Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '12

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1855
 

Avrupada nüfus felaketi: Aile kurumunun yok olması

Avrupada nüfus felaketi: Aile kurumunun yok olması
 

Parcalanan aileler- perişan bir nesil


“Hakikat kasaba genelinde tanınan bir fahişeye benzer. Onu herkes tanır, fakat sokakta karşılaştımı herkes görmemezlikten gelir” Alman yazarı Wolfgang Borchert

Batıda aile kurumunun günümüzdeki halini Alman bir papaz şu kelimelerle yerinde bir ifade ile tarif ediyor:

“ Ne tanrının kuralları nede kilisenin uyarıları, ne insanlık tarihinin tecrübeleri nede saf mantık biz Avrupalıların aile ve evlilik kurumlarını yıkmamızı engelleyebildi”.


Konuya girmeden önce 1. bölümde gibi tekrar bütün Avrupayı temsilen Almanyaki ailelerlen ilgili bir kac rakamlarla başlamak istiyorum:

  

  • Her yapılan evliliğin 50%’si boşanma ile sonuclaniyor (60’lı yıllarda bu rakam 15%’di ve bizim yıllardır rekor kıran en “cağdaş” kentimiz Izmirde son verilere göre 33% gibi rakamla Avrupaya yaklaşmış)
  • Boşanma davaları 80% kadınlardan geliyor, çocuk velayeti 90% annelere veriliyor
  • Bu boşanmalardan her yıl 160,000 çocuk etkileniyor
  • Her gün 500 çocuk boşanma kararlarından genellikle babasından zorlan ayırılıyor
  • Her 4 aileden biri tek evebeynli (genelde anneli) yetişiyor – 1,6 milyon aile
  • 2007 yılında devamlı babasınlan irtibatı kesilen çocuk sayısı 2,2 milyona ulaştı
  • Aile mahkemelerin kadınlardan yana karar verme eğiliminden dolayı babaların çocuklarını görme hakkından bile mahrum bırakılıp babasız nesiller yetişiyor
  • Nafaka ödeme şartı olmasına rağmen annelerinin intikam alarak ve feminist düşüncesi etkisinde her erkeğe nefretle yaklaşan aile mahkemeleri  bu yaygın babalarından yabancılaştırma eylemleri hem çocuklarda hemde evlatından ayrılan babalarda büyük psikolojik yaralar acıyor
  • Bilinen çocuklarda yaratılan büyük psikolojik sorunların yanında  bu şekilde ailelerinden ve evlatlarından dışlanmış ve yasalarda hakkını alamayan babalarda depresyon, iş yerinde verimlilik düşüşü ve intihara kadar giden sonuclara yol acıyor. Dolayısıyla erkeklerin 50% böyle bir sömürülmekten cekindikleri icin hic cocuk sahibi olmamayı tercih ediyorlar.
  • Her doğan çocuğun 33% evlilik dışı doğuyor (bu oran AB genelinde 38% ve 20 yıl önce sadece 15%’di)
  • Aile fertlerinde iki taraftada aldatma olayları o kadar olağan olduğundan dolayı tahminlere göre evliliklerde doğan çocukların 26%’nın babası başkası olduğuna inanılıyor. Ilginctir bundan dolayı zaten boşanmalarda perişan olan çocukları korumak icin 2006’da Almanyada anneden onaysız gizli babalık DNA testi yapmak kanunen yasaklanmıştır (Kuckkuckskindurteil).
  • Coğu büyük şehirlerde hanelerin ancak 15 – 20 %’inde çocuk yaşıyor

 

 

  • Her Avrupa ülkelerinden Türkiyeye giden ilk fark ettiği olaylardan biri mutlaka sokaklarda oynayan çocukların fazlalığı olmuştur. Federal Almanyadaki yukarıdaki aile tablosu bazı duyarlı sosyologlar tarafından ülkenin 2. Dünya harbinden sonraki en büyük psikolojik ve sosyal kitle faciası olarak tanımlıyor. Fakat aile kurumunun asıl yıkılmasının arkasındaki nedenlere bakmamız gerekir. Bu yıl yapılan geniş çaplı bir araştırma Almanyada ailelerin yok olmasının ana sorumlularını şöyle sıralıyor:

  •  

     

    •  

      1. Devlet kurumları ve yasalar

      Devlet aile kurumunu koruması bir kenara yasalar ve cinsiyet eşitliği politikaları çerçevesinde ailelerin parcalanmasında baş rol oynuyor. Anayasada aileyi koruma maddesi olmasına rağmen aile hukuku ile ve yasal düzenlemeler ile devlet politikası haline gelen feminist fikirler bizzat uygulanıyor. Devlet bir nevi bundan cıkar umarak otoritesini özel hayata kadar genişleterek bireyleri daha fazla kontrol ve etkileme imkanına kavuşuyor.

      Bunun yasalara yansımasının en iyi örneği 1977’da yapılan boşanma yasası reformundaki ilkesel değişiklikten sonra evliliklerin hic bir neden ve suclu gerektirmeden boşanmalarını mümkün olması. Yeni yasaya göre kadının boşanmada sucluda olsa (zina/aldatma) hic bir yasal hakkını kaybetmiyor (nafaka, velayet vs.). Gündelik hayatta sık görünen senaryo bu: Kadın kocasını aldatsada boşanma kararını kendisi verip hic bir risksiz evlilikten kendisi cıkarak hem 94% bir ihtimalle çocukların vekaletini elde ediyor hemde nafaka hakkına sahip oluyor. Sonra sevgilisinlen (evlenmeden) beraber yaşayarak hem maddi durumunu yükseltiyor hemde çocukların babalarınlan bağlarını (nafaka haric) kesiyor. Böylece çocukların babası iki kez kaybeterek hem hic bir sucu olmadan çocuklarından ayrıltılıyor hemde uzun bir süre nafaka ödemeye mahkum oluyor. Bu şekilde bir hukuki düzenleme kadının cinsel özgürlükle doyumsuzlaşıp ve canavarlaşan ve evliliği bir istismar aracı ve maddi kaynak olarak görme ve erkeği sömürme imkanını veriyor. Yasaları arkasına alarak kocasını tamamen dize getiriyor. Ailelerin böyle kolay parcalanmasını sağlayan yasalar yuvaların huzur ve güven veren ortam olacağına savaş alanına cevirip bilhassa her boşanmada zararlı cıkan ve herşeyini kaybedebilen erkekleri evlilikten ve çocuk sahibi olmaktan tamamen ürkütüyor.

    •  

      2. Feminizm  

      Batı dünyasında toplumsal hayatın her köşesine mutlak hakim olan özü cinsiyet catışmasına ve aile ve çocuk düşmanlığına dayanan sözde kadına özgürlük vaad eden bu totalitär idolojiyi 3. bölümde geniş caplı ele alacağım.

    •  

      3. Yardımcı sektör

      Almanyada yardımcı sektörü (bütün boşanma aşamasına katılan aile danışmaları,kadın evleri, psikiyatristler ve tabiiki boşanma avukutları vs.) boşanma, nafaka, velayet ve mal varlığı dağıtımı gibi davalardan yılda tahminen EUR 20 milyar ticari gelir elde ediyor. Bu devasa piyasa yılda 600’000 aile/boşanma davaları ile 215’000 boşanma kararları veriyor. Büyük bir rantı ele geciren bu “boşanma mafyası” ailelerin/çocukların cıkarından ziyade bu çarkın dönmesi ve sistem mütevadiyen yeni boşanma kurbanları üretmesini sağlıyorlar. Üstelik bilimsel sonuclar şunu gösteriyor ki bugünün ebeveynlerinin boşanmalarından ruhsal traumatize olmuş çocuklar geleceğin boşananlarını temsil ediyorlar cünkü sağlıklı ilişki kurmaları ve bir insana bağlanma yeteneklerini etkilendikleri ayrılma olaylarından kesin şekilde kaybetmiş oluyorlar. Böylece gelecektede “ilişki özürlüleri” yetiştirilerek yardımcı sektörün kurbanları hic eksilmiyor.

    •  

      4. Genel olarak toplum ve medya

      Bugünkü medyada yüceltilen hedonist ve egoist maddiyatcı yaşam tarzı ve özendirilen ahlaki cöküş devamlı aile hayatını saldırılara maruz bırakıyor. Bütün basın organlarında feminist idoloji çizgisinde kadının aileden uzaklaştırarak ve gayri meşru cinselliği yaşayarak özgürleşmesi idealini yaygınlaştırıyor. Medya yayınları ailevi sorunlara care bulmaktan ziyade yüksek boşanma oranını kadının özgür iradesinin kanıtı ve üstün cesareti/gücü olarak göstererek adeta boşanma kararı almaya teşvik ediyor. Aynı zamanda devamlı eğitim kurumlarında çocuklara erken yaşta eşcinsel beraberliklerin ve babasız yada değişen erkekli ailerin doğal olduğunu aşılayarak nikah ve geleksel ailenin modası gecmiş ve toplumda değeri kalmayan müesseseler olduğunu yayarak ailelerin bilinçli şekilde ahlaki temellerini yok ediliyor. Bu yetmezmiş gibi ders kitaplarında geleksel aile hayatından bahseden bölümleri aldırtarak tamamen hafızalarından silinmesini sağlanıyor.

    •  

      Sonuc olarak değisik kollardan yürütülen politik, yasal ve fikri gayretler sonucu batı dünyasında aile kavramını yok etmeye odaklanmış girişimler insanlık tarihinde gecerliliğini kurayan aileyi bir nesilden daha az bir sürede parcalayarak amacına ulaştı.

    •  

      Bütün idolojilerin tükendiği cağda batı dünyasında hic hız kaybetmeden ve etkisini 70’li yıllardan sonra toplumda giderek artıran cinsiyet eşitliği maskesinde yürütülen  feminizm yada yeni adı ile gender mainstreaming (cinsiyetleri yaklaştırmak) politikaları bir cok düşünür icin aile kurumunu yıkan ana unsur olarak görünüyor. 3. bölümde feminzmin topluma ve aileye etkisini inceleyecegiz.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 5
    Toplam yorum
    : 1
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 707
    Kayıt tarihi
    : 16.05.12
     
     

    1977 doğumlu ve Trabzon asıllıyım. Karadenizin hırcın dalgalarından sisli dağları ve yeşil yaylal..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster