Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
562
 

Asrımızın Mega Afyonu

Asrımızın Mega Afyonu
 

Online Ruhlarımızdan Tarihe Notlar “ diye anlamlı bir makale okumuştum  bbyhaber.com  da. Yazarı Hacettepe Üniversitesi BBY Bölümünden  Öğr. Gör. Dr.İrem Soydal. Makaleyi bir solukta okuduktan sonra  yorum olarak usumdan  geçenleri hızlıca  düşüvermiştim online sayfalara.  Kütüphanelerle ilgili bir şeyler araştırırken karşıma kendi yorumum çıkınca bugün,  bir tuhaf oldum. Benim yorumun ya da o güzel yazının  başkaca  yorum almaması okunmadıklarını sadece “ tıklayan”,  “ like “ yapan  ve tv kanallarını da   “zaplayan”  insanlara  dönüştüğümüzü mü  gösterir,  bilemedim. Yorumumu paylaşarak blogdaki  okurların da görüşünü alabilirim umudu doğdu:  

Hep düşünürüm bu konuda, yani dijital izlerimiz hakkında. Yakın geleceğe kalsalar da uzak gelecekte yok olacakları kesin. Biraz komik bile olsa, taşlara yazsaydık keşke Asurlular gibi çok önemli şeyleri tabletlere yazsaydık diye şakalar yaparım kendime. Ateş, kan, depremler de dijital virüsler gibi her şeyi siler süpürür. 100 yıl sonra sosyologlar ne diyecek bu Milenyum İnsanları için? Belki de uzaylı ve yorum yapma kapasitesi ve mantığı yerinde olan başka dünyaların canlılarının kuş bakışı ya da camlarımızın ardından odalarımıza kadar sinen gözlemlerini alsak daha iyi olacak. Şimdi işten dönünce ya da gecenin koyu karanlığında , pek çok insanın önlerine çektikleri tabladaki düğmelere bir şeyler yazıp saatlerce ekrana baktıkları ya da orada birileriyle konuştukları , oysa dünyanın başka başka yerlerinde hatta aynı bölgelerde ateşler yanmaktadır çığlıklar yükselmektedir. Çok bilgilensek de aslında bu dijital ortamların, bir tür yalnızlığa ve için için kahrolurken, gerçek yaşamlarda tepkisizliğe neden olduğunu düşünüyorum. Düğmeye basmakla, özgürlük ihlallerini anlatan haberleri paylaşmakla, şurada burada açılan kampanyalara tık yapıp katılmakla sadece farkında olmadan vicdanlarımızı rahatlatıyoruz ama kalkıp gidip o etkinliklere katılmak yerine tuşlara basmak tembelliğine de yavaş yavaş alışıyoruz. -(Belki de ilerde devlet yönetimleri bile böyle olacaktır diye düşündüğüm bir öyküm yayımlandı Galapera Fanzin Ocak sayısında. Bu durumda gerçekten dijital halk katılımlı yönetilme biçimi olarak, bu ereğe erişirse insanlık, o zaman bugünün dijital çöpçüleri, Amerika’yı keşfeden Kolomb’un tayfaları kadar önemsenebilir topluca ama uzak olasılık bu. ) Bu bağlamda yani dijitalleşme insanlara özgürlük sağlamazsa ve onların sadece bilgiye susamışlıklarını ya da dedikoduya susamışlık da olabilir bu, aldatılmaya, asparagasa başka şeylere de, gideren bir basit bir ruhsal boşalma aracı olarak kalırsa, gelecekte sosyologlar İnternet’e yüzyılın MEGA AFYONU da diyebilir, içinde bugüne kadar afyon namıyla anılan para, pul, din gibi her şeyi kapsayan bir mega afyon. Tabii aynanın bir yüzü daha var ki o da DELETE TUŞU.

Belki şimdi olgunluk yaşında olan bizler geleceğe bazı şeyler bıraktığımızı düşünsek de kalmayacağına eminim. Şimdi ölen arkadaşlarımın sayfaları açık, siteleri okunuyor, çünkü onların yakınları hayatta ve acılarımız taze. Ama bir on yıl sonra onları hatırlayacak kadar güçlü mü olacak belleklerimiz bilmiyorum, ya da sayfalarına yazdığımız yorumları onaylamak için yakınları zaman ayırabilecekler mi? Varsayalım ki zaman ayırdılar ailevi bir görev bildiler, bu arayüzler, bu web siteleri kalacak mı? Irak’da dünyanın taşlardaki geçmişini de silmeye yönelmiş olan operasyonların zihniyeti, dijital ortamda kendini lanetleyen ya da yaptıklarını açığa vuran , kendisine kalkışma sağlayabilecek ortamları silmeden bırakır mı sanıyorsunuz! İşte bu İnternet, dijital ortamlar, mailleri facebookları bazen hayatın daha da çekilmez ve gelip geçici olmasını ağır bir kaya gibi basıyorlar ruhuma. O zaman kapatıyorum bilgisayarı. Biliyorum tam bir yanıt olmadı yazıya , çünkü değinilen konu son derece geniş kapsamlı ve asıl geleceğe kağıt sayfalarda bir iz bırakma konusuna da hiç değinememiş olsam da… Sadece bir söyleşide bir yazarın, ünlü bir başka yazarın ölümünden sonra,  yaşadığı köyün sokaklarında uçuşan notlarını görünce kapıldığı hüznü paylaştığımı söyleyebilirim. Teşekkürler…Emel Dinseven….17 ocak 2012

Evet yorum bu kadardı. Bir yıldan fazladır geçmiş üzerinden.  Bakalım buradaki  okurlar ne diyecekler. Belki birkaç okur aşağıda linkini paylaştığım ana metni de okur. Ne diyelim teşekkürden başka…

Emel Dinseven 2013 2 10

http://www.bbyhaber.com/bbyblog/2012/01/17/online-ruhlarimizdan-tarihe-notlar/#comment-322

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanal dünya suya atılan imza gibi. Ama kim karşı koyabilir? gidiş daha da derinlere...

Hüseyin Seyfi 
 16.02.2013 11:02
Cevap :
Evet haklısınız. gelecek daha bulanık sanki. teşekkürler.  28.02.2013 0:22
 

"Tek gerçek belleği kütüphanelerdir,insanlığın" mı diyordu Arthur S. :)))...eyvallah...

nedim üstün 
 11.02.2013 16:18
Cevap :
Evet ama artık kütüphanelerin de bu çağda bir savaştan kurtulabileceğini sanmıyorum. gerçi aynı nedenlerle taşlar da tahrip olur. Teşekkürler.   12.02.2013 2:33
 

Bir insan öldükten sonra kaç sene yaşar? Kimbilir... Elbette ardımızda bıraktıklarımızla ilgili... Paylaşmak güzeldi...

yeşilsoğan 
 11.02.2013 12:50
Cevap :
İşte bu... Çok teşekkürler. selamlar, esenlikle...  11.02.2013 15:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster