Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '19

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
128
 

Antalya

"Antalya hiç şüphesiz ki dünyanın en güzel yeridir."          

         Büyük önder Atatürk'ün 1930 yılının ilkbaharında ilk kez Antalya'yı gördüğünde; denizin maviliği ile dağların yeşilinin günün son ışıklarıyla birlikte aldığı renk değişimini izlerken "Antalya hiç şüphesiz ki dünyanın en güzel yeridir." demiştir. Hiç şüphesiz öyleydi. İnsanı dinlendiren doğasıyla bu sözü hak ediyordu.

         Bugün 2,5 milyon olan nüfusuyla, şehir merkezinde tüketilen yeşiliyle, betonlaşan mimarisiyle ayni duyguları paylaşmak zorlaşıyor. Bir şehrin değerini artıran büyük ve pahalı binaları veya trafiği çözdüğü düşünülen ama bir yılda işlevlerini tüketen üst yollar değildir. Bir şehri değerli kılan o şehre kimliğini kazandıran kültürüdür. Bir şehrin kimliği insanların anılarını paylaştıkları meydanlarıdır. Bir şehrin önemli alanları kamusal alanlardır. Yani meydanları, parkları, yollarıdır. Bir şehrin meydanları sosyal hayatın işlendiği dokusudur. Bu sosyal hayat birden fazla insanların bir araya gelerek bir kimlik oluşturmasını sağlar. Bir şehrin kimliği; gelenekselleşen festivalleridir. Tarihi yapılarıdır. İnsanların çevre bilinçleriyle korunan doğası, yaşanabilir alanları, paylaşılan değerleridir. Bir şehrin kimliğini yalnızca deniziyle sınırlarsanız onu fakirleştirirsiniz. Onun zenginliği insanların kültürünün şehrin kimliğine eklenmesiyle sağlanır.

         Antalya son 20 yıldır kentleşmiyor adeta yağmalanıyor. Betonlaşan şehir sürekli yeşil örtüsünü kaybediyor. Hızlı göç alması, yabancı ilgisi şehri acımasızca binalarla boğmaya devam ediyor. Her bina yeşili azaltırken şehrin ısınmasına katkıda bulunuyor. Biraz daha beton daha fazla çöp demek. Daha fazla ısı demek. Daha fazla araç demek. Ekzoz gazı demek. Azalan her yeşil alan, daha az yağmur demek. Daha az oksijen demek. Daha az yaşam alanı demek. Beton yığınları ile büyürken doğasıyla, yeşil alanlarıyla, yaşanılabilen olmaktan hızla uzaklaşarak aslında fakirleştiriyoruz. Doğal yapısıyla tarihi ve medeniyetleriyle dünyanın nadir yerlerinden biri olan Antalya'nın insanların gezip döndükleri yer değil, hafızalarında kalacak değerlerin de oluşturulması gerekir. Bunu sağlayacak olan şehre kimliğini kazandıracak kamusal alanlar ve bunlara kendi kültürünü işlemiş vatandaşlarıdır. Kent kültürü o kentin yaşayanları dışında oluşturulamaz. Paris neoklasik mimarisiyle, galerileriyle, büyük parklarıyla insanların gezerken modayı ve sanatı da yaşaması sağlanır. Paris kimliğini modanın ve sanatın merkezi olarak duyurur. Venedik'te, Roma da gezerken romantizmi nostaljiyi yaşarsın. Bunlar şehirleri oluşturulan hikayelerle bütünleştirilerek şehre bir kimlik kazandırır.

           Dünyada bisiklet kullanımı açısından böyle mükemmel bir şehir göremezsiniz. Coğrafi yapısıyla, iklimiyle yılın 12 ayında bisiklet kullanılacak etkinlik düzenlenebilecek alanlarıyla mükemmel bir yer. Fransa da 106 yıldır uluslararası bisiklet festivali düzenleniyor. Antalya'nın doğal yapısıyla, denizi, tarihi mekanları, ormanlık alanlarıyla oradaki parkurdan daha mükemmel olmasına rağmen bizim böyle bir etkinlik yapamamamız üzücüdür. Bunun 200 yıllık bir geleneğe bağlı bir kültürden geldiğini biliyorum. Ama her şeyi yeniden keşfedemeyiz. Antalya şehir merkezi bir uçtan bir uca 40 km kadardır. Engebeli olmayan yapısı bisiklet kullanımını teşvik için uygundur. Ne yazık ki böylesine uygun bir şehirde sadece sahil hattında bir bisiklet yolu mevcuttur. Şehrin iklimi ve trafik sorununu rahatlatmak acısından bulunmaz bir araçtır. Avrupa'nın en fazla bisiklet kullanan şehirleri sıralamasında (bu uygun şartlara rağmen) Antalya sıralamada yoktur. İşte bir şehrin kimliğini oluşturmak o şehirde yaşayanların doğaya, insanlara verdiği önemle oluşturulan evrensel kültürle tamamlanır. Doğayı ve çevreyi önemsemeyen insanlar doğru değerler oluşturamazlar. Atatürk'ün o güzel sözünü devam ettirmek için, hepimizin üzerine düşen çok şey var.

 

Özkan ŞANAL 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 366
Kayıt tarihi
: 11.08.16
 
 

Anadolu Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği mezunu, otuz sekiz senelik öğretmenim.  Eğitim, öğretim f..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster