözetilmeden, herkezden herkeze gösterilen bir itibar ve saygı sıfatı. Yoksa, Tanrının kulu Başbakan eşitsizlikten mi yana? Yurtdaşlara eşit yaklaşım kuralını, kendisine gelince küçük mü görüyor? Onu halktan ayıran, farkedemediğimiz üstün meziyetleri mi var, bilelim. Kendisine yakışan lâkabı söylesin, buyursun, biz de ona uyalım! Adalet ve Kalkınma Partisi’ne, bundan böyle AKP yerine AK Parti denilmesi buyruğundaki gibi...

Anayasa değişikliğinin içinde ne varsa halka açıklanmalı. Başbakan bu konuda, muhalefetin beceriksizliğinden şikayetci. O zaman Başbakan bu görevi kendisi yükümlenmeli. Değişikliğin içeriğini en iyi bilen kuşkusuz onu hazırlayandır.

Olmaz, olmaz demeyin! Çünkü Başbakan artık tecrübe sahibi. Bakın, hangi konu umut söylemleriyle kaşındırıldıysa iltahaplı yaralar halinde karşımızda. Birkaç örnek: ‘Bu fırsat kaçırılmamalı’ diyerek yola çıkılan ‘Kürt açılımı’; Pandora’nın kapağını aralayan ‘Ermeni açılımı’ (kapak artık kapanmıyor, sızıntı var); Zapsu’nun ‘Bu adamı delikten süpürmeyin’ hamlesine rağmen Türkiye’nin kenara itilerek, ABD’nin artık İsrail, Yunanistan, Kıbrıs ve Arap yarım adasına yaklaşımı.

Bakmışsınız, geçirdiği bu tecrübelerden bilge kişiliğe erişen Başbakan Anayasa değişikliğinin gerçek amacını samimiyetle açıklıyor: ‘Biz bu Anayasa değişikliğini, demokrasinin vazgeçilmez unsuru gibi gösterilen ‘kuvvetler ayrılığı’ prensibini ortadan kaldırmak amacıyla hazırladık. Bunlar arasında meclisteki çoğunlumuzun izni alınmadan partilerin kapatılamayacağı maddesi de vardı. Ne yazık, yeterli oyu alamadı ve bu madde paketten düştü. Şükürler olsun, amacımızı gerçekleştirecek iki maddemiz kaldı. Halk oylamasına EVET derseniz, bilin ki demokraside olmazsa olmaz diye adlandırılan Yargı Gücünü, elimizde bulundurduğumuz Yasama ve Yürütmenin emrine vermiş olacaksınız. Böylece her kararımıza, her uygulamamıza, yok bu Anayasyamıza aykırıymış, yok efendim bakalım Danıştay neye karar verecekmiş gibi nedenlerle, karşımıza çıkarılan zorluklar son bulacaktır. Çünkü Yargı Gücü, eğer kalmışsa, Yasama ve Yürütme Gücünün altında kalacaktır. Karar sizin’ dese....

Bu çetin AKP sınavında, eğer Başbakan yukarıdaki konuşma örneğindeki gibi gerçeği seçmenlere açıklayabilseydi, halk indinde ‘bey’, ‘sayın’, falan’ın çok ötesinde, en büyük mertebeye ulaşırdı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster