Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
946
 

Aşk sayıklamaları (2)

Aşk sayıklamaları (2)
 

“ Teşbihte hata olmaz” derler. Eşekleri ve bütün hayvanları çok severim. Ama aşksız geçen bir ömrün anlamsızlığını vurgulaması nedeniyle bu fıkranın yazımın başlangıcına uygun olacağını düşündüm.

Adamın biri eşeğini kaybeder ve aramaya çıkar. Ararken cemaate sormak için bir camiye uğrar. O sırada sohbet eden imam;

“Aranızda hiç âşık olmayan var mı?” deyince, biri atılır hemen “Ben” diye.

Eşeğini soran köylüye imam, âşık olmadığını söyleyen adamı göstererek cevap verir;

"İşte eşeğin, tak yularını götür”.

***

Acı, tatlı, mutlu, mutsuz, sıradan günler ve yaşanılmışlıkları bir bir arkamızda bırakırken anıların, yaşanmışlıkların tortusuyla olgunlaşıp, büyüyoruz.

Geçen yıllar belki bedenimizden bazı şeyleri alıp götürüyor. Vücut suyumuz buharlaşıyor, yaşlanıyoruz. Ama zihnimiz varlığımızın farkına varıyor, öğreniyor, biriktiriyor. Bu birikim ruhumuza ve düşüncelerimize yön veriyor. Sorularımız karşılık buluyor. Hayatın zararlı ışınlarından korunmamızı sağlıyor.

Anılar biriktiriyoruz. Güzel anılar. Mutlu ve mutsuz anılar. İçinde sevdiklerimizin, sevmediklerimizin olduğu, iz bırakan anılar. Kişiliğimizi sertleştirip yumuşatan, ruhumuzu dinlendirip yoran anılar.

Bazen de bir iksir arıyoruz geçen zamanın içinde. Yaşamın sonsuz enerjisini damarlarımızda hissedebileceğimiz sihirli bir iksir. “AŞK”

Bu duyguyu kaybetmişsek zamanın bir yerinde, mazohistçe bir zevkle anılarımızın arasından sıyırıp, özlemi ve hayaliyle yaşıyoruz. Mazohistçe diyorum çünkü çoğu zaman aşk hatırası mutsuzluktan, hüzünden zevk alma ile özdeş hale gelebiliyor, tüm yaşanan mutlulukların yanında.

Çağdaş düşünür Bertrand Russel romantik aşk konusunda şöyle diyor; “Romantik aşk, hayatın verebileceği en büyük haz kaynağıdır. Tutkuyla, hayalle ve şefkatle birbirini seven bir kadınla erkek arasındaki bağda, paha biçilmez bir şey vardır. Bunu duymamak insanlar için büyük mutsuzluktur.”

Ve bende devamında ilave edeyim; “En büyük ruhsal fakirliktir”

Saf bir ilgi ve duygu yoğunluğuyla, kafamızdaki aşk şablonuna en uygun kişi, genellikle ilk aşkımızdır. Anıların içinde en derin izleri de ilk aşklar bırakır genellikle. Bu nedenle unutulması zordur ve sonrakiler hep ilkiyle kıyaslanır.

Zaman, her şeyi olduğu gibi aşka bakışımızı da değiştirebilir. Duygularımız ve mantığımız arasındaki bağ zamanla daha sıkılaşır çünkü.

Kimbilir belki de Ayn Rand’ın dediği gibi zamanla “aşk bencil”leşir bizim için de.

Her ne kadar ilk gençlik çağlarında yaşanan ilk aşkımıza bencillik kavramını yakıştıramasak da.

Objektivizm felsefesiyle tanınan düşünür-yazar Ayn Rand “Aşk bencildir” başlıklı makalesinde romantik aşkın karşılıklı olduğunda insanın en büyük ödülü olduğunu söylüyor.

Bence de doğru söylüyor. Ama devamında bu güzel duyguya farklı bir bakış açısıyla yorum getiriyor. Bu yorum içinde katılmadığım yönler var.  Özellikle "Eğer kişiliğiniz yoksa..." diye başlayan cümle. Ve tabi aşk ve mantığı çok fazla yan yana düşünemediğim için de  "hı?" falan dedim ama yine de okunmaya değer buldum yazıyı.

Diğer yandan aşkın bencillik olduğu düşüncesine ise şimdi yani yaşamımın bu döneminde katılıyorum. İlginç bulduğum için Ayn Rand’ın aşk konusundaki düşüncelerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Romantik aşkı tam manasıyla yaşamaya muktedir olabilecek tek insan, bütün ihtirası işi olan adamdır.( Burada Rand çalışma ve başarıyı, üretkenliği hayattaki en yüksek hedef olarak görüyor ve aşkı da ancak bu yüksek hedeflerin sahibine layık görüyor.) Çünkü aşk bir erkeğin veya kadının ifadesidir. İnsan bu değerleri paylaştığı kişiye âşık olur. Eğer insanın açıkça tanımlanmış değerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa başkasını da takdir edemez. “Seni seviyorum” diyebilmek için ilk önce ‘ben’ demeyi bilmek gerekir.

Kişinin kendi mutluluğu en yüksek amaçtır ve fedakârlık gayri ahlakidir. Bu ilke başka herhangi bir konuda olduğundan fazla aşkta geçerlidir. Eğer âşıksanız, bu âşık olduğunuz kişinin siz ve hayatınız açısından büyük kişisel ve bencil bir öneme sahip olduğu anlamına gelir. Eğer kişiliğiniz yoksa, birine aşık olmanız o kişiyle beraber olmaktan ve onun varlığından hiç bir kişisel keyif ve mutluluk almadığınız, olsa olsa onun size olan ihtiyacına acıyarak kendinizi onun isteklerine feda ettiğiniz anlamına gelebilir. Hiç kimsenin böyle bir durumdan dolayı gururunun okşanmayacağını veya böyle bir anlayışı kabul etmeyeceğini belirtmeme gerek yok.

Aşk kendini bir başkası için feda etmek anlamına gelmez. Aşk kendi ihtiyaç ve değerlerinizin en kapsamlı şekilde dışa vurulmasıdır. Aşık olduğunuz insana kendi mutluluğunuz için ihtiyaç duyarsınız ve bu ona bahşedebileceğiniz en büyük iltifat ve onurdur”

Doğru valla ...

Farklı kişilerin düşüncelerinde farklı anlamlara bürünen aşk kavramı sanırım insanlık var oldukça gerek felsefi anlamda gerekse sanata ve duygulara verdiği ilhamla güzelliklerin kaynağı olacak. Uygun adım ve ritmi yakalayabildiği kişilerle de dünya var oldukça dans etmeye devam edecek.

Aşk Sayıklamaları (1) http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=86085

Tijen Taşlı- İzmir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel anlatmışsın.Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 03.05.2008 22:09
Cevap :
Teşekkür ediyorum Özlemciğim :) Ne çok şey söylenmiş aşk için.Ve daha ne çok şey söylenecek değil mi ?  03.05.2008 23:13
 

Eşek hoşaftan ne anlar...Teşhis tam yerinde:))...Aşksız yaşamı olanlara acırım...Boş gelip, boş giderler...Saygıyla...

Mesut Selek 
 30.04.2008 22:03
Cevap :
İnsana dair her duygu insanı bütünler.Ama aşk ruhun estetiğini, inceliğini ortaya çıkarır. İşte belki de bu nedenle aşk potansiyellerini hiç harekete geçiremeyenlere daha kibarca "şanssız" diyoruz:) Güzel yorumunuz için teşekkürler :)  30.04.2008 23:30
 

Aslında sadece kendimizi seviyoruz, her ne yaparsak kendimiz için yapıyoruz. Bir başkasına yardım ederken dahi, neticede bu tür bir davranışın mutluluğumuza, iç benliğimize katkısı olduğunu hissediyoruz.

silik 
 17.04.2008 14:19
Cevap :
Sadece güzel yorumlarını değil, yazıların sayesinde düşüncelerinin de bu sayfalarla bir an önce buluşmasını bekliyorum.Ve seni editörlerimize öneriyorum :)) Teşekkür ediyorum Önder :)  17.04.2008 20:16
 

F. Nietzsche (Artık sağa sola bakmadan tam yazılışını biliyorum:) derki; "Bir şeyi sevmekten söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendini sevmektir.” ALINTIDIR: Acaba Nietzsche’nin dediği gibi, hoşlandığımız, aşık olduğumuz, sevdiğimiz, ait olduğumuzu hissettiğimiz insanın varlığından dolayı bizim kendimizde olan değişimleri, ufak mutluluklarımızı, kendi hayatımızın renklenmesini sevmek midir aşık olmak dedikleri? Hatta bu olumlu şeylerin gerçekleşmesinden dolayı, “sadece” kendimizi sevmek midir? Yoksa insan dedikleri sırf kendi ekseni etrafında yaşayan bir varlık mıdır? Birini sevmesinin nedeni, o kişinin doğru insan olmasından değil de, kendisinden daha çok hoşlanmasına neden olacak olmasından mıdır acaba? Acaba sevdiğimiz kişiden ayrılmak, ilişkiyi bitirmek de artık o kişinin bize eskisi gibi hissettirmemesinden midir? Kendimizden hoşlanma faslı bitince, kendimizden hoşlanmamızı sağlayacak başka birini isteme arzusundan mıdır bu durum?

silik 
 17.04.2008 14:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 955
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2601
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster