Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
433
 

Bahar

Bahar
 

<ı>İlkbaharı gerzeklere ödünç verdin geri getirmediler

<ı>Güneşin başına gelenleri biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba

Akgün Akova (baba bana bağırma)

Hey beni unutuyorsun” diye bağırdı arkamdan güneş.

Her zaman ki yakışıklılığı üzerindeydi. Daima ışıl ışıl ve çekici.

Bunca ayı onsuz nasıl geçirmişim diye düşündüm.

Sıcak kolları olmadan, yakıcı ısırışlarını özlemeden.

Beyaz hayaller yüzünden olmalı dedim kendi kendime.

Nasıl da iyi gelmişti önceleri bu yanıkların, ısırışların üzerini üfleyen rüzgar ve gözyaşlarıma yoldaş gibi yağan hafif yağmur.

Evet, beni ağlatmıştın güneş. Ama bunu fark edemeyecek kadar meşguldün.

Herkes senin peşindeydi, paylaşamıyorlardı seni ve sen çok memnundun halinden.

Senin ardından gelen rüzgar ve yağmurdan sonra önüme serilen kar beyazı gözlerimi kamaştırmıştı. Ağrıları dindirici soğukluğun verdiği uyuşturucu güce alıştım.

Özledim tabiî ki seni. Bulutlar aralandıkça seni aradı gözlerim ve işte şimdi buradasın. Doğum günü hediyem olarak.

unutur muyum seni” dedim. “Bahar bana sıkı sıkı tembih etti; Aman unutma mutlaka getir, diye ama bilirsin, habercilerin, yolumu kesip duruyorlar.”

Önce papatyalara takıldım. Anlatacak ne çok şeyleri varmış, Serkan onlara baharın önsözleri demişti ama bunların sözü bitmek bilmiyor. Maceralı bir kış geçirmişler.

Sonra nazlı gelincikler aldı sırayı, onları geçemem, nasıl da incelikli konulara değinirler.

Ama seni unutmadım güneş. Zaten sen varsın diye onlarda burada.

hadi oyalanma artık” diye seslendiğimde narsis başını kaldırmış gülümsüyordun.

O kadar sıcaktı ki gülüşün ama nedense içim titredi. Hayretle içime baktım ve kimse bu şaşkın halimi fark etti mi diye çevreye. Yapraklarını kuşanmış ağaçlar hışırtıyla kımıldadı. “Tamam, gülmeyin, geçti.” Diye bağırdım ağaçlara, sesimi duyurmadan sana.

“Geçiyor bu titremeler de her şey gibi.”

Gerçi beni görecek, duyacak halin yok ya. Bütün doğa yüzünü sana dönmüşken, içi titreyen bir çift gözün yeri nedir ki nezdinde.

Yo yo hayır üzülmüyorum. Bana verdiğin her şey için minnettarım sana. Bu sağlıklı ten senin sayende. Günlerde uzadı seninle, deniz ısındı, çiçeğe durdu ağaçlar.

Herkes seni kolları açık beklerken ben nasıl sitem ederim sana?

Bak gölgeler nasıl kısalıyor sen yükseldikçe” dedim.

Komik bir laftı tabi bu. Sadece rahat görünmeye çalışıyordum. Upuzun gölgem titriyordu.

Geçecek, dedim içimden, güneş tepeye ulaştığında ısınacak benimde içim.

off bu kez de ter basacak beni” diye bağırdım. Farkında olmadan iç düşüncemi sesli dile getirmişim. Telaşla geri bakıp beni duydu mu diye kontrol ettim.

Bu düşünce pek de hoşuma gitmedi.

Sen de hiç ayarını bilmiyorsun’ dedim, bu kez içimden söylediğime emin olarak.

Neyse şimdi bizi bahar bekliyor, gözü yoldadır. Giymiştir en güzel kıyafetini, en güzel gülüşüyle seni karşılamaya çıkmıştır. Kıskanmıyor değilim tabi, ilk onun koynuna girmen canımı sıkıyor. Ama ona da sadık değilsin, ondan da geçip gideceksin.

Benden de gideceksin, tatlı ısırıklarının üzerini örten bronz bir ten bırakacaksın bana..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 611
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Safça eski konuklarını bekleyen sahil pansiyonlarından birine kaydımı yaptırabilirim. Yine boşaltmam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster