Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
663
 

Bağırmayı ben de öğrendim artık

Bağırmayı ben de öğrendim artık
 

Erkeklere düşman değilim, ilkokul yıllarından beri hep iyi erkek arkadaşlarım oldu, katıldığım etkinliklerde de erkek arkadaşlarla da iyi anlaştım. Ne zamanki çalışma yaşamına başladım, en çok sıkıntıyı erkek meslektaşlarımla yaşadım. Kimi zamanlar bu sıkıntılar öyle durumlara ulaştı ki, Mobbing sendromu nedir? Öğrenmek durumunda kaldım. ( Mobbing sendromu; haksiz suclama, kucuk dusurme, genel taciz, duygusal eziyet ve psiko-teror uygulamak yoluyla, bir kisiyi isyerinden dislamayi amaclayan, kotu niyetli eylemlerden olusan bir surectir.)

Yıllar geçtikçe insan bir şekilde karşısında bağıran, hakarete varan sözcükler sarfeden kişilere alışabiliyor ve hatta onlara anladıkları dilden de konuşabiliyor. Ama psikolojik etkiyi yok sayamıyorsunuz. Bu gün yine tadsız bir olay yaşadım.

Erkek meslektaşımın bağıra çağıra ortalığı bulandırdığı durum bir hastanın yapılması gereken işlemleri konusunda çıktı. Hastalara yapılacak her türlü girişimde hukuki ve tıbbi olarak hastanın genel durumunun iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Ben bildiğim doğrulardan şaşmadığım için hiçbir zaman işimi oluruna bırakmam, hastanın genel hazırlığı tam yapılmadan gerekli oluru vermem. İşte tam bu safhada sevgili meslektaşlarımla sıkıntı çekebiliyorum. Klasik oluversinci, bişi olmazcı zihniyet ne yazık ki genel insanımızın özelliği. Hastanın şu durumu var, şu işlemleri de yapalım sonra girişim yapılsın dediğiniz de karşınızdakinin saçları diken diken olabiliyor. Çoğunluk böyle durumlarda sıkıntı yaşatmasa da, on kişiden biri olmadık zamanlarda olmadık tatsız davranışlar sergileyebiliyor.

Bu gün de koridorlarda yüksek sesle bağıra bağıra on beş dakikalık bir gecikmeyi bile tolere etmedi bu kişi. Ama son yıllarda birkaç kez yaşadığım bu tür olaylar beni de değiştirdi. O bağırdı, ben onu terbiyeye davet ettim. O bağırdı, ben bağırdım bağırma diye. Onun ses tonundan bir ton yüksek bağırmaya gayret ettim. Çünkü daha önceki deneyimlerim de bana bağırdıkların da oturup ağlıyordum, en az 3 günde kendime geliyordum.

Ben de onlar gibi bağırdım ama bu beni hiçte rahatlatmadı, öncekiler gibi ağlamadım, etkisi yarına geçecek gibi ama keşke bu durum hiç olmasa idi. O kişi hangi ruh hali ile bağırarak çözüm bulmaya çalıştı bilemiyorum ama insanız değimli? Normal tonlarda konuşulsa da anlaşılabilir. Bayanlarda tartışabilir ama şimdiye kadar güç gösterisinde bulunan bağıra çağıra kavga eden görmedim hiç. Ama bunca yıldır bana ya da başkalarına bir çok erkek meslektaşımın güç gösterilerine tanık oldum.

Kadın kimliği ile ciddi işler başarmaya kalkıştığınız da karşınıza çok engel çıkabiliyor, bilimsel anlamda her türlü tartışmadan korkmuyor da insan, düzeysiz ve kabadayıca hareketler oldu mu şaşırıp kalıyor. Yazının başında da yazmıştım, erkek cinsi değil konu, konumuz kaba ve saygısızca davranışlar. Bu travmalardan kaçınılabildiğini görmedim, doğruları savunup direniyorsanız eninde sonunda bir yerde çatışabiliyorsunuz, karşınızdaki de kendince kaba kuvvetle halledebileceğine inanıyorsa ortalık karışıyor.

Beden gücü değil, akıl gücünü kullanabilen insanlarla karşılaşabilme dileğiyle, sevgilerimle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaba davranarak, bağırarak üste çıkmaya çalışan insanlar maalesef ki her iki cinste de var. İş aile terbiyesinde bitiyor. Karekterler yontulmamış. Kafayı takmaya değmeyecek insanlar bunlar. Zaten mesleğiniz çok zor bir de bunlarla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Allah kolaylık versin.

Ayşe Yavuz 
 28.01.2008 21:51
Cevap :
Teşekkürler, selamlar ve sevgiler  29.01.2008 1:25
 

İnsanın insana bağırma hakkı diye bir şey yok. O insan amir de olsa, üstü, patronu, müdürü de olsa böyle bir şey yok, olmamalı. Nasıl bir kültürdür bilemiyorum ama, tahminimce ailede başlıyor bu bağırma olayı. Baba anneye ve çocuklara sürekli bağırarak üstünlük sağlamaya çalışıyor. Oysa bir olay hatalı yapılmışsa, zaten hatayı yapan bunu farkettiğinde yeterince üzülür ve onu bir daha yapmamaya çalışır. Bağırarak ne kazanırız ki... Sanki kendilerine karşı saygı duyulacak farklı ve üstün meziyetleri bulunmayan insanlar, üstünlük sağlayabilmek, kendilerini güçlü gösterebilmek için böyle yollara baş vuruyorlar, bir tür bahane arıyorlar gibi...

Ahmet YILMAZ 
 25.09.2007 11:46
Cevap :
Ne büyüdüğüm ailem, ne de eşim ve oğlum bağırdı bana..ama ne yazıkki kendini bilmez meslektaşlarım bağırmayı seviyor, Allah islah etsin bağıranları, başka bir şey dilemiyorum.  25.09.2007 23:03
 

Bu dünyanın yükünü iyiler çekmektedir. Sizin yaşadığınız sıkıntılar, iyiliğinizden ve hassasiyetinizden. Yazınızı ibretle okudum. Diğerleri için söylenecek sözüm: "...Eşeklik bâki kalır." sağlıcakla kalın.. selamlar..

murat ertaş 
 21.09.2007 15:41
Cevap :
Candan yorumunuz için teşekkürler, sevgiler  21.09.2007 23:21
 

bazen sınıra dogru itiyorlar diimi , yine de boşver gül ve geç..

erol aslan 
 21.09.2007 13:59
Cevap :
Teşekkür ederim arkadaşım:) sevgiler  21.09.2007 23:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 1020
Toplam mesaj
: 110
Ort. okunma sayısı
: 6234
Kayıt tarihi
: 30.03.07
 
 

Uzman doktorum, kendimi bildim bileli çalışıyorum. Kendi adıma  yaşamdan beklentim, huzurlu ve ko..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster