Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
487
 

Aşk Cenneti

Aşk Cenneti
 

Gidişinin bilmem kaçıncı kışı ya da yazı bu? Zaman artık benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Bu yüzdendir ki yarın yok bana. Sadece seninle dolu yüreğimden aldığım sen nefesleri hissediyorum hayata dair . 

Yorulmuş kalbim beklemekten, bundandır sen adlı geçirdiğim kriz. Kollarımın uyuşmasını hissettim önce, nefes alamadım, ellerimin kontrol edemediğim titreyişi, kalbime bir hançer saplandı sanki ölmek bu muydu ya da ne kadar yaklaşmıştım seninle olan sonsuzluğa? Sensiz kabus günlerimin gözlerimdeki film şeridi hayaliyle, artık canımı yakmayan uykuya teslim ettim gözlerimi ve tüm bedenimi… 

Seninle fiziksel ayrılığımızın acısı yakmıyor benliğimi. Çünkü biliyorum aldığın her nefeste benim seni içime soluduğum gibi sen de ben soluyorsun… Nerede olursan ol yaşadığını bilmek kalbimin her atışında seni hissetmek sonsuz umutlu bekleyişimin tesellisi oldu. İnanmıştım yüreklerimizin bir gün vuslat gecesini yaşayacağına. Hayır kendimi kandırmıyorum. Çünkü tanıyorum seni ve ebedi aşkımızı... 

Tek korkumdu sensizliği yaşamak. Sensiz şehirde kalmam diye düşünür, çantası sırtında bir seyyah olarak hayal ederdim kendimi. Vardığım her şehirde seni aramak, seni hissetmek hayat denen sahnede oynadığım yeni rolüm olurdu yine sana dair. Oldu da sevgili ben yüreği elinde bir keşiş seni arıyorum yıllardır kent, kent, sokak, sokak! Soluduğum hava sen kokmuyorsa anlıyordum o anda işim yok benim orada. Zaman kaybetmek yok yola devam, demek aşkım daha çok uzaklarda…. 

Evet buradasın eminim. Kalbimi acıtmıyor nefesimİ, sen misin yoksa özlemimin bana oynadığı oyun mu? Hayır kokun burada bu nefes senin nefesin….. Hissediyorum seni sevgilim! Gözlerimden akan tuzlu yaşlarıma engel olamıyorum. Seninle kavuşmamızın hayaline dayanmayan bu yürek. O anı kaldırabilir mi meçhul? Olsun, kavuşmak olsunda son nefesim gözlerinde kaybolarak, kollarında hayatım son bulsun! 

Acaba evlendin mi? Bana bakan gözler başkasına da aynı aşkla bakmış mıdır? Ya da baba mı oldun acaba? Acıyı en iyi bilirim hele de seninle olanı. Hayır, olmadı sen de benimle aynı acıyı yaşadın yıllarca… Sığdıramazsın ayrılığımızın taçlandırdığı yüreğine başka sevdalar… 

Mutluluk bu mudur diye düşünüyorum? Seninle aynı şehirde aynı havayı solumak! Bir deniz kenarında buluyorum kendimi. Bilirsin severim salaş yerleri. Bir balıkçı kulübesi ve yorgun balıkçı çağırıyor beni. Yüzünde bilgelik ifadesi, belli ki çok vardı anlatacağı şeyi. Tanıyor mu ne beni? Sanki biliyordu aradığımı seni. Şaşkındım hatta korktum. Gök gürlemeye başladı, şimşekler çakıyor, yağmur sanki geçmişi temizlemek için yağıyor… 

Balıkçı ve ben hala otuyoruz gıcırdayan iskemlede bekliyoruz bu fırtınanın dinmesini… O konuşuyor ben dinliyorum ve bekliyorum senin gelişini. Yağmur dindi. Anlayamadığım bir heyecan bastı kalbimi ensemde hissettim nefesini. Dönüp baksam dayanabilir miydim? Güneş masum ve mahcup çıkıyordu bulutların arasından, ben de bir cesaret döndüm baktım arkama, aman Yarabbi bu ne mutluluk? Rüya mı yoksa gerçek mi? Dokunsam kaybolabilir mi? Bakıyorsun gözlerime öylece, yorulmuş senin de yüreğin belli yüzündeki çizgilerinde… 

Güneş daha bir cesur arttık aydınlatıyor çevremizi, peki etrafımızdakiler nereye gitti? Sadece sen ve ben varız ve uçsuz bucaksız bir boşluk… Ellerim ellerine dokunuyor, sanki kalbimin orada atıyor. Hissediyorum hatırladığım o sıcaklığı. Kalbime akıyor bu tanıdık ve özlenen sıcaklık, tüm benliğimi sarıverirken aniden! Konuşmaya bile gerek yok. Çünkü gözlerimizden anlıyoruz yıllarca yaşadıklarımızı, onlar konuşuyor doyumsuzca. Sonra sarılıyoruz birbirimize tenlerimiz yanıyor. Nasıl bir yangın ki bu titremeye başlıyorum ben. Sense daha fazla sıkıyorsun kollarını artık hep varım dercesine… Başımı göğsüne gömüp kokunu içime çektiğimde, öldüm galiba diye düşündüm ve bu da cennetin kokusu, huzur bu olmalı… 

Ellerini saçlarımda hissediyorum, gülümsüyorum. Sanki onca sensiz geçen yıl yaşanmamış. O deniz kenarında doğmuşum, orada yaşamışım ve orada son bulacak bu saadet dolu bekleyiş…. Başım dönmeye başlıyor, kollarına yığılı veriyorum. Gözlerimi açmaya korkuyorum ya yoksan? Gözyaşlarım umarsızca süzülüyor, ellerini hissediyorum yanaklarımda. Hiç değişmemişin diye fısıldıyorsun kulaklarıma hala sulu gözlüsün! Hayatımın ilk ninnisi ve son şarkısı ezelim ve ebediyetim. İşte varsın ve yanımdasın. 

Şimdi huzurla gidiyorum ebediyette ve seni de bekliyorum aşk cennetinde!.... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

-huzur- o ki; size bu yazıyı yazdıran o'andaki gördüğünüz resim , yada hayalinizin size verdiği o anlatım kabiliyetidir sayın yazarım. çok güzel ve abartısız bir yazı, kutlarım sizi. Saygı ve sevgilerimle.

turuncu 
 07.10.2011 0:10
Cevap :
mutlu ettiniz zarif yorumunuzla teşekkür ederim:).  07.10.2011 10:37
 

Derinden hissedilen gerçek bir sevgi ancak bu kadar dile gelebilir sözcüklerde...Bu güzel duyguları sana yaşatabileni de kutlamak gerek...Yaşam güzel, severek yaşamak daha güzel...Yazının en son satırını nedense beğenmedim. Sonsuz mutluluklarına benden de gönül dolusu sevgiler...

Yurdagül Alkan 
 08.09.2011 13:03
Cevap :
Ne mutluluk sizi sayfamda ağırlamak:) teşekkür ederim. Biraz hayal biraz gerçek beğendinize sevindim. Son hakkında da şöyle bir açıklama gtireyim siz, hayata dair her şey bizim için bun da ölüm de var takdir dersiniz. Ama asıl olan dünya da iken yaşadıklarınız ve yaşattıklarınız. Gözlerimizi ebedi saadete gidiş için kapatırken her anlamda kalbimizde olan huzur önemli değil mi?Dilerim herkes vicadının sesiyle ve huzurla göç edenlerden olsun. Sağlıcakla kalın...  08.09.2011 13:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 387
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

1972 Denizli doğumluyum. Milliyet Blog'un kaliteli bir paylaşım yeri olduğunu düşündüğüm için burday..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster