Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
8680
 

Arkadaşlar Arasında

ARKADAŞLAR ARASINDA

Yazarı: İpek Ongun

Kitabın Özeti:

Bu kitap, Serra adında bir genç kızın günlüğünden oluşmaktadır. Serra ile annesi İzmir’de yaşıyorlardı. Daha sonra annesine gelen bir iş teklifi nedeniyle İstanbul'da Boğaz’a yerleştiler. Önce Serra yeni okula başlayacağı ve yeni arkadaşlar edinmesi gerektiği için bir sıkıntı yaşadı. Yeni arkadaşlar edinemeyeceğini düşünerek bazı kötü arkadaşlarının eline alet oldu. İstemediği halde onların isteklerini yerine getirdi. Böylece Serra, yeni arkadaşlar edinmenin zorluğunu yaşarken kendisine güvenmeyi öğrendi. Annesi ona, 'kendine inanmak zorundasın, aksi halde her zaman sana el uzatacak birini beklersin, ' demişti. Böylece Serra kendi ağırlığını ortaya koyarak iyi arkadaşlar edindi.

Lise 1. sınıfının en iyi öğretmenlerinden biri olan Mualla Hanımın sayesinde Serra ve arkadaşları 'düşünme'nin önemini anladılar. Mualla Hanım okul için çok yararlı bir öğretmendir. Çocukları hafta sonlarında çeşitli bale, tiyatro ve operalara götürmektedir. Ayrıca okulun güzelleştirilmesine katkıda bulunmuştur.

İlk Ders

Serra ve arkadaşları Mualla Hamın sayesinde, en başta ‘düşünmenin önemini’ anladılar. Mualla Hanım, lise 1/C sınıfının en iyi öğretmenlerinden biridir.

Mualla Hanım, okul için çok yararlı bir öğretmendir. Çocukları hafta sonlarında çeşitli bale, tiyatro ve operalara götürmektedir.

Muallla Hanım ilk dersine girdiğinde, Suphi adlı öğrencinin tahtaya komiklik olsun diye yazdığı duvar yazısına (İstikbalimiz göklerdeydi, ozon tabakası delinince düştü vb.) karşılık “Anladığım kadarıyla, şakacı bir sınıfla karşı karşıyayım, ” gibi, yumuşak bir söz söylüyor. Ardından yazıyı kimin yazdığını sorar ve Suphi’ye bakarak, 'Sen bunları bulmak için bayağı uğraşıyorsun galiba, ' diyor.

İlk derste tanışma esnasında Suphi, yine kendini tanıtan herkesin ilgi alanını söylüyor. Onlar konuşurken Mualla öğretmen de, öğrencileriyle ilgili notlar alıyor. Tanışma faslından sonra öğrencilerden kağıt çıkarmasını ve içlerinden geçenleri bu kağıda yazmalarını istiyor. Dersin sonunda yırtıp atacaklarını bu yüzden herhangi bir konuda özgürce ne düşündüklerini çekinmeden yazmalarını söylüyor. Kağıdı kimse okumayacak, not falan da yok, diyor.

Serra ilk dersten sonra Mualla Hanım'ı, Öğretmen değil de üniversiteli bir genç kıza benziyor. Kocaman gümüş kolye ve sallantılı gümüş küpeler. Baştan aşağı siyah giyinmiş ve bu siyah giysilerin üstünde gümüş kolyesi hoş duruyor. Öğretmen olsam, onun gibi olmak isterim, diyor Serra.

İkinci Ders

Bu derste Mualla Hanım sınıfıyla dönem ödevi hakkında konuşuyor. Herkes seçtiği yazar hakkında araştırma yaptıktan sonra, kuru kuru okumayacak bir eserini seçip, ondan bir bölümü piyesle sunacak, diyor. Bu konuda iş bölümünü öneriyor. Mesela bir kişi araştırma, diğeri dekor, kostümler, bir başkası fon müziği falan. Sınıfta nasıl müzik çalacaklarını soran öğrencilere kendi kasetçalarını getireceğini söylüyor. Bu ödevle ilgili olarak 'düş gücünü harekete geçirme' diye nitelendiriyor. Hep aynı şeyleri yaparsanız ilerleyemezsiniz. Eğer başarılı olursak dönem ödevlerini tüm okulun önünde sergiler, yeni bir gelenek başlatmış oluruz, diyor.

Tahtaya bir söz yazıyor. 'Sıradan bir eylem yapan bile, eğer daha iyisini yapma çabası içine girerse, yaratıcılığa dönüşür (John Updike).

Üçüncü Son Saatleri

Haftanın son dersinde öğrenciler, isteksiz bir şekilde Türkçe alıştırmalar beklerken, Mualla Hanım sınıfa bu saatte müzik dinleteceğini söylüyor. Müzik hoş sürpriz oluyor. Herkes müzik seçimi konusunda farklı isimler söylüyor (Mustafa Sandal, Bryan Adams vb.). Mualla Hanım ise: 'Madem müziği ben getirdim, şimdilik benim isteğimi dinleyeceksiniz. Mozart'ın Kırkıncı Senfonisi'ni çalıyor ve bununla ilgili bilgi veriyor: “18. yüz yılda yaşamış Mozart, 4 yaşında harika biçimde kemen ve piyano çalar, besteler yapar. Alkol ve kumara düşkünlüğünden, 36 yaşında yoksulluk içinde ölür, ” diyor. Bu kadar bilgeden sonra müziği dinlemelerini ve dinledikten sonra duygularını yazıp getirmelerini istiyor. Bu saatten sonra öğrencilerle beraber her haftanın son saatlerini “serbest saat” olarak belirliyorlar.

Serbest Saat

Bu derste, küçük çocukların hoşlanabileceği bir şiir, bir öykü yazmalarını ya da resimler yapmalarını istiyor. Öğrenciler dosya kâğıtlarını kitap boyunda kesecek, yazıları kâğıtlara yazacak ya da resimleyeceklerdir. İşleri bitince zımbayla tutturarak gerçek bir kitaba benzemesini sağlayacaklardır. Cumartesi sabahı Çocuk Esirgeme Kurumunu ziyaret edip onlara yazdıklarını okuyacak ve el emeklerini armağan edeceklerdir. Sınıfta bu çalışma yapılırken Mualla Hanım öğrencilere İdil Biret’in piyanosundan, bir eser -Kenter tiyatrosu salıncakta iki kişi- dinletir.

Serbest Saat

Hafta sonları Cumartesi veya Pazar tiyatro, opera, bale, müze gibi yerlerden birine gitme kararı aldılar. Mualla Hanım, “Önce gidip görelim, sonra aramızda tartışalım. Çeşitli etkinliklerin yaşandığı bir kentteyiz (İstanbul), Bu etkinliklere katılmamamız ne büyük ayıp diyor.”

Çocuk Esirgeme Kurumunu ziyaretten sonra öğrenciler arasında tekrar burayı ziyaret etmek isteyenler -Serra, Sıla gibi- vardır. Bunlar arkadaşlarına, evde kullanmadığımız oyuncaklar, kitaplar, giysiler vb. şeyler varsa getirmelerini istiyorlar. Bu arada Serra'nın annesi (banka müdürü), bankanın küçük çocuklar için hazırladığı kitap ve dergi paketlerini de getiriyor.

Serra annesine, senin beni götürmen gereken yerlere Mualla Hanım götürüyor, diyor.

Serbest Saat

Beethoven’in, Dokuzuncu Senfonisi’ni dinliyorlar. Beethoven çocukluğu acılar içinde geçmiş. Onu sömüren, ona kötü davranan bir babası var. Babası, oğlunun yeteneğini kullanarak para kazanmaktan başka bir düşüncesi olmayan ayyaşın biridir. Beethoven, babasının dövmesi üzerine sağır oluyor.

Bu hafta sonu öğrenciler, Devlet Tiyatrosunda Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç müzikholine gidecekler. Hafta sonu bu etkinliklere sınıfın hepsi katılıyor fakat, Cüneyt adlı öğrenci katılmak istemediğini söylüyor. Sebebini pek söyleyemiyor. Mualla Hanım anlıyor ve biletleri almak için birine ihtiyaç olduğunu, bu iş için de Cüneyt i görevlendirdiğini ve bu yaptığı emeğinin karşılığında bir bileti ona hediye edeceğini söylüyor. Böylece Cüneyt de kendini dışlanmış hissetmiyor, Özgüven sağlıyor.

Serbest Saat

Lorel Hardy (Şişkoyla Sıska) öğretmenler odasında izleniyor.

Serra öğretmenine okulları için düşündüğü çevre düzenlemesi fikrinden bahsediyor. Bunun üzerine okulda sarmaşıklar almak için yiyecek satıyorlar.

Tüm sınıfların izlemesi için piyes hazırlıyorlar.

Okulun giriş kapısının önüne, kağıtların israf olmaması için iki kutu koyuyorlar.

Serbest Saat

Sınıfça öğretmenleriyle sohbet ediyorlar. Ders dışı etkinliklerin, sanat ve kültürün insanı çirkinliklerden koruduğu, güzelliklere yönlendirdiği, spor, hobiler vb. konular konuşuluyor.

Mualla Hanım okulun güzelleştirilmesine katkıda bulunuyor.

Okulun geri kalan zamanlarında, okulu güzelleştirme derneği çalışmalarını sürdürüyor. Renkli, desenli çöp kutuları, koridorda resimler... Müdür Bey ile konuşulup, iş bölümü yapılıyor.

Kültür ve Edebiyat Kolu, Münazara, kitap, şiir okumaları yapıyor, piyesler sahneliyor.

Okulda zil sesi yerine sevdikleri şarkılar çalınıyor.

Öğrencileri Mualla Hanım'a, ''Değerli bir öğretmenin teşvikleri bir öğrencinin yaşamını değiştirebilir. Siz de bizim yaşamımızı değiştirdiniz, '' diyorlar.

Yorum:

Kitap, en başta dostlukları anlatmaktadır. Bu dostluklar arasında akıllı, olgun, bilgili, eğitim yönünden kendini yetiştirmiş bir öğretmenin öğrencileriyle, ayrı ayrı ilgilenmesi tamamlayıcı bir unsur. Bu kitap, birçok olaydan ders alınmasını sağlar. Öğretmen adaylarının ve bilakis öğretmenlerin okuması gereken bir kitaptır. Mualla Öğretmenin öğrencileriyle yaptığı etkinlikler ve ders işleme yöntemi, bence hiçbir öğretmene uzak değildir. Mualla Hanım, örnek alınması gereken bir şahsiyettir.


Sonuç:

Gençler, duyarak değil, görerek, etkinliklerin içinde yer alarak öğrenmek isterler. En etkili öğrenme/öğretme yöntemi de budur.

İkbal Büyükbaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 415
Toplam yorum
: 275
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1881
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi Planlaması ve Ekonomisi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster