Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '06

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
1595
 

Attila İlhan ve imbat...

Attila İlhan ve imbat...
 

Evin balkonu, denize bakıyor. Önünde çift yönlü asfalt yol.. Ötesinde çimenlik epey geniş.... Daha ötesinde Karşıyaka’nın Kordon’u başlıyor...Tam karşıda da Konak. Arada da deniz.. Yemyeşil çimenlerde akpak açılmış kocaman bir şiir sayfası.. İçinde deryalar kadar hisli, duygulu şiirler. Hep O'na ait.. Bir köşede de yarı yüzü İzmir’e dönük bir Attila İlhan.. Eğik şapkası ile.. Bilge yüzünde pırıl pırıl gözlüğü ile.. Şimdi, o gün, bu gün, temelli Karşıyakalı oldu Attila İlhan.

Dün, hava pırıl pırıldı. Elemli deniz kuşları martılar, yine çığlık çığlığa idiler. Bir lokma peşinde taklalar ata ata sesleniyorlardı. Ve hayat, konulan ''O noktadan'' itibaren devam ediyordu. Nasıl bırakmışsan, aynı bıraktığın yerden ve de sekmeden bir yağ gibi kayıp giderek devam ediyordu hayat. Bir plak gibi. Konulduğu yerden, aynı şarkısını bir daha yineliyordu.. Çatlak bir plak, her çalınışında, o bereli yere gelince hep aynı heceyi nasıl tekrar ederse, onun gibi. Birisinin hafifçe ittirmesi gerekir devam etmesi için. İşte… Hayat da böyle değil miydi? O çatlak plak misali. Çatlağa gelince, aynı sesi verecek. Hayattayken de böyleydi. O çatlağa gelince, bozuk çalardı plak. Şimdi yine birisinin hafifçe ittirmesi ile düzelecek o . Ama neticede, şarkı tamamlanacak, işlevini yine bitirecek..

Beri yanda Karşıyaka Kordon’u, tam öbür tarafta da İzmir Kordon’u..Ortada deniz, bildiğiniz gibi. İmbata göre yön değiştiren dalgalar.. Elemli deniz kuşları... Ta o zamandan beri, yine nafaka peşindeler. Bu sefer aynı paytoncu olmasa dahi, bir başka paytoncu oturağında kaykılmış, gözler, Çatalkaya Dağı’na çevrili, ne düşünüyor, bilinmez! Atlar yine, bildiğiniz gibi.. Yere bakıp bakıp, onlar da sahibi gibi düşünceli, kıpırtısız..

Karşıyaka Vapur İskelesi önünde ''Boyyoz''cular. Misinayı, lop yumurtaya sürttüler mi, ikiye ayırıyorlar. Tuz, karabiber ve boyyoz paketlenip veriliyor. Vapurda çayla iyi gidiyor..

Herkes biniyor vapura. O9:OO vapuru kalktı, kalkmak üzere. Zil çoktan sustu. Bir kıpırtı, bir koşuşma.. Ve vapurun iskeleden ayrılan o tok sesleri köpüren dalgalara karışıyor... Martılar şimdi, iplik iplik uzanan beyaz izler üzerinde daha bir çığlık çığlığalar..

Attila İlhan'da telaş yok. Telaşsız. Zaten o, hep vaktinden önce gelir, vapuruna biner, aynı salonun, aynı koltuğuna oturur ve kitabını açar okurdu.

O'nun vapuru çoktan kalktı. Ama içinde, o, yok!.. Her zamanki köşesinde, şimdi başkaları oturmuş..

Demokrat İzmir Gazetesi, bir okuldu. Orada yetişti bakanı, vekili.. İzmir’in Cumhuriyet Gazetesi gibiydi.

Attila İlhan'a bir öneri götürdünüz mü, kısa bir kararla ''Olur'' derdi. Kavraması çok yüksekti. O'nunla ''İzmir'in en şık giyinen on kadını''nı seçtik... İzmirli ailelerden yemek tarifleri aldık.. Neler neler.. Hep ''İlk''leri yaptık.. Daha şimdi, TV’lerde bu gibi programların aynısı yeni yapılıyor..

Şehre Los Paraguayos Latin Müzik Elçileri gelmişti. Onlarla röportaj yaptım. Şefleri ve kurucusu Luis Alberto Del Parano, İzmirlileri fethetmişti. O sıralar İzmir sahnelerinde Latin müziği söyleyen bir kızcağız vardı. Gırtlağı Latin müzik için çok uygundu. Onunla da ayrı röportaj yaptım. Götürüp Attila Beye verdim.Yerel sanatçı ile olanı alıkoyduydu. Tam bir ay bekledi yazı. Bir defa sordum. Attila İlhan, kulağıma eğilerek: ''Ustalıkla yazılmış ve kamufle edilmiş bir ilanı aşk röportajı'' demesin mi? Ve ilave ederek de: ''Sen bunu al, götür kendisine ver. Herhalde daha makbule geçer'' dediydi.. Güya, içinden birini kamufle etmek için, iki latin röportajını ''Birlik''te vermiştim. ''Ossaat'' anlayıvermişti.

Dediği, hissettiği de doğruydu!

İnsanların psikolojisini bilirdi Attila İlhan.. İnsanları gözünden anlardı. Dört tarafı raflı kütüphanesinde, yazılarını yazardı. Gayet sessizce hareket ederdi.Odasından ''çıt'' çıkmazdı. Çıkışta da, aynı vapurda nasıl davranıyorsa, elinde kitap öylece Karşıyaka’daki evine gelirdi.

Artık vapurlar '''Onsuz'' kalkıyor. Gidişinde de, gelişinde de, Attila İlhanın yeri bomboş.. Ama, karşı taraftaki Çatalkaya duruyor. Boyyoz satan çocuklar da.. Paytonlar yine dizi dizi.. Midyeci, limonu ile birlikte tezgahını kurmuş. Martılar, aynı oktavdan, aynı çığlıkları ile sesleniyorlar. Kanatlarının ''patpat''larıyle rüzgarda asılı duruyorlar bir arada..

Ege'yi Ege yapan İmbatı, yine esiyor durmamacasına.. İzmir’i güzelleştirmek için, makyaj tazelercesine.. Gönüllere saldığı ferahlığıyle..

Bu rüzgar; Karşıyaka’ya gelince, duruşu değişiyor, bakışı değişiyor, esişi değişiyor... Nefesi tükenir gibi oluyor. Bu ''İmbat'' tanınmaz oluyor!..

Bu rüzgar, açık duran sayfasının başındaki Attila İlhan’a da ulaşıyor.. Ulaşıyor amma, büstündeki saçlarını kıpırdatamıyor...

Bu imbat, ilk defa çaresizliğine kahroluyor!.. Tıpkı, O'nu sevenlerin kahrolduğu gibi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben ktu iç mimarlık 1. sınıf öğrencisiyim ve bu dönem ki proje konumuz bir sanatçıya atolye ben de sanatçı olarak attila ilhan ı seçtim ve ona onun yazılarını yazabileceği ve onun çalışabileceği bir atolye tasarlıyacağım ve bana attila ilhanın yazılarını nasıl bir yerde yazdığı evinin nasıl olduğu şapkasının neden öle yan taktığı böyle enteresan bilgiler lazım benmle paylaşırsanız sevinirim

ali özhan sisek 
 05.04.2008 10:47
Cevap :
Ali Bey Attila İlhanla beraber çalıştım .Genel Yayın Müdürümüzdü.Bizleri yönlendirirdi. Sakin bir havada yazmayı tercih ederdi.Evinin kütüphanesi gibi kullanırdı gazetenin kütüphanesini.Hiç çıkmazdı ordan Remzi Kitabevinin danışmanıydı Ankarada.Bürosuna gittim,yine kütüphane gibi bir çalışma odası vardı. Yazılarını o daima yolda yürürken bile tasarlardı.Şöyle derdi: '' Kafanızdan geçenler,kafatasınızın arkasında,yedek akçe gibi birikir,birikir.Siz de zamanı gelince ucundan çıkarıp çıkarıp yazılarınızda kullanırsınız.Kileriniz hiç boş kalmaz.Kuullandıkça deponuzdaan eksilenler,yerine konulacağı için,tükenmeyen bir haninedir bilgi birikimi. Bu da ne olur,devamlı konsantre dediğimiz o işe bütün dikkatini vermekle olur.Konsantre,her şeydir. Düşüncelerin ve fiikirlerin,sentez ve analizlerin ana kaynağı,iç dinamosudur.O bakımdan bilgi akışında kesinti olmaz.Deponuz,daima doludur.'' İşte kardeşim.Aşağı yukarı bunları derdi bizlere.Büyük kitabevlerine gidin.Meramınızı anlatın.Selamlar  05.04.2008 12:02
 

Böyle lirik bir yazıyı oku ve aklına; "boyyoz" mu, "boyoz" mu, "payton" mu, "fayton" mu, takılı kalsın. :))

derinmavi.. 
 25.07.2007 14:07
Cevap :
Haklısınız.Boyyoz da,fayton da bu saatten sonra fark etmez.Attila İlhanla birlikte çalıştık.Ondan çok şey öğrendim.Son olarak K.Yaka sahilinde şiirli panosu karanlıklar içindeydi.Bunu blogda yazınca,ertesi gün aynı pano ışıklandırıldı.Belediyeye açıp teşekkür ettim.İşin takipçisiyim.Ama bizim idarecilere karşı daima yazışma,hizip,kavgalı olmanız gerekir ki,iş yapsınlar.Avrupadaki Türkler..Türkiyeye izinli gelecekler mesela.Ne yapıyorlarmış biliyor musun? İlk önce Almanyadaki konsolosumuzu,Ankaraya şikayet ediyorlarmış.Sonra da pürüzsüz olarak muamelelerini yaptırıp Türkiyeye rahat girebiliyorlarmış.İşte o hesap.Pano şimde geceleri şıkır şıkır aydınlık içinde.Oradaki fıstıkçıya telefonumu verdi.Karardığı an,haber verecek bana.İşi takip etmek lazım,değil mi?.Aynı şekilde,iK.Yaka Belediyesini de aynı bloğumla İzmir Valisine şikayet ettim.Ettiğimi de aynen belirttim.Bunları yapmak için blogger olmak lazım da değil.Vatandaşım.,ederim.Valinin cevabı bana ulaşacak elbet.Saygılar,sevgiler  25.07.2007 15:34
 

Çünkü ayrılık da sevdaya dahil. Geride bir duruş, bir bakış, güzel mısralar ve onların çağrıştırdığı sayısız sahne ve an bıraktı. sizden onu ve o canım şehri dinlemek de ayrı bir keyifti. Sevgiyle...

ni 
 16.07.2007 15:06
Cevap :
Attila İlhan,sağlığında çok şeyler öğrettiydi.Şimdi de öğretilerini yaygınlaştırmak için imbat rüzgarlarıle içimize doluyor K.Yaka sahillerinde.Kaç ay sonra ''O'' nu anarak sayfama misafir olmanızdan çok büyük mutluluk duydum.Onun şiirler,panolarda yaşıyor.Dediğiniz gibi,İmbat da onu unutmaz.Teşekkürler..Sevgilerle  16.07.2007 15:11
 

evet bencede harika biriydi.. Kim "Aysel git başımdan" diye başlayıp harika bir şiire dönüştürebilir bir cümleyi? Ruhu şad olsun. Teşekkürler

İzmirli:) 
 29.03.2007 1:03
Cevap :
Ve aynı harika adam gönüllerrde,dillerve her yerde hükmünü sürdürecek.Ölümünü bile şiirleştiren bir adam ve benim ''Ustam'' dı o...Nur içinde yatsın.!  29.03.2007 6:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 885
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster