Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

24 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
5459
 

Atatürkün ve Mısak-ı Milli

Atatürkün ve Mısak-ı Milli
 

Geçenlerde Ankara ya gitmiştim, Bşkente gidilipde Anıtkabir ziyaret edilmeden, bu milletin büyük kurtarıcısı Mustafa Kemal’e yüz sürmeden, ruhuna fatiha okumadan dönmek ise bizlere yakışmazdı.

Anıtkabir ziyaretimde Misak-ı Milli Kulesinin duvarında Atamıza ait bir cümle dikkatimi çekmişti. Duvarda aynen şöyle yazıyordu:

“Düstur-u halasımız olan Mısak-ı Milliyi safai tarihe yazan milletin demir elidir.”

Mustafa Kemal bu sözlerini 1923 yılında dile getirmiştir.

Misak-ı Milli sınırlarımızı işaret eden milletin “demir eliyle” tarihe yazılan bu sonuca nasıl gelindi.

Milli Yemin anlamına gelen Mısak-ı Milli, Osmanlı Meclisi’nin 28 Ocak 1920 tarihinde yaptığı gizli toplantıda kabul edilmiş,18 Şubat 1920 günlü oturumunda ise tüm dünyaya ilan edilmiştir.

Misak-ı Milliye eklenmiş bir harita yoktur, sınırın nerelerden geçeceğide tespitli değildir, burada vatan coğrafyası ilkesel olarak belirtilmiştir. Montros mütarekesinin imzalandığı 30 Ekim 1918 günü ordularımızın bulunduğu hattın dâhilinde ve haricinde bulunan, emel birliğine sahip, tarihi ve kültürel bağları bulunan insanların coğrafyasıdır.

Mustafa Kemal Paşa ilk defa 1 Mayıs 1920 de ve son kez de 30 Ocak 1923 tarihli meclis konuşmalarında Musul vilayetini de dâhil ederek Misak-ı Milli sınırlarını tanımlamıştır.

“Bu hudut İskenderun körfezinin güneyinden, Antakya’dan, Halep ile Katma istasyonu arasında Carablus köprüsünün güneyinde Fırat nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi içine alır.

Bu hudut, ordumuz tarafından silahla müdafaa olunduğu gibi aynı zamanda Türk ve Kürt anasıriyle meskun aksam-ı vatanımızı tahdit eder.”

Misak-ı Milli beyannamesi altı maddeden oluşmakta, milli sınırların belirlenmesi yanında diğer önemli hususlara da vurgu yapmaktadır.

Türkiye Milli mücadele sonrası Lozan’da toplanacak Barış görüşmelerine giderken , elinde Misak-ı Milli beyannamesini esas alacak, Türkiye haritasının Misak-ı Milli’ye göre belirlenmesine çalışacaktı. 24 Temmüz 1923 yılında İsmet Paşa başkanlığında yapılan müzakereler sonucunda Lozan Anlaşması imzalanmış, 6 Ağustos 1924 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye’nin özellikle Misak-ı Milli sınırlarına dahil ettiği Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi de içine alan Irak sınırında anlaşma sağlanamamıştır.

Lozan anlaşmasının 3. maddesinde;

“Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu anlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostca bir çözüm yoluyla tespit edilecektir.

Öngörülen süre içersinde iki hükümet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, sorun milletler cemiyetine götürülecektir.

Sınır çizgisi konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin geleceği bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi bir değişiklik yapacak nitelikte hiçbir askeri ya da başka bir harekete bulunmamayı karşılıklı olarak yükümlenir”.

Lozan anlaşmasının bu maddesine göre Irak sınır hadtımızı İngiltere ile yapılacak görüşmeler belirliyecekti.

İngiltere ile hemen görüşmeler başlamış, 19 Mayıs 1924 de Haliç Konferansı toplanmıştır.

Konferensta Türkiyeyi temsil eden Fethi Bey, “ Süleymaniye, Kerkük ve Musul kentlerinin Türkiye’ye bırakılmasını ( 1923 yılında çizilen Mısak-ı Milli sınırlarımız) istemiş, buna karşılık İngilizlere “çıkarılacak petrollerde ortaklık” önermiştir.

Bu tekliften de görüleceği gibi Türkiye’nin önceliği topraktı ve Mısak-ı milli çizgisiydi.

İngilizler ise Türkiye’nin talebinin tam tersini öneriyordu, yani topraktan vaz geçin, size çıkarılacak petrolden pay verelim diyorlardı.

Yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye İngilizlerin talebini kabul etmek zorunda kalmış, 05 Haziran 1926 da yapılan Ankara Anlaşmasıyla Türkiye Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi de içine alan Misak-ı Milli sınırlarından, Musulda çıkarılacak petrolün % 10 nun 25 yıl boyunca Türkiye’ye verilmesi karşılığında vaz geçmek zorunda kalmıştır.

Türkiye % 10 luk hissesinden vaz geçerse, kendisine 500 bin ingiliz sterlini ödenmesini de kabul etmiştir.

İşte İngilizlerle yapılan Ankara Anlaşmasıyla Türkiye hem Mısak-ı Milli sınırlarından vaz geçiyor, hemde bu bölgede bulunan çoğu Türkmenlerden oluşan bir nufusuda Irak topraklarına terk ediyordu.

Ankara Anlaşması öncesi Mustafa Kemal Atatürk mecliste yaptığı konuşmada Musul sorununun kolayca askeri bir harekâtla çözülebileceğini ifade ederek; 

“Ancak, Musul’u aldığımızın arkasından muharebenin hemen son bulacağına emin olamayız. Şüphesiz orada bir cephe açmış olacağız. Karşımızda yalnız İngiltere değil, Fransız, İtalyan, Japonve bütün dünyanın düşmanları vardır. Yani bunu ayrıca konu etmek isterseniz mahsurları kendiliğinden ortaya çıkar”.

Atatürk’ünde açıkca ifade ettiği gibi savaştan yeni çıkmış bir milletin Musul yüzünden yeni bir savaşa girmesinin ve Misak-ı Milli sınırlarımızn tam ve net çizilmesinin mümkün olamayacağını görmüş ve bu düşünce etrafında Ankara Anlaşmasına imza atılmıştır.

Günümüzde Irak kaynayan bir kazanken, Irak ve Suriyede’ki Türkmenlere toplu soykırım uygulanırken, Atatürk’ün ta 1920 lerde çidiği ve adına Misak-ı Milli denilen ilkelerin ne kadar önemli olduğu günümüzde daha da önem kazanmaktadır.

Osman Özeker 24.12.2015

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu belirttiğiniz tarihsel içerik doğru da; "Musul'u verdik ama eyalet olarak. Hadi şimdi tüm ülkeyi deneylerlerse bölün!"denirse ne olacak! Diri bir akil ve stratejik vizyonla uyanık olmakta fayda var!

Ersin Kabaoglu 
 26.12.2015 21:15
Cevap :
Ersin bey düşüncelerinizde haklısınız ve o ihtimal her zaman var. katkınız için teşekkürler.  05.01.2016 0:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 281
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2917
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster