Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '11

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
700
 

Bandırma: Çevre

Bandırma: Çevre
 

Bandırma’da emekliliğini yaşayan yalnız bir insansan. Niye yalnız? Çünkü bütün ömrün taşrada geçmiş… Malatya , Elazığ, Ankara, Gaziantep, Edirne … derken , gelip memleketim diye bu kasabaya yerleşmişsin… 

Kasabaların kendine özgü bir hayatı vardır, bilirsiniz. Oldukça içe kapalıdır. Tutucudur. Dini eğilimler fazladır. Buna karşılık çoğu kimse sanattan ilimden, bilimden çakmaz… Öyle şeylerden sözedecek olursan, adın ukalaya çıkar… Hele bir de “Heykel” savunuculuğu filan yapacak olursan, iyice gavur olursun… İşte, kasabalar böyle, köy ile kent arasında kalmış, kentten çok köy kültürünü yaşayan birimlerdir 

Çoğu kasabanın nüfusu 30-40 bini aşmazken, Bandırma’nın nüfusu 140 bine yaklaşmıştır. ''Türkiye’de bu çapta bir ilçe yoktur'' diyebilirim. Ama niye hala ilçedir… Çünkü günahları vardır, çünkü muhalefete oy vermede israrcıdır (Sahil kentleri meselesini hatırlatırım) . Onun için Bandırma, büyük bir yerdir, gelişmiş bir kasabadır ama hala rüştünü ispatlayamamıştır.
Çünkü bir türlü tam anlamıyla biat etmemiştir. 

Aslında , bir dönem önce Bandırma Belediyesi AKP iktidarının yönetimi altındaydı. Ve hiçbir kimse yadsıyamaz ki, AKP’liler Bandırma’yı altüst ettiler… Bu söz iki anlamda söylenmiştir. 

Bir; Bandırma’da öylesine imar faaliyetleri yapılmıştır ki, Bandırma tarihinde böyle alt üst oluş hiç görülmemiştir, bundan sonra görülür mü bilmem. Neler mi yapıldı.. 

Liman sahası tamamen sökülmüş, toprak, ağaçlı parklar köklenmiş; yerine taştan kocaman alanlar yapılmış, eski küçük gazinoların yerine Kristal, Uğrak, Hayal Bahçesi, Yakamoz vb. gibi daha modern mimariye uygun gazinolar yapılmıştır… Bu planlamada ana fikrin: “Bir kentin geniş alanlara, modern mekanlara ihtiyacı vardır… olduğu bellidir. Aynı zamanda sahil şeridine el atılmış ; Livatya plajına kadar olan deniz doldurulmuş , bu arada modern bir Denizci Barınağı oluşturulmuş, yol plaja kadar uzatılmıştır… Ama bu alt yolun, kente nasıl bağlanacağı sorusu ortada kalmıştır? Çünkü bir yanda Etibank tesisleri, ondan başka Askeri Gazino ve tesisler, yeni bir yolun geçişini engellemiştir. Bu yüzden bellidir ki yol bittiğinde, yalnız yayalara açık bir yol olacaktır. 

Bunun yanı sıra sahil şeritinde Allah için güzel olan, gezi yolları, çocuk parkları , beden eğitimi sahaları oluşturulmuştur. Yeni yapılan gazinolar da hiç de fena değildir. Ama bu arada bulunan paraların sağa sola harcanarak çar çur edildiği de gözden kaçmamıştır… Şimdi bile göze batan görkemli kaleler yaptırılmış (Bandırma hiçbir tarihte kaleye sahip olmamışken) şimdi her tarafı surlarla, kalelerle çevrilmiştir. Bunların bir bölümünün Paşabayırına çıkan yolu berkitmek amacıyla yapıldığı belliyken, alt taraftaki, Etibank tesislerinin yanındaki surların hangi amaca hizmet ettikleri anlaşılmamıştır… 

Hele deniz üzerine milyonlarca lira sarfedilerek yapılan İstanbul Boğaziçi Köprüsü stilindeki köprü evlere şenliktir. Halen Doğu’da Zap Nehri üzerinde doğru dürüst bir köprü yokken ; Bir çok Anadolu nehrinin üzerinden bebeler… tehlikeler içinde karşıdan karşıya geçmeye çalışırlarken, deniz üzerine süs için yapılmış köprü , herhalde insan zekasıyla alay etmenin dik alasıdır… Çünkü hiçbir işlevi yoktur… Süs için muazzam bir köprü yapılmıştır….İşe bak...! 

Tabii bu kadar masraf, bu kadar gereksiz harcamalar o zamanki Belediye’yi iflasın eşiğine getirmiş, şimdiki CHP Belediyesi Kenti bir borçlar yumağı halinde teslim almıştır… 

Şimdiki Belediye, görülüyor ki sessiz sedasız bu borçları örtmeye çalışırken, ne yazık ki yeni işlere pek de vakit ayıramamaktadır… AKP zamanındaki o alt-üst oluş durmuş.. Halk , “bu CHP ne yapıyor ...?” diye sormaya başlamıştır… 

Bütün bu yazdıklarıma AKP yetkilileri de, CHP’liler de itiraz edebilirler. Bu benim dışardan gelip bir vatandaş olarak gördüklerimdir… Onlar ne derlerse desinler… 

Fakat benim canımı acıtan bir şey var… 

Yıllar önce , bu Limana Ayvalık, Gemlik vb… gibi koca gemiler gelirdi… Liman tertemizdi.. Bandırmalı gençler , çocuklar gemiye çıkarlar, sonra geminin arkasından sulara dalar … turistlerin attıkları paraları taa derinlerden, tertemiz suların içlerinden çıkarır herkese gösterirlerdi… Şimdi limanın suları pis, oraya birileri dalsa herhalde dışarıya zehirlenmiş halde ölüsü çıkarılır. 

Eskiden Bandırma’lı gençler, limanın Bandırma’nın çevresindeki denizlerin her yerinde yüzerlerdi… Şimdiki gençler artık yüzmeyi unuttu… Çünkü artık ne yazık ki Bandırma’nın hiçbir yerinden denize girilemiyor… Deniz leş gibi… 

Bandırma’da deniz var ve Bandırmalı çocuklar, gençler yüzmesini bilmiyorlar… Bundan daha ironik durum olabilir mi ? Güleriz ağlanacak halimize …. İnanın bu bir trajedidir… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bandırma ülkemizde tarihini yok eden şehirlerden biridir. Şehirde bulunan yüzlerce tarihi bina beton yığınları arasında kayboldu. Bu süreçte tüm herkesin suçu vardır. Livatya'daki tarihi yel değirmenleri, şehrin her yanına dağılmış o güzelim tarihi evleri hepsini tek tek yok ettik. Rant uğruna şehrin bir noktaya sıkışmasına izin verdik. Gelişmeyi şehrin merkezine parklar yapıp, eskiyi yıkmak olarak algıladık. Ne zaman geçmişe gitsem. Bugünkü şehrin ne kadar kötü hale gittiğini görüyorum. İçimde birileri çıksa da eski evleri desteklese yıkılmasına engel olsa diye. Artık tarihi dokular gelir kaynağı haline geldi. Birçok şehir bunu fark etti. Tarihi belediyeler birliği denilen bir örgütsel yapı ortaya çıktı. Ama bu konuda belediye öncü olmalı, şehrin sivil toplum örgütleri bu süreçi desteklemelidir. Aksi halde şehir limanın çevresinde ucube bir yerleşim gibi kalacaktır. Yazılarınızla beni geçmişe götürdüğünüz için teşekkür ederim. Saygılarımla

Ünal Örnek 
 28.03.2011 1:23
Cevap :
Sayın Örnek aynı acıyı duyan var mıdır,diye düşünürken çıkıp geldiniz... Sağolunuz. Tarih, tarih derken biz, gözümüzün önündeki tarihi sildik süpürdük... Şimdi ağlasak da bağırsak da geri gelmeyecek. Yapacak pek fazla bir şey yok ama ,yazıklanıyoruz işte... Çok akıllı geçinmenin sonu budur...  28.03.2011 4:09
 

Erdal beycim, birer hafta arayla türkiyenin gündemine giren konuları bir düşünün. Hele son haftaki!. Koca koca adamların kimlere geçmiş olsuna gittiklerini görünce.Benim başka bir şey söylememe gerek varmı bilmem.

Şahin ÖZŞAHİN 
 22.03.2011 10:54
Cevap :
Şahin Arkadaş, Görüyorsun kocaman adamları koskocaman adamlara bıraktım... Onlar bir şeyler yapıyorlar.. Ne derler, "Eller işte görsün..." ziyaretler filan... Ben kafamı kaldırıp biraz kendi çevreme bakmak istiyorum... Hoşça kalınız, değerli arkadaşım...  22.03.2011 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 786
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster