Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
413
 

Aşkı evlilik mi öldürür?

Aşkı evlilik mi öldürür?
 

Aşk genelde, hızlı ve keskin yaşanan süreli bir duygu olabilir. Ruhsal bir durum olduğu kadar, kimyasal da bir durum. Çok nesnel bir duygu da değil. Aşık olunan bir insana, onunla ilişkide olan herkes aşık olmuyor. Aşkın kaynağı karşımızdaki kişiden daha çok, bizim öznel durumumuz. Belli ruh hallerimiz, belli koşularda, karşı cinsten birine ilgi duymamıza neden oluyor.

Bir insanla ilişkiniz evlilik ya da evlilik dışı bir ilişki olsun, aşkınız, öznel durumunuzdaki değişimlerle sönecektir. Ama bu sönüm, ona yönelik olan saygınızda bir azalmaya yol açması gerekmiyor. Saygının kaynağı karşımızdaki kişidir.

Evlilik, toplumun ona atfettiği ve bu atfetmeyle yüklü olan hanım ve hanımın kafasındaki koca tasarımı; koca ve kocanın kafasındaki kadın tasarımı bir sosyal rol. Erkekseniz, karınızın ve sizin belli şekilde davranmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Evlilik mutlak bir şey değildir, verilidir. Bizim toplulumuzdaki evlilikte aşağı yukarı biliniyor. Bu evlilikte, birey olma duygusu yoktur, kişilerin bağımsızlığı yoktur. Bu davranış şekli ise, evlilik dışı ilişkilerde pek olmaz. Birbirlerine karşı el bebek gül bebek olan, iki insan, evlilik modunda başkalaşıma uğrarlar.

Evlilik ile girilen süreçte, birey oluşun yitimi, ilişkiyi zedeler. Bireyin özel alanı, kendisine gösterilmesi gereken, saygı, özen ve incelik ortadan kalkar. Seks bunda önemli etkendir. Birbirinin içine giren iki insan, birey olma sınırlarını da kaldırmakta sakınca görmez.

Evlilikteki bu olan biten aşkı öldürmez, ama onun sürecini hızlandırabilir. Aşkta varolan, karşımızdaki kişiye hayran olma duygusu hızla zayıflar.

O zaman, evlilik aşkı öldürmez, ama onun sürecini hızlandırabilir.
Peki, aşık olduğumuz biriyle evlenmemeli miyiz? Böylece, o duyguyu daha uzun süre yaşayabiliriz.

Bana kalırsa, aşk bilinçli bir duygu olmalı. Eğer, evlenilecek de, aşk bitecekse, bu, aşkının bilincine ve kontrolüne sahip olunmadığı anlamına gelebilir. Neyi yaşadığın ve neyi yaşamak istediğini bilmen, aşkını ve sevgini çok daha uzun süre ve kaliteli yaşamanı sağlayabilir. Yaşamanı ve daha öncelikle; yaşatmanı. Daha nitelikli ilişkide, yaşatmak önde gelir, keyf, zevk, mutluluk burdan yükselir. Böyle bir ilişkide, evlenilse de evlenilmese de, o ilişki doyurucu olabilir.

Bunun ötesinde, insana dair her şey, kendi varlığı gibi yitimli; doğal süreçlerle, bir insana olan, sizden kaynaklanan öznel duygularınız azalabilir ve bitebilir. Bitmesi kötü değildir. Bitmemesi de iyi değildir. Neyse odur. Bitmek aslında, bir bakıma bitmektir, yoksa, insan, her yeni günle, eskisiyle yeniden biter, oluşur. İnsanı insan yapan tarihsel bir varlık oluşudur. Hayvanların pek tarihi yoktur, en başta Filler hariç.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Grek mitolojisindeki EROS a inanmak gerekiyor galiba. Elindeki yayı gererek kime isabet ederse hak getire artık. Kimse sabah uyandığında hadi bi aşık olup da geleyim geri demiyor, demek ki kurbanlarını kendi seçiyor aşk...! Mizahi mi demeli kara mizahi mi, ama komik bir uçurum bence. Sonu gelmeyeceğini bile bile padişahın kızına aşık olan çoban, yoksul kızın patronuna vurulması, evli erkeklere kafayı takarak salya sümük ağlayan genç kızlar, güftelerdeki inim inim inleyen sevda melenkoliisi, beyin uyuşturan besteler bol prozaclı bunalım devreleri, terketmeler terkedilmeler cinayetler... DAHA YAZAYIM MI TAMAM MI! İşte aşk size...Travma kaos! Her halukarda seçilen var bu icraata. Erosun işidir mutlaka! :))

NİLGÜN BURSA 
 23.04.2008 12:12
 

Beni sayfanıza taşıyan şu Aysun yazısına olan yorumunuz oldu... Çok sert bir çıkıştı kabul edin. Neyse bu sayfadaki konuya yorum yapmak gerekirse... Aşk bana göre beynimizin icad ederek karşı cinse sunduğu kısa metrajlı bir slayttan ibarettir. Hiç işittiniz mi elli yıldır kocama ya da karıma aşığım cümlesini kuran bir Allahın kulunu. Ha aşk yok mudur yadsımıyorum vardır elbette... En uzunu 3 yıl sürer.En iyi niyetli gayretler ve de eforlar ile... Bence fantastik bir seneryodur yaşam denen amfitiyatroda en seve seve oynadığımız birer küçücük oyundur. İşte size realist bir yorum. Bir imza değildir aşkı öldüren ayrıca. Ben evliliğe bir hayat poliçesi gibi bakmadığım için yanımdaki şahsı tapulu malım gibi görmem.Ya da çantada keklik nasılsa gibi düşünmemek gerek bence... Otopsi yapılası yanlar bunlar bence...

NİLGÜN BURSA 
 09.04.2008 9:38
Cevap :
Hoşgeldiniz safyama diyeyim.. hangi yorumumu kastettiğinizi bilmiyorum, çünkü Aysun ile ilgili 3-5 yorum yaptım sanırım.. Şimdi ben de sizi takip ederek ulaşıcam ona, haddimi aşmış isem affola diyorum.. Size bir soru sorayım o zaman, düşüncelerinizi net ifade edişinizden cesaret alarak. Peki sizce, beynimizin karşı cins için icat ettiği bu duyguyu filizleyen ve büyüten şey nedir, biz miyiz, o mu, biz isek, bizdeki nedir, o ise ondaki nedir? Neden aşkı, koşulları sürdükçe hep varolacak bir nesnel duygu olarak görmüyorsunuz?  09.04.2008 13:11
 

Evlilik aşkı öldürür. Daha döğrusu bitirir.

Yapukay 
 06.04.2008 21:44
Cevap :
Let us try and see!  08.04.2008 17:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1001
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster