Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '18

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
1456
 

Baraklar ve Asım Kuzuluk

Baraklar ve Asım Kuzuluk
 

Fırat’ın bir yanı Harran Ovası
Ezo Gelin gelir elde kınası
Hoyrat, yanıkkerem, Barak havası
Yakar yürekleri kora türküle
r.”

           Tekin Büyükkaya

 

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun yayınladığı Asım Kuzuluk’un “Baraklar, Baraklar ve Amik Ağzı Türkmeniler” albümünü edindim. Nasıl mı? Kısaca anlatayım.

Adını ve çalışmalarını duyduktan sonra kendisine telefonla ulaştım. Bir süre sonra Üsküdar sahilinde Eski Tütün Deposunda yerleşkesi olan İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosunun yerinde oldum.

Oradaki görevliler ve sanatçılar beni içten karışladılar. Birbirine olumlu yaklaşımları ve konuşmaları ilgimi çekti! (Ne ki, sendikalar kanalıyla kamplara bölünmüş öğretmenler odasında bu güzelliği göremezsiniz!)

Biraz sonra sanatçı Asım Kuzuluk geldi. İçten bir tanışmamız oldu! Kısa süre söyleştik. “Baraklar ve Amik Ağzı Türkmeniler” albümünden armağan etti. Sevindim! Zamanımız sırınlı olduğundan tekrar görüşmek, dileğiyle izin alarak, vedalaşarak ayrıldım.

Söz konusu albümün genel sanat yönetmenliğini, İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun şefi değerli sanatçı Uğur Kaya üstlenmiş. Bu özgün çalışmada 11 adet barak ağzı hava yer almaktadır. Eve gelince birkaç içselleştirerek kez dinledim! Kendilerini kutlarım!

Göçebe aşiret kültürünün kaybolan sesi Barak uzun havaları, usta icracı Asım Kuzuluk ile gün yüzüne çıkmış oldu! Barak kültüründe Barak uzun havaları, önemli yer tutar.  Uzun havalarda kendilerine ait bütün bilgileri, sözlü olarak sonraki kuşaklara aktarmışlardır.

Asım KUZULUK kimdir?

Asım Kuzuluk, 1954 yılında Antakya'nın Kisecik köyünde doğdu. Malatya Akçadağ Öğretmen Okulunu bitirdi. Öğretmenlik yaptığı dönemde Hatay Kültür Müdürlüğü Korosu ve Antakya Halk Eğitim Merkezi Korolarını kurarak uzun süre şefliğini yaptı. Türk halk müziği İl seçici kurul üyeliğinde bulundu. Gençlik kampı müzik liderli oldu. Bu arada Çukurova Üniversitesi bünyesinde işletme eğitimi yaptı.

1992’de Kültür Bakanlığının açmış olduğu yetişmiş ses sanatçılığını kazanarak Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosunda göreve başladı. Bir süre Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosunda görev yaptı. Sonra İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosuna atandı. Pek çok festival, sempozyum, TV ve radyo programlarında yer aldı. Evli ve üç çocuk babası...

Kuzuluk, yaşamının çok az bir dilimini köyünde geçirmesine karşın, yörede halen canlı olan geleneksel sözlü kültürü ve yerel değerleri özümsemiştir.

***

Edindiğim bilgilere göre: Göçebe aşiret kültürünün sedâsını günümüze kadar ulaştıran ‘barak’ uzun havalar, üzeri tozdan görünmeyen bir hazinedir. Tamamen kendine özgü söz ve müzik yapısına sahip sahiptir.

Son yıllarda sandığın tozunun alındığı, içerideki hazinenin gün yüzüne çıkmaya başladığı söylenebilir. Barak uzun havalarına ses vererek, kültürel zenginliğimize dair küçük bir hatırlatma yapan Asım Kuzuluk ile söyleştik. Birçoğumuz için yeni olan bu sözcük, müziğimizde nasıl bir yer işgal ediyor? Barak uzun havaları hangi yörenin rüzgârını taşıyor? Bunları sorulara verilen yanıtlarıyla okuyalım:

-‘Barak’ sözcüğü, nereden geliyor?

Barak; sözcük anlamı itibariyle kıllı köpek, kıllı adam, barlı, yani Anadolu’da kirli olarak bilinen -hani bar tutmuş, kir tutmuş- şekliyle geçiyor. Yörede de “bayrak”, “bağarak, “varak” gibi sözcüklerin zamanla barak’a dönüştüğü kabul ediliyor. Sözcüğün kaynağı kısaca bu… Coğrafi olarak bakıldığında Gaziantep’in güneydoğusu, Karkamış ve Nizip civarındaki küçük 20-30 köyden oluşan ve Fırat’a çok yakın olan Türkmen boylarının bölgesidir.

-Barakları nasıl tanımlamak gerekir?

Baraklar; icra olarak Halk müziği içinde özel bir tavır, bir üslûptur. İcra konusunda az önce bahsettiğimiz bölgenin dışına çıkmak durumundayız. Nizip, İslâhiye, Hatay’dan Yayladağı Bayırbucak, Fırat boyundan Suriye sınırını takip edip Lazkiye’ye kadar uzanan bölgede 120’ye yakın Türkmen köyünde, Amik ovasında, Toroslar’ın iç bölgesinde, Maraş’ta Pazarcık, Narlı civarında icra edilen bir halk müziği tavrımızdır.

Barakların içinde sürekli geçen bir aşiret sözü var.Onun özü şu; su kenarları, mümbit topraklar, ılıman iklimler tarih boyunca insanlığın cazibe merkezi halindedir. Bir de biz İslamiyet’i kabul ettikten sonra yerleşik düzene geçmiş bir medeniyetiz. Göçebe bir milletiz aslında. Dolayısıyla bu bölgeler de stratejik açıdan farklı dinden, farklı menşeden gelen insanların yaşadığı bölge olarak, aynı zamanda su boyuna yani Fırat’a yakın ve ulaşımının kolay olması sebebiyle sürekli bir insan hareketine sebep olmuş. Gelen güçlü aşiret yerleşik aşireti bertaraf edip kendi yerleşmiş. Fevzi Bey, Elbeyli, Karakeçililer gibi bir yığın aşiret gelmiş geçmiş buralardan. İşin çıkış noktası burasıdır. Kültürün sürekli değişmesinden dolayı değişik bir müzikal yapı oluşmuş. Hepsinin icrası zor, dik seslerle ifade edilen, kendine has makamsal dizilerden oluşan bir repertuar önümüze çıkmıştır.

-Baraklarda “Eli kırbaçlı kırmızı çizmeli beyler nicoldu?” Gibi çok ilginç sorular ve imajlar var. Neden acaba?

Yörenin icrasını dilinden ayırt edemezsiniz. İcrayı güçlendiren ses nüansları (ince ayrım) kadar dil de önemli bir faktör… “Yevmiyesice, töremeyesice, soyka, kadanı alayım” gibi sözler kullanılır. Özür dilerim, “itin kızı” deriz mesela… Buradaki itin kızı, onun babası it’tir anlamında değil. Orada muhteşem bir sevda, korkunç bir sitem ve bir estetik var. Onu öyle algılamak lazım. Oradaki hakaret ya da küfür değildir, hâşâ! Gâvurun kızı deriz mesela… Bu hayranlığını, övgüsünü açıktan ifade edemeyen, onun yerine bu tip sözlere havale ederek amacına ulaşmaya çalışan insanların güçlü sesidir. Asla hakaret, küfür, yerme, alçaltma anlamı taşımaz. Barak icrasında duyarsanız, ola ki böyle algılamayınız. Aslı büyük bir sevgi ve büyük bir sitemin ifadesidir. Büyük bir saygı ve ulaşamamanın verdiği bir karamsarlığın, bir çaresizliğin ifadesi aynı zamanda…

-“Amik ve Baraklar” ilk ve tek, kayıt çalışmanız mı?

İlk ve tek… Bu vesileyle-bilmiyorum reklâma girer mi ama giriyorsa da hak ediyor- Kalan Müzik’in değerli editörü ve idarecisi Hasan Saltık’a çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu benim idealimdi. Devletin parasıyla okumuş bir adamım. Böyle bir görevi Allah bize nasip etti. Bu tip çalışmaları bu anlayış içinde devam ettirmek istiyorum. Bitti mi? Elbette bitmedi. Şu an 12 tane uzun havamız zapt u rapt altına alındı. Ama bölgemize ait özel repertuarımda olan ve icra etmeyi düşündüğüm 30-40 civarında daha özel eser var. Bunları da nasip olursa icra etmek istiyorum.

-Baraklarda sıkça rastladığımız özel bir ses çarpması var ki çok ilginç… Siz ne dersiniz?

Vurucu yanı ‘barak dertlisi’ dediğimiz hicaz ve uşşak makamı içinde bir tavırdır. İnsanlar Barak'ı sadece onunla tanıyorlar ve böyle icra etmeye çalışıyorlar. Rahmetli Araboğlu da bunu yapanlardan bir tanesidir. Çünkü aynı tavırda, aynı ayakta çok farklı sözlerle eserler okumuştur. Onun ‘Fukara’ adlı bir eserini dinledim. Otantik Barak ezgileriyle ve sözleriyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ad vermeyelim, ama bir yığın arkadaşımız, o anda kendine has bir söz saymış ve getirip Barak dertlisine monte etmiştir. Bu şekilde çalışan insanlara sırf yaptıkları Barak misyonerliği için saygı duyuyorum. Tavrın unutulmaması adına saygı duyuyorum! Ama Barak’ın orijinal, otantik sözlerini kullanmadıkları için de onları biraz yeriyorum! Bu bir… İkincisi, bazı arkadaşlarımız sanki hiç söz bulamamışlar gibi Barak’ın başka makamda, başka ayakta icra edilen sözlerini almışlar. Yine Barak dertlisine monte etmişler. Hâlbuki aynı sözlerle o parça kendi makamında çok güzel ifade edilebiliyor.

-‘Barak dertlisi’ni biraz açabilir misiniz?

Çoğunlukla hicaz olarak bilinir. Şu anda Barak diye bilinen şey, Âşık Dertli’nin sözlerinin okunduğu bir Hüseyni makamı tavrıdır. “Seni seven de sevmesini bilmemiş/ Nedim aman aman aman amman/ Yine seni seven de sevmesini bilmemiş/ Çok ağlamış da gözyaşını silmemiş/ Âlem ne derse desin yine deli gönlüm ölmemiş/ Aman ne çara ne çara ne çara/ Yine sen güzelsin de seni seven biçare aman aman.” Bunu her sanatçı hicaz bile olsa kendine özgü bir üslûpla yorumlar. Her sanatçının Barak dertlisini okuma tarzı farklıdır. Anadolu’nun diğer bölgelerinde fazla göremezsiniz. Barak uzun havaları içinde çok geniş bir makam yelpazesi vardır. Bunu her arkadaşımız ya icra etmez, ya edemez ya da a bilemez.

O zaman işiniz zor! Bu yükün altından kalkmak mümkün değil ama birilerinin de bu yükün altına girmesi gerekir. İyi izleyiciler bilirler, zor icraların sırrı nüanslarında gizlidir. Bilhassa Barak'ta detaylı sesleri ifade edemezseniz. İcra icralıktan çıkar. Yörede bağlama olmasının sebebi Alevi Türkmen kültürünün varlığıdır. Bugün Sünni bölgelerde Malatya’dan, Elazığ’dan, Tunceli’den, Sivas’tan, Yozgat’tan gelen Alevi dedelerimiz, Türkmen-Alevi köyüne gitmiş gibi ağırlanır ve uğurlanır. Bu insanın güzelliği ve kültürüne duyduğu saygıdır. Zaman içerisinde insanlar mezheplerini, dinlerini, hatta dillerini değiştiriyorlar ama kültürlerini değiştirmiyorlar. Bu işin çok güzel ve özel bir yanı, denebilir.

                                                                  ***

         Köyüm Aşağıbarak

 

Ne güzel, Gediğinağzı’ndan köye girmesi

Taşına, toprağına, havasına yüzün sürmesi

Soranlara ‘Baraklı’yım diyerek övünmesi

Doğduğum, büyüdüğüm, köyüm Aşağıbarak.

 

Kadir emminin Gözek’te tarlayı herk etmesi

Hacı Omar emminin Ayazağlı’nda koyun gütmesi

Kahvesi dayının kahvesinde çay içmesi

Gurbette emekçilerin özlemi Aşağıbarak.

 

Derinyurt’ta orak ile ekin işlemek

Başakları derleyip yığın eylemek

Harman yerinde düvenle sürmek

Başaktan buğdayı ayırdığım Aşağıbarak.

 

Güz gelince kıza, oğlana düğün yapması

Fevzi Ustanın davul, Gülabi'nin zurna çalması

‘Köprüden geçti gelin’ türküsüne halay çekmesi

Anılarıyla yaşadığım Aşağıbarak.

 

Göktepe’den Hacıbektaş'a okumaya gitmesi

Bahçelerden erik çalıp, bağlardan üzüm yemesi

Gömükpınarı’nda suya çimmesi

Çocukluğumu yaşadığım Aşağıbarak.

 

Çok meşhurdur Cıbır Bahri'nin sövmesi

Hayrullah emminin hiciv ile nüktesi

Erol Metin’de köyünün olgun meyvesi

Anamın, babamın vatanı Aşağıbarak.

 

     Erol Metin,  4.06.2016 -  Kayseri



Baraklar konusunda Muhsin DURUCAN’ın ayrıntılı bir başka yazısını, aşağıdaki linkten  okumanızı öneririm.
http://blog.milliyet.com.tr/asagibarak-ve-bir-arastirma/Blog/?BlogNo=205791


  *

Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 688
Toplam yorum
: 482
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1361
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster