Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2103
 

Bacağımdaki kene

Bacağımdaki kene
 

Dün gece, ufak yollu bir gittim-geldim dersem hiç de abartmış olmam, diğer boyuta. Siz de olsanız, gecenin bir yarısı, gözlerinizden uyku akarken, yarı uyur, yarı uyanık bir şekilde bacağınızdaki keneyi gördüğünüzde çok farklı olmazdınız emin olunuz.

Vakit gece yarısına yaklaşıyordu. Okunacak, yazılıp-çizilecek saatleri tüketmiş, uykuyla mücadale sath-ı mailine girmiştim. Kanallardan birinde, Cem Yılmaz'ın olaylı filmi "Hokkabaz" gösterilmekteydi. Gittikçe ağırlaşan göz kapaklarıma kaldıraç etkisi yaratan tek dış etken bu filmdi. Zira sansasyonel filmlere gitmeme alışkanlığımı bu filmde de uygulamış ve sinemada seyretmemiştim.

Reklam arasında hafif bir şekerleme yapmışım. Gözlerimi yeniden açtığımda güç bela, filmin tekrar başladığını gördüm ama gördüğüm tek şey bu değildi maalesef.

Sağ bacağımın dış yan kısmında, diz kapağımın hemen alt seviyesine gelen bölgede siyah bir şey vardı. Ve bu şey keneydi. Lanet iğnesini tenime saplamış, kanımı emmekle meşguldü.

Biraz önceye kadar göz kapaklarımı kaldırmakta zorlanan ben, şimdi gözlerimi tır tekeri gibi açmış, kalbim Okay Temiz ritimleri gibi atmaya, alnımdan aşağıya terler, Manavgat şelalesine nispet edercesine çağıldamaya başlamıştı.

O birkaç saniye içinde aklımdan, bu şerefsizin acaba, Kırım'lı ya da Kongo'lu olabileceği ihtimalleri geçti. Eğer öyleyseydi birkaç güne kalmaz, Milliyet Blog, bir başsağlığı mesajı da benim için yazardı herhalde: "<ı>Eski tüfek yazarlarımızdan Aydın Sevinç, kene ısırması sonucu yaşamını yitirmiştir. Üstelik daha birkaç gün önce yollardaki İngilizleri yazdığı yazısında, bu kene ve kuş gribi hikayelerini küçümsemişti. Kenelerin intikamı acı oldu. Başımız sağolsun" şeklinde.

Yahu kardeşim, ben kötü bir şey yazmadım vallahi. Tamam bu kuş gribi, küresel ısınma ve Kırım-Kongo'lu keneler meseleleri de önemli ama asıl şu trafik sorunumuza bir el atsak babında, hesapta sosyal içerikli, kara mizah örneği bir yazıydı benimkisi. İnanmayan açsın, pardon tıklasın okusun. Nerden bilebilirim ki ben, kenelerin bu yazıya içerleyip, dünya keneleri birleşin, nidalarıyla iki gün sonra benden intikam alacaklarını.

Neyse, bu duygu ve düşüncelerle, hafiften de can derdine düşmüş olmanın verdiği bir üç buçuk atma durumuyla, bilinçli bir vatandaş olarak; keneyi, bacağımdan söküp almak gibi bir gaflete düşmedim. En yakın sağlık merkezine gidip, orada çıkarttırmak gerekiyordu malum.

Bu şerefsizlerde bir iğne varmış kardeşim, müteahhit firmaların, bilmem kaç katlı gökdelenleri yaparken yere çaktıkları temel kazıklarını, toprağın böğrüne saplayan o garip ve eril aletten beter vallahi. Burgulu ve ucu hafif eğri cinsinden. Çekip kopardın mı hadi geçmiş olsun, daha doğrusu Allah rahmet eylesin.

Tam, diğer odada uyumakta olan eşime seslenecektim ki sanıyorum biraz daha yakından bakarken gayriihtiyari olarak, bu vatandaşın, normalde sekiz tane olması gereken bacaklarının, Allah için bir tanesinin bile mevcutlu bulunmadığını farkettim.
Yoksa benim yazının hıncını alamamış da iğnesinin yanında bacaklarını da mı sokmuştu bacağıma? "Yok artık" dedim, kendi kendime ve yaklaşabildiğim kadar, bacaksız hayvana yaklaşmaya çalıştım. Tabi bu arada tam eğilebilmeme engel olan, ve son zamanlarda yarı çapını bir hayli arttıran göbeğime de en halisinden bir hal-hatır sordum doğal olarak.

İyice yaklaşıp, dikkatlice baktığımda bir de ne göreyim? Bu hayvan kene değil. Hayvan da değil daha doğrusu. Yatmadan önce, bu koltukta karpuz yiyen bizim oğlanın, düşürdüğü bir karpuz çekirdeği. Karpuz çekirdeğini itina ile ve bir keneyi tutar gibi, -nasıl tutulur onu da bilmiyorum gerçi ama içgüdüsel bir durum galiba- tuttum ve elimde uzun uzun inceledim.

Derin bir nefes almıştım. Odasında mışıl mışıl uyumakta olan oğlumu, gidip alnının ortasından şap diye öpsem mi, yoksa poposuna, helalinden iki tane şaplak mı atsam karar veremedim.

Sonra düşündüm, İzmir'in Karşıyaka'sında, ta beşinci kattaki evinde, kenenin ne işi var kardeşim? Haydi geçmiş olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de bu yazıyı okuduktan sonra bir doktor olarak mikrobiyolog arkadaşlarımdan öğrendiğim pratik bir bilgiyi blogcu arkadaşlara duyurmak istedim.Eğer gerçekten kene cilde yapışmışsa ondan kurtulmanın en basit yolu şu:bir pamuğu küçük bir top yaparak sıvı sabun emdieip kenenin üzerini bir süre kapatın. kene br süre sonra kendiliğinden bütün halde yapıştığı yerden düşecektir. saygılarımla,İzmir Karşıyakalı hemşeriniz Dr. Feyza Polat

feyza polat 
 20.07.2007 16:09
Cevap :
Göstermiş olduğunuz ilgi ve değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum Feyza Hanım. Sağlıcakla kalınız.  20.07.2007 19:24
 

Heyecanla okurken bir yandan da sonunu tahmin etmeye çalışıyordum. Rüya gördüğünüzü düşündüm ama karpuz çekirdeğiymiş. Hiç aklıma gelmedi.Ellerinize sağlık. ezgi umut

Ezgi Umut 
 19.07.2007 9:59
Cevap :
Teşekkür ederim Ezgi Hanım. Sağlıcakla kalınız. Sevgi ve saygılarımla.  19.07.2007 23:30
 

Demek ki bayağı bir kestirmişiniz o ara, karpuz çekirdeğini kene görecek kadar yani:)..Neyse öyle olduğuna sevindim..Yazının ilk satırlarında bir taraftanda düşünüyorum bulunduğu yer acaba çimenlik bahçelik bir yermiydi diye..İlk başta yazsaydınız 5. katta olduğunuzu şaka olduğunu anlardık...Sevgiler

Sema CURUK 
 19.07.2007 0:21
Cevap :
Çok teşekkür ederim Sema Hanım. Sağolunuz. Sevgi ve saygılarımla.  19.07.2007 23:29
 

Hem okuyorum, hem bakalım ne çıkacak diyordum işimn içimden. Çok güzel bir yazı olmuş, şu saate gülebildim ya elinize sağlık...

Zeyno 
 18.07.2007 19:54
Cevap :
Çok teşekkür ederim Zeyno Hanım. Sağlıcakla kalınız.  18.07.2007 23:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3632
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster