Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

25 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2716
 

Atatürk'ün eğitime bakışı

Atatürk'ün eğitime bakışı
 

2OO9–2010 Eğitim ve öğretim yılı dün başladı. İlköğretim ve orta öğretimde yaklaşık 15 milyon öğrencimiz, 700 bin civarında öğretmenimiz bulunmaktadır.

Öncelikle değerli öğretmenlerimize ve öğrencilerimize başarılı bir eğitim, öğretim yılı geçirmelerini diliyorum.

Yeni ders zilinin çalması, ister istemez kamuoyunu okullarımıza ve öğretmenlerimize yöneltmiş, okullarımızın durumu, öğretmenlerimizin sorunları gündeme getirilmektedir.

Milli mücadelenin kahramanı, eğitim ordumuzun başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk’ün Öğretmenlerimize ve eğitime verdiği değer ve mücadeleler ise ayrı bir önem taşımaktadır.

Atatürk’e göre milletimizin iki ordusu vardır. Bu ordulardan birisi Türk ordusudur. Bu ordumuzun başarıları, cesaretleri her zaman ortadadır ve her daim de “takdire şayan” olmuştur.

Diğer ordumuz ise; milletin geleceğini hazırlayan ilim, irfanla donatılan eğitim ordusudur. Bakınız Mustafa Kemal bu ilim irfan ordusu hakkında neler söylüyor;

—Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin yaşayacak neticeler vermesi ancak, irfan ordusuyla kaimdir.

Atatürk’e göre; bir milletin varoluşunun temelinde eğitim ve kültür zenginliklerinin yüksek bir düzeye ulaşmasıyla mümkün olacaktır.

Atatürk, Kurtuluş mücadelesi verdiği yıllarda dahi bir ülkenin geleceğinin temelinde “eğitim” yattığının bilincinde olarak çalışmalar yapmış, 16 Temmuz 1921 de Ankara’da Maarif Kongresini toplayarak yeni nesilleri yetiştirirken “hangi esaslara dikkat edileceğini” açıklıyordu.

Atatürk daha o tarihlerde kongrede şu mesajları veriyordu;

*Eğitim milli olmalıdır.

*Eski eğitim sistemimizde yer alan “hurafeler” ve bize uygun olmayan yabancı etkiler, ister doğudan gelsin, ister batıdan dikkate alınmamalıdır.

*Gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa “varlığına ve birliğine” saldıran yabancı güçler ve fikirlerle nasıl mücadele edecekleri iyi öğretilmelidir.

*Gelecek için hazırlanan gençlere her türlü zorluklar ve umutsuzluklar karşısında yılmadan ve bıkmadan mücadele etmesi öğretilmelidir.

Atatürk 1921 de topladığı bu kongrede Maarifimizin gelecekteki temel ilkelerinin işaretlerini vermiş, eğitim politikalarının temel hedefi, Milli, laik, cumhuriyetçi ve çağdaş, bilim ve akla dayalı bir eğitim sisteminin oluşturulması gelmektedir

Atatürk 3 Mart 1924 de Tevhit-i Tedrisat Kanununu çıkararak da Osmanlıdan bu yana “süregelen” eğitimdeki ikiliğe son vermiş, Milli eğitimin temellerini, bilime dayalı, çağdaş ve laik bir eğitim sisteminin oluşturulmasınada çaba sarf etmiştir.

Atatürk’ün Kurtuluş mücadele yıllarında ve zaferler sonrasında en çok mesai harcadığı, kafa yorduğu ise eğitimdi. Temellerini atmaya çalıştığı Eğitim sistemini de uygulayacak olan öğretmenlerdi. İşte Eğitim ordusuna ve öğretmenlere büyük görevler ve sorumluluklar düşüyordu. Geleceğin aydın, çağdaş, ülkesine ve milletine sahip çıkan gençleri yetiştirecek öğretmenlerimize büyük sorumluluklar düşüyordu. Atatürk bu sorumlulukları da şu sözleriyle ifade ediyor:

—Öğretmenler, yeni nesli cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.

Atatürk kurduğu cumhuriyetin yüceltilmesi ve yaşatılmasının da öğretmenlerin elinde olduğuna işaret ederek;

—Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin ellerinizdedir.

Atatürk’ün Eğitimle ilgili çalışmalarını iyi irdelediğimiz zaman, ortaya şu tespitler çıkmaktadır.

*Eğitim bilime dayandırılmalıdır.

*Eğitim milli olmalıdır. Verilecek eğitim gelecek nesillere milli his, milli birlik ve beraberlik duygularını kazandırmalıdır.

*Öğretim sistemi tek olmalıdır. Bir ülkede farklı eğitim verilmesi, o ülke içinde birbirine zıt görüşlü insanlar yetişeceğinden, toplumsal huzurun bozulmasına neden olur.

*Eğitim işlevsel ve meslek kazandırmaya yönelik olmalıdır.

*Eğitim cinsiyet farkı gözetmeden eşit imkânları sunmalıdır.

*Eğitimde fırsat eşitliği mutlaka sağlanmalıdır.

Görüldüğü gibi Atatürk’ün eğitimde ki ortaya koymaya çalıştığı bu ilkeleri bugünde değerinden bir şey kaybetmemiş, Bugün ülkeyi yönetenlerin Eğitim camiamıza ve eğitime yön verenlerin, Atatürk’ün koyduğu bu hedefler doğrultusunda “ne kadar yüründüğünün ve ne kadar sapma olduğunu” iyi görmek zorundadırlar.

Özellikle günümüz eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin, laik ve çağdaş eğitimin, millilik kavramının neresinde olduğumuzu bir kez daha gözden geçirmek ve sorgulamak zorundayız.

Yeni bir ders yılına başlarken, bir taraftan sosyo- ekonomik sorunlarla boğuşan, diğer taraftan da siyasi iktidarın yanlı ve yandaş uygulamalarına muhatap olan değerli eğitim ordumuzun mensuplarının sorunları masaya yatırılarak çözüm üretilmesi, bu ilim irfan ordusunun toplumun itibarlı, sayılan ve sevilen birer üyesi haline getirilmesi gerekmektedir.

Atatürk’ün “yeni nesiller sizlerin eseri olacak” dediği değerli öğretmenlerimize her şeye rağmen, üzerlerindeki büyük baskılara ve sıkıntılara rağmen, başarılı bir ders yılı diliyor, öğrencilerimize başarılar diliyorum.

Sonsuzluk( Osman Özeker.)24 09.2009.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Osman Bey, Atatürk'ün ilkelerini uygulamak, söylevlerini yerine getirmekle "gerçek bir Atatürkçü" olunur. Dilde değil, gönüllerde, uygulamalı Atatürkçü olmak, çözümün anahtarı olacaktır. Selam ve saygılar...

Yurdagül Alkan 
 30.09.2009 14:07
Cevap :
Katkılarınıza teşekkür ediyorum.  02.10.2009 8:48
 

Mustafa Kemal Atatürk ve eğitime hizmette bulunan Atatürkçü laik eğitimcilerimize selam olsun, nur içinde yatsınlar. Selamlar..

Yalnıztürk 
 26.09.2009 23:51
Cevap :
Ne mutlu onlara ve Atatürk'ün yolunda yürüyenlere.  28.09.2009 11:45
 

Abdullah Gül “Güzel yarınların temellerini hep birlikte atacağız. “ dedi bayram mesajında. Temel, öncesi olmayan şeyler için atılır, yada önceki yapı yıkılıp kazınarak yerine atılır. Yeni ve ilave temeller atacağız demiyor. Güzel yarınlar için önceden atılmış temeller yokmuş gibi “temellerini atacağız” söylemi, kurtuluş savaşı sırasında ve sonrasında atılan temeller ne olacak sorusunu getirdi aklıma. Böyle bir söylem, önceden atılmış temelleri yok sayan, en azından önemsemeyen, yada onların yerine yeni temeller atmayı öngören bir zihin yansıması olarak anlaşılır. Aksi halde beynin gerisinde oluşan mesaj “Güzel yarınları inşa etmeye hep birlikte devam edceğiz” şeklinde oluşurdu diye düşünür çoğu insan .

Dr Hamit Bozkurt 
 25.09.2009 21:57
Cevap :
Güzel yarınları sizler, bizler ve Atatürk'ün izinde yürüyen Eğitim ordumuz mutlaka ulaşacaktır.  28.09.2009 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3007
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster