Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1022
 

Balyoz Darbe Planı: Planı hazırlarsın; hayata geçirebilirsen 'darbe', yapamazsan 'senaryo' olur

Balyoz Darbe Planı: Planı hazırlarsın; hayata geçirebilirsen 'darbe', yapamazsan 'senaryo' olur
 

Bu yapılmış olanı...


Taraf gazetesinin son bomba haberi “Balyoz Planı”nın ayrıntıları korkunç. Bu belgede yazılanlar doğruysa, meğer canımızı emanet ettiğimiz kurumun içindeki bazı yetkililer, ülkenin güvenliğini ve huzurunu sağlamak şöyle dursun, var olan güvenliği de ortadan kaldırıp ülkeyi kargaşaya sürüklemek için plan üstüne plan yapıyormuş. Plan doğrultusunda, Fatih Camii’ne bomba atıp cemaati kışkırtarak etrafa saldırtma, olayı videoya kaydederek bu görüntüleri medyaya dağıtıp irticacıların eylemi olarak yansıtma, Ege’de Yunanistan’la gerginlik çıkarıp ülkeyi savaş ortamına sürükleme, ülke ekonomisine zarar vererek ekonomik kriz yaratma, bütün bunların sonucunda da ülkeyi istikrarsızlaştırıp sıkıyönetim ilan ettirme ve Hükümeti devirmeyi öngörmüşler.

Tabii biz sıradan fanilerin bu belgede ortaya atılan bilgileri doğrulatma şansımız yok. O yüzden bu haberi ancak sezgi ve akıl yürütme yöntemleriyle yorumlayabiliriz. Ancak Taraf gazetesi bu haberini, 5000 sayfalık yazılı belge, CD’ler, ses kayıtları gibi çok sayıda belgeye dayandırdığını belirtiyor.

Haber yayımlandıktan sonra Plan’ın hazırlayıcısı olarak adı geçen emekli orgeneral Çetin Doğan da konuya ilişkin olarak t24.com.tr sitesine yaptığı ilk açıklamada bu planın “iç tehdit” olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA (emniyet ve asayiş) planları çerçevesinde elbette ele alındığını, söz konusu plan ve senaryoların “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi”nin gereği olarak hazırlandığını söyledi. Yani bir bakıma haberi “tevil yoluyla ikrar” edip doğruladı. Bu açıklamayı yaptıktan sonra bazı uyarılar almış ya da söylememesi gereken şeyleri söylediğini fark etmiş olmalı ki, arkasından hemen Star televizyonuna bağlanarak, darbelere karşı olduğunu vurgulayıp darbeye zemin hazırlamak için camilerin bombalanması gibi planları ancak ruhen hasta olanların düşünebileceğini söyledi.

Genelkurmay Başkanlığı da haberle ilgili açıklamasında, söz konusu Planın, bir Plan seminerinde ele alınan bir konu olduğunu, 1’inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Seminerinde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde de durulduğunu belirtti. Yani bu defa önceki benzer haberlerde yapıldığı gibi “kâğıt parçası”, “boru” vs diyerek toptan inkâr yoluna gitmedi. Bu değişik yaklaşım da bize bu belgenin en azından önemli bir bölümünün doğru olduğunu gösteriyor.

Fakat belgenin kısmen doğrulanan bölümü bile çok vahim... Gerçi general Çetin Doğan ve Genelkurmay Başkanlığı Planın hangi kısımlarının doğru hangi kısımlarının yanlış olduğu konusunda bir bilgi vermedi ama Doğan, en çok camii bombalama ve uçak düşürme konusuna şiddetle itiraz ettiğine göre hadi o kısımları yalandır, yanlıştır, eksiktir, çarpıtılmıştır falan deyip bir yana bırakalım; ya geri kalanlar?

Mesela habere göre, Planın hedefi şöyle: “Balyoz Komutanlığı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlayarak muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmak maksadıyla, derhal, AKP Hükümetini iktidardan uzaklaştıracak ve mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir.”

Ordunun görevi “AKP Hükümetini iktidardan uzaklaştırma” planları mı yapmaktır? Komutanlar plan seminerlerinde yurt savunması konularını mı tartışmaktadır, yoksa bir siyasi parti gibi siyaset mi konuşmaktadır? Seçim sonuçları, laiklik tanımı, Türkiye’nin dış sorunları, uluslar arası ilişkileri, AB üyeliği gibi konular ordunun faaliyet alanı mıdır, TBMM’nin, Hükümetin mi? Bu açıkça siyasetle uğraşmak değil midir? Hükümetin emrindeki ordunun bir muhalefet partisi gibi Hükümete karşı mücadele etmesi yasa dışı bir eylem değil midir? İsterse bu planlar “harp oyunu”, “beyin jimnastiği”, veya tartışma düzeyinde kalsın. Ordunun görevi bu mudur? Bu komutanların başka işi yok mudur? Anayasada bu ülkeyi hangi organın nasıl yöneteceği açıkça belirtilmemiş midir? Bu ülkenin Anayasası sadece Hükümetleri ve vatandaşları mı bağlamaktadır? Ordu Anayasa hükümleri karşısında bağımsız ve sorumsuz mudur?

Bu soruların cevabını az çok okumuş yazmış, biraz siyasetle ilgilenen herkes biliyor. Bu ülkede bir yazılı Anayasa vardır bir de yazılı olmayan Anayasa… Yazılı olmayan Anayasaya göre, ordu bal gibi de siyasetle uğraşır. İstediğini hükümete getirir, istemediğini indirir (bkz. 28 Şubat sürecinde Başbakanlığın Erbakan’ın elinden alınıp zamanın Genelkurmay Başkanının deyimiyle “altın tepside” Mesut Yılmaz’a verilmesi). Onunla da yetinmez, ordunun içindeki birtakım adamlar, kafaları estiği ve uygun ortamı bulduğu anda bir bahaneyle yönetime el koyar. Hatta bahane yoksa da yaratır (bkz. 12 Eylülcülerin itirafı: “yönetime daha önce el koyacaktık ama şartların olgunlaşmasını bekledik”)

İşte bunun için de ordunun içindeki birtakım siyaset heveslileri böyle sürekli Balyoz planları yapar. Milletin onlara tevdi ettiği yurt savunması görevini unutur; ülkenin sınırları delik deşik olur; binlerce silahlı militan sınır ötesinden elini kolunu sallaya sallaya gelip karakol basarken onlar esas görevleri Hükümete muhalef etmekmiş gibi siyasetle uğraşır. Bu planları hayata geçirme imkânı buldukları zaman adı “ordunun yönetime el koyması”; fırsatı bulamayıp da planlar bir şekilde ortaya saçıldığında ise adı “savaş senaryosu”, “seminer planı” falan olur.


...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mevzuu bu kadar yalın ve çıplaktır. Ama birileri için acıdır.

Yıldız Nihat 
 23.01.2010 13:41
 

planı hazırlatan genelkurmay başkanının adını da yazınız. sene 2003 dikkat!!! asıl ipucu oradadır. planı hazırlatıp sonra da çekilirsen aslında kendi gelecek planların doğrultusunda astlarını birilerine yem etmişsin demektir. zaten o durumda darbenin marbenin olmayacağı da açıktır. siz bir gazetede çalışıyor olsanız ve patronunuz sizden think thank anlamında bir felaket senaryosu istese ve siz de bir gazeteci olarak düşüncelerinizi kağıda döküp verseniz, sonra patronunuz alıp sizi polise terörist diye ihbar etse mesela... bekleyip görelim bu işin burada biteceğini sanmıyoruz. yalnız siz de masumiyetten uzaklaşmayınız. o haberi yapan gazete ile aynı konumda olamazsınız. değil mi?

Neftan 
 23.01.2010 2:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3627
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster