Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
4436
 

Aziz Nesin'in Örnek Çocukları

Aziz Nesin'in Örnek Çocukları
 

22 Temmuz seçimlerinden sonra "Her iki kişiden birinin Ak Partili olduğu" gerçeği, uzun süre tartışıldı. Birçokları bir türlü buna inanamadılar. "Etrafımda oyumu Ak Partiye verdim, diyen hiç kimse yok, nerden çıktı bu kadar oy" diye günlerce ağıt yaktılar.

Doğrusu ben Ak Parti'nin birinci parti olacağını kesin biliyordum ama, oy oranının bu kadar yüksek olacağını düşünmüyordum.

Fakat dün yaşanan bir olay, bu ülkede her iki kişiden birinin Ak Partili olduğunu (ya da olması gerektiğini) gösterdi.

Bildiğiniz gibi Aziz Nesin'in iki oğlundan biri Üniversitede türbanın serbest bırakılması için, özgürlükten yana tavır koyarken, diğer oğul ağabeyine yapmadığını bırakmadı. Kızdı, bağırdı, çağırdı, hakaret etti, ağabeyine babasının kitaplarını okumasını tavsiye etti filan...

Matematik Profesörü Ali Nesin'in oyunu Ak Partiye verdiğini sanmıyorum. Fakat değişik alanlarda, bugüne kadar yapılanlardan farklı olarak, yaptığı iyi işler dolayısıyla, "oyumu Ak Partiye vermeliyim" diyenlerle bu oranın ortaya çıktığını çok iyi biliyorum.

İşte şimde de yine Ak Partinin gündeme getirdiği Üniversite özgürlüğüne haklı olarak destek veren birçok akademisyen var. Bunlardan biri de Prof. Dr. Ali Nesin. Çünkü ilerici, aydın, çağdaş, özgürlükçü bir kimsenin, hele bu bir akademisyen ve üniversite hocasıysa, baskıdan yana olması zaten mümkün değil.

Türbana karşı çıkanlar, bunun daha çok aile ve din baskısıyla olduğu konusunda ısrar ediyorlar. Fakat ne garip çelişkidir ki, baskıya karşı özgürlüğü savunmak için onların yanında yer almaları, baskıya ve baskıyı yapanlara da tavır koymaları gerekirken, kendilerinin ikrarıyla baskı gördüklerini iddia ettikleri türbanlı kızların yanında yer almıyorlar ve onları üniversiteye sokmamak için, kendi inandıkları ve savundukları fikre bile karşı çıkıyorlar.

*****

Biri profesör iki kardeş. İkisi de Aziz Nesin'in oğlu. Biri özgürlükten yana, Üniversitede türban serbest olsun diyor. Diğeri de farklı bir düşünceyle olmasın diyor. Bundan daha doğal ne olabilir ki... Buraya kadar her şey normal.

Fakat bundan sonra işin seyri değişiyor.

Özgürlükten yana olan Ali Nesin için, kardeşinin farklı düşünmesi çok normal. Çünkü herkesin farklı düşünmeye hakkı var. Bu kardeş bile olsa...

Ama Ahmet Nesin, Ağabeyinin farklı düşünmesine dayanamıyor. Oturup ona mektup yazıyor, babasının kitaplarını okumasını tavsiye ediyor. Sanki Ali Nesin onları hiç bilmiyor, okumamış, görmemiş....

Aslında tam tersine Ali Nesin'in, farklı görüşte olmasından dolayı kardeşine mektup yazması gerekmez miydi? "Bak kardeşim, ben senin hem ağabeyinim, hem de profesörüm. Birçok şeyi senden iyi bilirim, sen çağdaş bir insan olarak nasıl özgürlüklerin kısıtlanmasından yana olabilirsin ve ben üniversitede özgür bir ortam istiyorum diye bana nasıl kızabilirsin" diyemez miydi?

Ama demiyor...

Niye desin ki... Böyle bir şey eminim onun aklının ucundan bile geçmemiştir. Özgürlükçü bir insanın aklna, başkasının düşüncesine müdahale etmek, onun üzerinde baskı kurmak gibi saçma sapan bir fikir gelebilir mi? Bu tür şeyler ancak yasaklardan, baskılardan yana olanların aklına gelir.

Herkes karşısındakini kendisi gibi zanneder biliyorsunuz. İşte mahalle baskısı korkusundan dem vuranların derdi de budur. Kendileri bugüne kadar hep bunu yaptıkları ve fırsat bulduklarında da yapmaya devam edecekleri için, herkesi de böyle yapacak zannetmektedirler.

İşte Ali Nesin'e ve onun şahsında Nesin Vakfı'na yapılanlar, bu mahalle baskısının nasıl bir şey olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Bunu daha iyi anlatan başka bir örnek olamazdı.

Özgürlükten yana olanlarla, baskıdan ve yasaklardan yana olanların farkı burada ortaya çıkıyor işte...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

% 60 ! Bilirsiniz siz de. Bu oran niteliksiz ve eğitimsiz nüfusu hızlı artışı ile daha da artmıştır sadece. Özgürlükler sınırsız değildir. Hele hele demokratik ve laik rejimi ortadan kaldırmaya yönelik özgürlükler !Her rejim kendisini savunmuk durumundadır. Üstelik çok uzağa da gitmeye gerek yok, bunun örnekleri burnumuzun dibinde son 15-30 senede yaşanmışsa ; Afganistan, Pakistan ve İranda olduğu gibi. O ülkelere de özgürük vaadi ile geldi şeriat, tastamam üç senede tamamlandı süreç. İstersenizç bir bakın, araştırın. Son bloğumda bunu yansıtmaya çalıştım. Belleklerimizi yitirtmeye çalışıyorlar bize. Unutturmaya ve unutmaya. Yapılan iş budur.Din üzerinden yapılan siyasetin sonu yoktur. Din bir gün gelir, buldozer gibi ezer geçer.Yapanı , yaptıranı ve mazlumu da. Sevgi ve aydınlıkla kalın hep ...

Neşe İleri 
 08.02.2008 14:17
Cevap :
Neşe hanım, hızlı nüfus artışıyla niteliksiz ve eğitimsizlerin sayısının artması, herhalde dinin veya dindarların ayıbı değildir. Özgürlüklerin sınırsız olduğunu kimse söyleyemez. Ama sınıra kadar kullanma hakkını da kimse engelleyemez değil mi? Rejimin kendini savunmasına kimsenin bir şey dediği yok ki. Fakat "hava çok güzel" denince, "güzel hava bir müddet sonra bozar, hava bozunca yağmur yağar, yağmur yağınca göller oluşur, gölde de ördekler yüzer, demek ki sen bana ördek demek istedin" şeklindeki fıkra gibi alınganlık yapmaya da gerek yok. Türbanlı öğrenciler üniversitede okuyunca rejimin kendini koruyamaz hale gelmesinin mantığını anlamak gerçekten zor. Neden suç işleyene ceza vermek yerine bu konuda suçun işlenme ihtimalini ortadan kaldırmak gibi bir tedbire başvuruluyor? Bu mantıkla hiçbir özgürlük kullanılamaz. Türkiye'yi İran, Afganistan ve Pakistan'la aynı kefeye koymak, Atatürk'e de Türk insanına da hakaret gibi geliyor bana. Katkınız için teşekkürler. Selam ve saygılarımla.  08.02.2008 17:37
 

Ve sorma dönemlerinde geçiyor ülkem ve de dahi ben. Bir çok farklı sesin çıktığı bu günlerde bakış açınızı oldukça iyi yansıtmışsınız da her noktasına katıldığımı söyleyemeyeceğim. Özgürlük adı altında sanki yüzyıllardır yapılmaya çalışıldığı gibi kadında var olan bir şeyler sindirilmeye ; kontrol altına alınmaya çalışılıyor olmasın?

Mezopotamya Prensesi 
 08.02.2008 10:14
Cevap :
Elbetteki her şeye gözü kapalı razı olmayacağız, soracağız, soruşturacağız, sorgulayacağız, ama sonuçta ortada suça yönelik bir eylem olmadıkça, özgürlüklerin kullanılmasını da engelleyemeyiz ki... Eğer suç işlenirse cezası verilmek kaydıyla herkes hayatını özgürce yaşamalı diye düşünüyorum. Aynı duruma biz maruz kalsak, yanlış yaparız, suç işleriz endişesiyle birileri sürekli bizim özgürlüğümüzü kısıtlasa, bizi engellese bunu kabullenebilir miyiz? Olaya bu açıdan da bakmak lazım. Katkılarınız için teşekkürler...  08.02.2008 11:43
 

aziz nesinin oğlu ali nesin,ahmet nesine ne desin? ahmet aliye ne desin?hani bu toplumun yüzde yetmişi aptal mı, yüzde otuzu akıllı mı bildirmecesi var dı ya...

mehmet uzer 
 04.02.2008 22:10
Cevap :
Kimse kimseye bir şey demesin, yeter. Katkılarınız için teşekkür ederim.  04.02.2008 22:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 947
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 787
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Ekonomik ve sosyal açıdan orta sınıf imkânlara sahip bir vatandaşım. Yazmayı, yazdıklarımı payl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster