Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Şubat '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1062
 

Atatürk'ün üvey ilkeleri

Atatürk'ün üvey ilkeleri
 

Büyük önder Atatürk Cumhuriyetimizi kurduktan sonra Cumhuriyetimizin yol haritasını çizmesi amacıyla çeşitli ilkeler ortaya koymuştur. Ve bu ilkeler CHP'nin altı okuyla simgeleşmiştir.

Büyük Atatürk Milliyetçilik ilkesi ile, millet sevgisini devlete bağlılığı ortaya koyarak tarihte, dilde ve her alanda öz kültüre bağlılığı temel felsefe olarak benimsiyor. Nitekim Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kurumların kurulması bu ilkenin doğal sonucudur.

Yine devletçilik ilkesi ile , özellikle eknonmik kaynakların yetersiz , teşebbüs ruhunun zayıf olduğu dönem ve yerlerde devletin müteşebbis faaliyetlerde bulunmasını, yeni üretim ve yatırım alanları ortaya çıkarması gerektiğini ifade etmiştir.

Laiklik ilkesi ile de devlet yönetiminin bir din egemenliğine dayanmamasını, kanunların dinsel emirlerden uzak olmasını , bütün inanç gruplarının özgür ve onurlu bir şekilde yaşamalarını ve inanç ve ibadetlerini yerine getirmesini amaçlamıştır. Ayrıca laiklik ilkesi akılcılık ve bilimsellik kavramlarını da içinde barındırmakta, bilimsel gelişmeyi ve ilerlemeyi de ifade etmektedir.

Halkçılık ilkesi ise toplumsal gelişme ortamının yaygınlaşması. Halkın eğitim ve kültür imkanlarının artırılması , okuryazarlık oranının yükselmesi , halkın bilinç düzeyinin yükselmesini amaçlamış ve o dönemde halkın aydınlanması bakımından pekçok önemli gelişmelere imza atılmıştır.

Cumhuriyetçilik ilkesi de halkın idaresi anlamına gelen Cumhuriyet rejiminin ilelebet varolmasını sağlamak, Cumhuriyet'i demokrasi ile birleştirerek milletin iradesinin tam anlamıyla yönetime yansıması ve bu iradeye saygı gösterilmesi anlamına gelir. Bu anlamda 82 Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik anlayışı çerçevesinde vatandaş olmada ve haklarını kullanmada hiç bir ayrımcılığın yaşanmaması ve seçme ve seçilme hakkının herkese verilmiş olması da Cumhuriyetçilik ilkesinin bir gereğidir.

Son olarak İnkılapçılık ilkesi ise yönünü çağdaş medeniyetler yöününe çevirmiş olan ülkemizin her alanda ve her zamanda yapılması gereken yenilik ve değişimleri derhal yapmasını ve çağdaş dünyada yeniliklerin öncüsü haline
gelmesini amaçlamaktadır.

Pekçoğunu zaten bildiğiniz bu ilkeleri ve mahiyetlerini açıklama ihtiyacı hissetmemin sebebi son yıllarda büyük Atatürk'ün tek ilkesi laiklikmiş gibi bir anlayışın benimsenmesi diğer ilkelere hiç temas edilmemesi ya da kasten görmezden gelinmesidir.

Bu ilkelerin simgeleştiği 6 oku parti ambleminde de kullanan CHP'nin bile yalnızca laiklik ilkesi üzerinden politika yürütmesi ve diğer ilkeleri gözardı etmesi son derece düşündürücü.

Rejim bekçliği iddiasında bulunan ve Cumhuriyetin kazanımlarını koruma yeminleri eden rektörlerimizin diğer ilkeler tehlikeye girdiğinde aynı tepkiyi göstermemesi de dikkatle incelenemsi gereken bir durum.

301. maddenin kaldırılmasının gündemde olduğu dönemde bu maddenin kaldırılmasının Atatürk'ümüzün milliyetçilik ilkesini zedeleyeceğini ifade etmeyenler bazı yasa değişikliklerinde nedense laikliğe sığınmayı bir borç biliyorlar.

Yeni çıkan vakıflar yasası konusunda söz söylemeyenler , ortalığı inletmeyenler, başörtüsü değişikliklerinde rejim adına ortalığı inletmektedirler.

Ülkemizin varlığına ve bütnlüğüne alenen kaseteden siyasal parti yönetici ve temsilcilerine yönelik en küçük açıklamada bulunmayanlar terör örgütüne açık destek veren bu partinin faaliyetlerinin düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade edenlerin, başörtüsünün serberst bırakılması konusunda son derece sert söylemler içine girmesi son derece düşündürücü.

Başları her sıkıştığında Orduyu göreve davet eden rektörlerimizin demokrasiyi ve cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindirdiklerini ifade etmek son derece güçtür.

Görüyorum ki benim açımdan herbiri eşit önemde olan büyük Atatürk'ün ilkeleri birileri tarafından farklı yorumlanmakta ve laiklik ilkesi dışındaki ilkeler üvey ilke olarak benimsenmektedir.

Bu ise son derece üzücüdür.

Saygı ve sevgilerle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

... laiklik zaten "devletçilik" hariç bütün diğer ilkelerin gerek şartıdır. Örneğin laiklik olmazsa "milliyetçilik" de kalmaz, çünkü ümmetçilik ön plana geçer. Cumhuriyet, daha doğrusu demokrasi kalmaz çünkü yerine Iran'daki gibi dinci totaliter bir rejim gelir. Dolayısıyla halkçılık da elden gider. Zaten laikliğe karşı olanlar demokrasiyi istenilen durakta inilecek bir tramvay (R.T. Erdoğan) olarak gördüklerini, halkın isterse daha totaliter bir rejime kavuşması gerektiğini (AKP cumhurbaşkanı A. Gül), halkın hakimiyetinin olamayacağını çünkü hakimiyetin Allah'ın olduğunu (RTE) defalarca söylemişlerdir.

Mustafa Tümener 
 04.03.2008 11:14
Cevap :
Tabii ki onlara da karı çıkmak lazım. Demokrasiyi Laikliği vediğer bütün ilkeleri dönemlik olarak değerlendirmek çok yanlıştır. İlginç olan odur ki demokrasi rejimi sayesinde cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamına oturan kişiler demokrasiden kolayca vazgeçilebileceğini düşünüyor. Gerçekten çok ilginç bir durum.  04.03.2008 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 629
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

1987 yılında Konya Ereğli'de doğdum İlköğretim ve Lise öğrenimimi Konya'da tamamladıktan sonra 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster