Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '06

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1645
 

Attığın taş ürküttüğün kubağaya değmeli

Attığın taş ürküttüğün kubağaya değmeli
 

"Git kendi ülkene, seçim çalışmanı, politikanı orada yap!"

Sizce bu sözleri kim, kime söylemiştir? Sözkonusu ülke ve sözün muhatabının kovulduğu diğer ülke nerelerdir? Bilenler, takip edenler zaten bileceklerdir. Bilmeyenlere biz bildirelim, bilenlerle de hemdert olup, hem de hemhal olalım.

Efendim yukarıdaki sözler Büyük Devlet Adamı Sayın Başbakan'a aittir. Recep Bey'in ülkesinden gitmesini istediği şahsiyet de yıllar yılı Kıbrıs davamızın arkasında dağ gibi duran, -tabi ki Anavatan'dan da aldığı destekle- yedi düvele direnen Sayın Rauf Denktaş'tır. Recep Bey'in, sözlerinde kullandığı "kendi ülken"den kastı da, her anlamda son derece önemli olduğunu defalarca vurguladığım Kıbrıs Adası'dır. Son derece önemli olmaktan geçtim, en ufak bir ehemmeyite haiz olmasa dahi ülke toprağı, vatan toprağıdır ve her bir çakıl taşı, tozu, kurumuş yaprağı mukaddestir. Bu millet, bu toplum; çok değil daha seksen-doksan sene öncesinden yitirdiği yurtlarının acısını içinde hissederken; Gazi Paşa öldüğünde, Hatay'sız, On İki Adalar'sız, Musul'suz ve Kerkük'süz, milletini bırakıp gitmek zorunda kalışının burukluğunu yaşamışken; elimizde kalan bir avuç ülke toprağında bugün dahi milyonlarca göz varken; bu ülkenin bir Başbakan'ı, nasıl olur da Kıbrıs gibi bir yer için, o toprakların ve milletimizin bir abide şahsiyetine "git ülkene" diyebilme talihsizliğini gösterebilir, aklım-dimağım almıyor, alamıyor, almak istemiyor. Yazıklar olsun...

Şu andaki KKTC yönetimi ile Recep Bey ve hükümet arkadaşları tam bir uyum içerisindedir. Cumhurbaşkanı Sayın Talat, seçim kampanyasında, bölgedeki problemi barışçı yollardan ve diyalogla çözebileceklerini vaad edip, Denktaş Bey ve ekibini uzlaşmaş tavırlarından dolayı eleştirmiş ve göreve gelmiştir. Ancak tüm dünya; şapkanın düşüp de kelin nasıl göründüğünü, çok kısa sürede izleme fırsatı bulmuştur. Talat Bey, karşısında dimdik, inandığı ideallere sıkı sıkıya bağlı ve uzlaşmaz diye eleştirdiği kendi Cumhurbaşkanı'ndan çok daha fazla kıpırtısız bir Rum yönetimi ve onları sonuna dek destekleyen Yunan iradesi bulmuştur. Yani bizim yapamadıklarımızı.

Kıbrıs gibi tarihi öneme haiz bir konuda maalesef ve mateessüf, tutarlı, kararlı ve kuvvetli irade gösteren bir devlet politikamız mevcut değildir. Aslında vardır ama takan yoktur. Son liman manevrasında hala birileri "bak bu adımı attık, askıya alınan maddeler sekiz başlıkta kaldı, daha kötüsü olmadı, diplomasi budur işte" makamından gazeller okumaktadırlar. İnsaf ediniz baylar, bayanlar. Tamam, milletimiz, genlerinden gelen asaleti ve büyüklüğü ile çoğu zaman sessiz kalmaktadır ancak bu toplumun damarına basma gafleti ve hıyaneti konumuna düşmeyiniz sakın ola.

Beğenmediğiniz, yüzüne bakmadığınız, hor görüp, aşağıladığınız toplumun ekseriyetini oluşturan sıradan vatandaşlar topluluğunun tokadını yiyen bir daha iflah olmaz. Yakın tarihimiz bunun sayısız örnekleri ile doludur. Milletler hayatında, millete rağmen atılan tohumlar kurumaya mahkumdurlar. Yeşerdiğini zannetiğiniz, yalancı baharlara sakın ola ki aldanmayınız.

Siz iktidardakiler, muktedir olanların çevresinde her zaman bir yağdanlık takımı mevcuttur. Bu şahsiyetsizler, muktedir olanların ayaklarını yerden keserek kendi menfaatlerinin peşinde koşarlar. Bunu başarırlar da. Ancak gün gelip iktidarsızlık dönemi zuhur edince, o çevrenizdeki, sizi uçurup, taşıran, en büyük, en kahraman yapan kişiliksiz zümre bir başka muktedir adres bulmuştur bile kendisine. Rüyanızdan uyanınız...

Son perdede, şayet Avrupa Birliği organları, Recep ve Abdullah Bey'lerin teklifini ciddiye alıp, ona göre hareket etseler ve Allah muhafaza limanlar karşılıklı açılmış olsa idi, "gökten ilahlar inse" o Kıbrıs, barışçıl ve diplomatik yollarla bir daha bizim olamazdı. Bu sözlerimi iddialı bulan okurlarıma, Türkiye'nin Girit Adası'nı nasıl kaybettiğinin tarihini tüm ayrıntıları ile okumalarını, naçizane tevsiye edeceğim. Maalesef, tarih tekerrürden ibarettir dostlar.

Bu milletin Kıbrıs Davası'nda bir milim katkısı olan tüm evlatlarının önünde saygıyla eğiliyorum. Ölenlerinin aziz hatıralarına, yaşayanlarının attıkları ve atacakları adımlarına hürmet ediyor ve son olarak soruyorum:

Sayın Recep ve Abdullah Bey'ler, attığınız taş ürküttüğünüz kurbağalara değdi mi acaba?

İnanın ve göreceksiniz ki değmedi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıbrıs gazisinin kızı olarak teşekkür ediyorum.. Saygılar

Duygur 
 12.01.2007 15:45
Cevap :
Saygı bizden efendim. Gazimiz hayatta ise kendilerine hürmet ediyor; vefat etti ise rahmetle anıyorum. Hoşçakalınız.  12.01.2007 16:04
 

ay çok hos olmus bu yazi! ellerinize saglik! bravo! keske buyuk sef de okuyabilseydi!

asena geler 
 01.01.2007 3:51
Cevap :
Çok teşekkür ederim.  08.01.2007 10:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3686
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster