Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1904
 

Aşka bakış

Aşka bakış
 

Damdaki kedi...


Kuruntu yapıyoruz bazen, bezen kifayetsizleniyor dilimizin ucunda cümleler.
Ağlıyoruz bazen mutluluktan, bazen üzüntüden.
Yaramaz çocuklar gibi kızıyoruz kadere, elimizin hamuruyla Tanrının işine karışıyoruz belki bilmeden.Kimsenin bilmediği, görmediği tahmin bile edemeyeceği, duyguları yaşıyoruz kuytularda.
Dipsiz uçsuz bucaksız okyanuslarda yüzüyoruz.
Bazen araya mesafeler giriyor.
Bazen bir öpücük kadar yakında düşlüyoruz değişen geleceği.
Bazen beş para etmez eskiye pençeler vuruyoruz öfkeyle.
Aşkı aşk diye tatmıyoruz.
Huzur diye, güven diye, mutluluk diye yaşıyoruz.
Bazen keder üzüntü diye.
Bazen ıslak ıslak sevişmek diye.
Elimizde kuru sıkı tabancayla bekliyoruz.
Yanlışı gördüğümüz de topuklara sıkmak için.
Yaptığımız fedakarlıkla gurur duyuyoruz.
Soluyoruz aşkımızı cesurca savaşıyoruz zorbalıklarda.
Bazen zaferlerimizi görünce tokuşturuyoruz kadehlerimizi çilingir soframızda.

Aşk nedir?
Sevmek mi, nefret mi?
Başkalarının gözünde büyümek mi?
Yoksa kendi gözünde büyütmek mi?
Aşk ne ister?
Öpmek, koklamak mı?
Cadde köşelerinde buluşmak mı?
Yoksa bir gül hatırına ağlamak mı?
Sizce aşk gerçek midir?
Yoksa yalanların gerçeği midir?
Can kadar kıymetlimidir?
Yoksa gelip geçen bir sis midir?
Aşk lazım mıdır?
Vazgeçilmeyen bir tanım mıdır?
Nefret edilen bir acımıdır?
Yoksa bunların hepsi bir yalan mıdır?
Aşkın karşılığı olur mu?
Yoksa bir inat uğruna yok olunur mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

evet acının en yoğun haliyle yaşanmasıdır aşk bence. elde edilen her saadet anına bir acı damlası denk düşer ki; işte buda aşk denen fütursuz duyguyu sadist yaklaşımlara iter.. kişi sevgisini karşılık beklemeden icra etmeli. zaten aşkdaki acıda bu karşılıksızlıktan ileri gelmekte.. düşünün birkere, kendi aşklarınız için yaptığınız fedakarlıkları, özverileri gözünüzün önüne getirince haklılığıma inancınızın artacağını ümidediyorum.. insan sarhoş iken bile yapmayacağı şeyler yapmıştır aşık olduğu zaman... fakat ne var ki o an içinde bulunulan duygu kişiyi özeleştiriden uzaklaştırmakta ve yapılanı hep iyi yönleriyle görmeye(hatta bazen hiç görmemeye) yöneltmekte.. ya sonrası!.. aşk evrim sürecine giriyor ve yavaş yavaş sevgiye dönüşüyor.. işte bu evrim sürecini sağlıklı tamamlamanın tek yolu ise aşkı yaşarken çekilen acılar.. eğer aşkı yaşarken acı çekilmemişse o evrim sürecinde aşk nefrete dönüşüyor ve sonuç: AŞK = ACILAR YIĞINI VE NİHAİ KAÇINILMAZLIK.. iyi bak kendine sevgiyle ka

erdemche 
 15.06.2008 8:33
Cevap :
Bence aşkın sonu acı değil, aşkının karşılığı olmamamısının sonucudur acı. Eğer aynı anda aşık olduysanız birbirinize acılara gerek yok. Hiç kimse ben biraz acı çekmek istiyorum, hadi o zaman aşık olayım demez. İmkansızlıklar bazen iter ama yine de her iki tarafta aşıksa acı yoktur ve aşk karşılık bekler her zaman. Sonuç aşk=acı olmamalı. Aşkın anlamı mutluluk olmalı. Mutlu aşklarınız olsun. Sevgiler...  15.06.2008 17:51
 

Kanımca aşk gelişmiş bir sinir sistemine (beyne) eşeyli üreyen canlıların bir bölümünde soyun devamlılığını en iyi şekilde garanti altına almak bağlamında doğanın bir lütfudur. Öyle bir lütuftur ki, hem eşlerin kendine en uygun olanı seçmesini hem de çocukları dünyaya geldiğinde anne babanın onların erişkin olmasını sağlayıcı bir birlikteliği mümkün olduğunca uzun sürmesini sağlar. İnsanlarda görülen aşkla ilgili psişik durumlar da bu alt yapı üzerinde şekillenir. Biliyorum çok mekanik ve kalpsiz bir tarif oldu ama biraz daha positif bilimsel yaklaşımla analize devam edersek işler aşk ve hormon bağlantısıyla devam eder ki, geride romantizm falan kalmaz.

Meteor 
 26.04.2007 15:02
Cevap :
Yorumunuz kalpsiz bir tarif değilde aşkın sonuçları bence. Aşk bizi soyun devamına, aile olmaya kadar götürebilirse eğer, o zaman devreden çıkar. Sevgiye bırakır yerini ki bu bence kalıcı olan. Aşk amacına ulaşmıştır artık. Gideceği son noktaya gelmiştir. Kavuşulamamışsa eğer ve bir de buna değerse yaşanılanlar sonsuza dek vurgun olarak kalır yüreğinizin bir köşesinde. Teşekkürler.......  26.04.2007 17:35
 

Bence aşk insanın karşısındakini nasıl görmek istiyorsa, o şekilde gördüğü gibidir. Esas soru insanın kendine sorması gereken "Aşk ne değildir?" mi olmalıdır.? Ama ne olursa olsun, hayat kısa ve hep mutlu olmak isityor insan, ama hayatın içinde hüzün de, acı da, keder de var. Buda hayatın gerçekleri Kendine iyi bak sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 23.04.2007 0:26
Cevap :
Baskalarına olduğu kadar kendimize de yabancı olmasak, belki daha kolay anlayabileceğiz aşkta ne istediğimizi. SAYGILAR........  23.04.2007 11:35
 

tarafı etkileyiciydi yazınızda. Belki de ben farklı algıladım fakat mikrofonu yakalamışken bırkaç cumle söylemem şart:-) Evet, içimizdeki eksik tarafı tamamlamak için aşık olmaya itiyor beynimiz bizi. Zannediyoruz ki aşk hep mutluluktan ibaret. Zannediyoruz ki güle oynaya geçecek ve bir ömür sürecek bir birlikteliği getirecek. Oysa bir böbrek nakli için bile uyum olasılıgı binde kaç oranında? Kısadan hissemiz der ki, aşk yatıya geldiğinde, bavulundan sadece mutluluk çıkarmaz... Güzel yazılarınızın devamını diliyorum. Ve az acıtan aşklaınız olsun :-)

yeşilsoğan 
 15.04.2007 8:57
Cevap :
Dilerim hayatta tutuğumuz güllerin dikenleri hep az olur. Yorumunuz için teşekkürler. SAYGILAR..........  15.04.2007 22:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 898
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1365
Kayıt tarihi
: 21.02.07
 
 

Bir yaz gecesi hatırasıyım. Haziran doğumluyum. Bilirler haziran doğumlular. Hele ki haziranın tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster