Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '20

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
152
 

BAŞARIYI NELER ETKİLİYOR?

ERGENLİK VE BAŞARI KONULARI: BAŞARIYI NELER ETKİLİYOR?

Günümüzde başarı önemli değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanayi toplumunun başarı talebi ve kariyer konularında seçeneklerin fazlalığı ergenlikle birlikte başarı konusunu da ele almayı gerektirmektedir.Günümüzde başarı kriteri olarak, alınan eğitim ve edinilen iş önemli iki gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne kadar uzun süreli ve nitelikli eğitim alırsanız başarılı olma ve iyi bir iş edinme ihtimaliniz artar, fakat bir yandan da erken yaşta başarılı olan gençler, eğitiminin yararlarını daha çok elde ederler. Mesela, eğitim sistemimizde Lise Giriş Sınavında başarı gösteren öğrenciler, daha nitelikli okullara giderler. Bu okullarda çok daha nitelikli bir eğitim alırlar ve bu da daha nitelikli bir üniversiteye gitmesini kolaylaştırır. Ayrıca akademik, kültürel, sosyal alanlarda daha besleyici bir çevreye girmiş olurlar. Elbette başarının önemi ergenlikle ortaya çıkan bir şey değildir. Başarı değerlendirmesi eğitim hayatı ile başlayan ve ömür boyu süren bir konudur. Başarılı ya da başarısız olmak, hayattaki fonksiyonumuzu belirlediği gibi, hem kendimize bakışımızı (kendilik algımızı) hem de başkalarının gözünde nasıl algılandığımızı etkilemektedir. Ergenlik ile başarı konusunun bir arada ele alınmasının sebeblerini şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Ergenliğin iş rollerine hazırlık dönemi olması; ergenlerin kimlik edinme sürecinin önemli bir kısmı rol denemelerini kapsar.Ergenler, yetişkin iş rollerini de kimlik edinme süreci içerisinde prova ederler.

2. Ergenlik, iş ve mesleklere yönelik ilgi ve merakın artığı bir dönemdir. “Hangi mesleği seçmeliyim? ”, ergen için önemli bir sorudur.

3. Çocukluk döneminde mesleklere olan ilgiler geçici ve hayale dayalıdır. Çocukların bilişsel kapasitesi henüz, kendi yeteneklerini, ilgilerini, performanslarını, çevresel fırsatları değerlendirmek için yeterli değildir. Ayrıca, Çocuklar başarılarının ya da başarısızlıklarının uzun dönemli etkilerini yordayamazlar. Ergenler, bilişsel kapasitedeki artışla birlikte, mevcut başarıları ve eğitimsel edinimleri ile gelecek planları arasında bağ kurmaya başlarlar. Uzun dönemli planlar yapabilir, aldıkları kararların uzun dönemli etkilerini değerlendirebilirler. Ergenler artık başarılarını geleceklerinin yordayıcısı olarak görmeye başlarlar.

4. Ergenlikte alınması gereken birçok karar vardır ve bu kararlar alırken gözetilmesi gereken bir çok husus vardır. Oysa çocukluk döneminde alınacak kararlar tüm çocuklar için aşağı yukarı aynıdır; mesela ortaokulda hepsi aynı dersleri okurlar. Eğitim sistemimiz, ülkelerin hemen hemen hepsinde böyledir, önemli eğitimsel ve mesleki kararları ergenlik döneminde alınacak şekilde dizayn edilmiştir. Mesela, lise öğrencileri, üniversitede okumak istedikleri bölümlere kaynaklık eden müfradatı öğrenebilmek için 10.sınıf sonunda fen bilimleri, matematik -edebiyat, yabancı dil gibi alanlardan birine yönelmek zorundadır. Hangi alanine kendilerine uygun olduğuna karar vermeleri için, kendi yeteneklerini, performanslarını, ilgilerini, kişiliklerini, kendisini motive eden şeyleri bilmesi tanıması gerekir. Yani ergenlikte verilecek bir çok karar vardır ve kararları etkileyecek bir çok değişken vardır.

BAŞARIYI NELER ETKİLİYOR?

1.Motivasyon

Okul performansında, sanılanın aksine zeka, ki büyük oranda kalıtsaldır, duygusal zekadan daha önemli değildir. Bilişsel olarak yetenekli pek çok öğrenci, motivasyon azlığı, kendi yeteneğine güvenmeme, hazzı erteleyememe gibi duygusal zeka öğelerine sahip olmadıkları için başarısız olmaktadır. Başarı için gerekli olan ilk şey motivasyondur. Aynı zeka puanına sahip iki öğrenciyi ele alırsak, eğer öğrencilerden biri başarılı olma motivasyonuna sahip ise daha çok çaba gösterecek ve daha yüksek notlar alacaktır.

Başarı İçin Gerekli Motivasyon Süreçleri: İçsel ve Dışsal Motivasyon

Motivasyonel süreçler, başarıyı belirlemede en önemli etkendir. Bu süreç iki şekilde yürür; kişilerin motive olmak için içsel bir takım ihtiyaçları vardır; başarılı olmak, merak, kendini gerçekleştirmek, yeteneğini kullanmak, çabalamak gibi. Kişinin kendi kaynaklarından beslenen bu motivasyon süreci İçsel motivasyon olarak isimlendirilir. Dışsal motivasyon ise, dış kaynakların etkisi ile kişinin motive olma sürecine denir. Kişi ödül kazanmak (yüksek not almak, maddi bir ödül gibi) ya da cezadan kaçınmak için (sınıfta kalmak, ailesinin tepkisi gibi) çalışır. Dışsal motivasyon kaynağı kesildiğinde, kişinin motivasyonu düşer ve çabası azalır.

 Başarılı olmak için gösterdiğimiz çaba başarı gereksinimi ile ilgilidir. Başarı gereksinimi içsel olarak çalışır yani dış ödüller olmasa bile kişi çalışmak için yeterince güdülenmiştir. Başarı gereksinimi yüksek olan kişiler, alacakları ödülden (yüksek not almak gibi) bağımsız olarak, içsel olarak motive olurlar. Bu tip kişilerin aile ortamı sıcak ve destekleyicidir. Aile çocuktan yüksek bir performans bekler, çocuğun başarısını ödüllendirir ve bağımsızlık ve özerkliğini desteklerler.

İçsel Motivasyonu Belirleyen Şeyler Nelerdir?

 Öğrenme motivasyon aracılığıyla gerçekleşmektedir. Öğrenmek için ilk önce öğrenilecek konuya yönelmek gerekmektedir. Motivasyon bu yönelmeyi sağlayan yani kişiyi harekete geçiren mekanizmadır. Motivasyondan söz ederken genellikle miktarından söz edilir, “motivasyonum düşük ya da çok motive oldum” gibi ifadeler kullanılır. Fakat motivasyonun niceliğinden çok niteliği önemlidir. Kişileri harekete geçiren kaynaklar, içsel ya da dışsal olabilir. Eğer kişi, öğrenmeyi ya da davranışı içsel bir doyum elde etmek için yapıyorsa, içsel motivasyondan söz edilir. İçsel doyumu bizler, keyif verici, ilginç, merakımızı kışkırtıcı faaliyetlerden elde ederiz. İçsel motivasyonda, öğrenme davranışı, davranışın gerçekleştiği sürecin verdiği doyum için yapılır. Dışsal kaynaklı motivasyonda ise, davranış dış bir kaynaktan gelen bir ödülü elde etmek için yahut bir cezadan kaçmak için gerçekleştirilir. Bu anlamda, dışsal motive olan kişiler, davranışı sergilemek için baskı hissederler. Bununla birlikte, öğrenme süreci her zaman ilgimizi çekmeyebilir, içsel motivasyon öğrenme davranışını sürdürme de yeterli olmayabilir. Bu durumda dışsal nedenlerin içselleştirilmesi mümkündür. Mesela, doktor olmak isteyen bir kişiyi ele alalım. Bu kişi fizik dersini anlamda zorluk çektiği için bu derse karşa ilgisini kaybetmiş olabilir. Yani fizik dersini öğrenme süreci, onun için doyum sağlayıcı bir süreç değildir. Buna ragmen, tıp fakültesine gitme arzusu öğrenme davranışını sürdürmesini sağlar. Ayrıca kişi zorlandığı bir konuyu öğrenmeye başladıkça bundan da -zoru başarmanın hazzı- doyum elde edebilir. Ya da zor bir konuyu, motivasyon eksikliğine ragmen çalışmaya devam etmenin verdiği yeterlilik duygusu için çabalamaya devam edebilir.

Yapılan bir çok araştırma, öğrenmede ve başarılı olmada içsel motivasyonun desteklenmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.

 İçsel Motivasyonu Neler Sağlar?

1.Özerklik ve Kişisel Seçim

Bir birey içsel motive olduğunda, kendi isteğiyle davranışlarını başlatıp, sürdürebilir. Yaptığı davranışın değerlerini benimsiyorsa ve sorumluluğunu da alabiliyorsa aslında özerk bir bireyden söz ediyoruz demektir. Bu içsel motivasyon ile özerklik arasındaki yakın ilişkiyi göstermektedir. Kişiler, bir şeyi dışsal başarı ya da ödül için değil, kendi adına yaptığına inanma ihtiyacı hissetmektedir. Bu bağlamda, öğrencilere kendileri hakkında karar alma, bazı aktivitelerini seçme imkanının verilmesi içsel motivasyonu ve özerkliği desteklemektedir. Mesela bazı öğretmenler ki özerklik destekleyici öğretmenler olarak adlandırılır, öğrencilerini, kendi öğrenmeleri için cesaretlendirir, kendileri ile ilgili kararlarda seçim hakkı tanır. Özerklik destekleyici öğretmenler, öğrencilerin içsel motivasyonunu artırmada etkilidir.

Anne babanın, çocuğun içsel motivasyonla yaptığı işlerle ilgilenip, cesaretlendirmesi. Mesela, çocuk kendi merakı doğrultusunda keyifle bir şeyler araştırıyor, ebeveynin bu araştırmasına katılması, çocuğun keyfinden memnuniyet duyması, çocuğun içsel motivasyonunu artırdığı gibi özerkliğini de destekleyecektir.

2. Öz Yeterlilik ve Çaba

Kişininin amaçlarını gerçekleştirmek için doğuştan getirdiği yeteneklerine,motivasyonuna, davranış biçimlerine olan inancı, onun öz yeterliliğini belirler. Öz yeterliliği yükek bir kişi amacına ulaşabileceğeine inanır, yani “ben yapabilirim” der. Öz yeterlilik amaçlarımıza ulaşmamız için sebat etmemizi ve başarılı olacağımıza olan güvenimizi yüksek tutmamızı sağladığı gibi yaşamda karşımıza çıkan zorluklarla başa çıkmak içinde gereklidir. Öz yeterlilik başarıyı deneyimlemimizi sağlar. Başarıyı deneyimleyen kişilerde başarma gereksinimi artar. Kişilerin geçmişteki başarı duygusunu tattıkları üstünlük deneyimleri kişiyi bunu tekrar elde etmek için harekete geçirir. Öz yeterlilik düşük olduğunda ise kişi çaresizlik deneyimler “ben yapamam”. Yüksek öz yeterliliğe sahip öğrenciler kolay faaliyetleri seçerken, yüksek öz yeterliliğe sahip öğrenciler daha zorlayıcı aktiviteleri tercih ederler.

Kişiler davranışları aracılığıyla çevreyi etkileyebildikleri görmek isterler. Kişinin çevreyi etkileyebilme, değiştirebilme gücü olduğunu hissetmesi yeterlilik duygusu ile ortaya çıkar. Öğrenciler, belli zorluklarla karşılaştıklarında, kendilerini o zorluğu aşabilecek yeterlilikte hissettiklerinde, çabalamak için gereken motivasyonu bulurlar. Eğer, yeterliliklerinden şüphe ediyorlarsa, çaresizlik duygusuna “ne kadar çabalasamda bunu değiştiremem” kapılırlar. Kişinin, kendi ile ilgili inancı nasıl motive olacağı ve ne kadar çaba göstereceği üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Yeterliliğine, yetenekli olduğuna inanan bir öğrenci, zor bir faaliyet karşısında, içsel motivasyon süreçlerini işletir ve yoğun bir çaba sarfeder. Fakat yeterliliği, yeteneği ile ilgili kuşku duyan bir öğrenci, dışsal motivasyon süreçlerine meyleder ve yeterince çaba göstermez hatta çoğu zaman görevden kaçınır, kaygı ve tereddüt hisseder. Yeterlilik ile faaliyetin zorluğu arasında şöyle bir ilişki vardır. Zor bir etkinlik karşısında, kişi kendini yeterli hissediyorsa optimal seviyede performans gösterir; eğer kişi kendini yetersiz hissediyorsa kaygı hisseder ve performansı düşük olur. Eğer etkinlik kolay ise, kendisini yeterli gören kişi için etkinlik can sıkıcıdır; kendisini yeterli görmeyen kişi ise etkinlikle hiç ilgilenmecektir.

3. Bilişsel Katılım ve Konuya Hakim Olmaya Yönelik Motivasyon

Ergenlerde, öğrendikleri konuya bilişsel katılımda bulunmaya yönelik bir motivasyon vardır. Bu motivasyon, ergenin gelişmeye açık olduğunu ve konuya hakim olmak isteğini yansıtmaktadır. Konuya hakim olmaya yönelik güçlü güdüleri olan öğrenciler, sonuç yerine, mesela alacakları not, öğrenme sürecine; yetenekleri yerine de öğrenme stratejilerine odaklanırlar. Konuya hakim olma eğilimli öğrenci, “benim bunu öğrenmek için yeteneğim var mı?” sorusu yerine “ben bunu nasıl öğrenebilirim?” sorusunu sorar. Bu tip öğrenciler zor bir görevle karşı karşıya kaldıklarında, tehdit hissetmezler. Bilakis, zorluğu meydan okumak için bir fırsat olarak görürler.Yeteneklerine ve sonuca odaklanan öğrenciler ise, tereddütlü ve kaygılı olurlar. Zorlu bir konu ile karşılaşınca, yeteneklerine atıfla “bu konuda iyi değilim” yüklemesini yaparlar. Bu da öğrenciyi çaresiz ve köşeye sıkışmış hissettirir. Bazı öğrenciler ise, performanslarına odaklanırlar, Bu öğrenciler kazanmak ile ilgilidirler. Konuya hakim olma motivasyonları vardır fakat farklı olarak, bu hakimiyeti gelişim ya da öz yeterlik için değil, kazanmak için isterler.

Öğretmenlerin ve ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli bir husus, nota vurgu yapmak yerine öğrenilecek materyale, öğrenme faaliyetine vurgu yapılmasıdır. Çünkü nota yapılan vurgu, öğrenme ile ilgilenen öğrencilerin güdüsünü değiştirmektedir. “Önemli olan konuyu öğrenmem değil, yüksek not almam”.

Başarıyı Etkileyen Diğer Faktörler

2.Yükleme

Ergenler, performanslarının ya da davranışlarının altında yatan motivasyonu anlamak isterler; “Neden çok çalıştığım halde kimyadan düşük not aldım?” gibi sorular sorarlar. Bu gibi durumlara açıklama getirmek için sorunun olası nedenlerine dair “yükleme” yaparlar. Kişiler genellikle performanslarını (başarı veya başarısızlık durumlarını) dört faktörün birleşimine yüklemektedir. Yetenek, çaba, görevin zorluğu ve şans. Kimyada yetenekli değilim, sorular çok zordu, çok çabalamadım, o gün canım çok sıkkındı, Öğretmen bana düşük not verdi, eğitim sistemi kötü gibi öne sürdükleri sebebler nasıl yükleme yaptıkları ile ilgilidir.. Bu gibi açıklamalardan, kişinin kontrolü dışında olan “eğitim sistemi kötü, bir labarotuvarımız bile yok” ve dışarıyı suçlayıcı “Öğretmen bana taktı, sınav çok zordu” yüklemeler yapmak probleme çözüm getirmemektedir. Bunun yerine, “çalışma tekniklerimde bir sorun var ya da daha farklı problem türlerine de bakmalıydım “gibi içsel yüklemeler yapmaları hatalarını fark edip, çözüm geliştirmelerine imkan vermektedir.

Öğrencilerinin başarısızlık durumunda, kaygılanmak yerine, bu durumu değiştirmek için kısa dönemli öğrenme hedefleri belirlemeleri gene problem çözücü bir yaklaşım olacaktır. “Bu sınavda problem türlerini birbirine karıştırdığım ve işlem hataları yaptığım için başarılı olamadım, öyleyse bu hafta işlem yeteneğimi geliştirmeye ve farklı problem türlerini nasıl çözüldüğüne odaklanmalıyım” gibi.

Öğretmen ve ebeveynler, öğrencilere yüklemeleri içsel faktörlere yapmayı öğretmelidir.

3. Sabit Zihniyet, Gelişime Açık Zihniyet

Bazılarımız zihinsel özelliklerimizin değişmez olduğuna inanır. Değişmeyecek olan bir şey için çabalamak çok anlamlı olmasa gerekir. Sabit zihniyete sahip öğrenciler, kötümser olma eğilimindedir. Değişime inanmadıkları için çaba da göstermezler. Özelliklerinin çabalayarak değişeceğine inanan açık zihniyetli öğrenciler ise, iyimser bir bakış açısına sahiptirler.Bu öğrenciler, değişim ve gelişim için uğraşırlar. Peki gerçekte, değişim mümkün müdür? Ergenlik, beynin plastisesinin yüksek olduğu bir dönemdir. Plastise, değişime imkan verir. Ve cevap evet, değişim mümkündür. Beyin tıpkı bir kas gibi, egzersizlerle, çalışmalarla, öğrenmek için zorlamalarla gelişir, hücreleri büyür ve snaps bağlantıları artar.

 

4. Beklentiler

Beklenti kişinini gelecekte neleri gerçekleştireceğine dair inancıdır. Gelecekte başarı beklentisi yüksek olan bir öğrenci daha sıkı çalışacaktır. Kişiler yeteneklerini üç yönlü değerlendirirler; bu aktivitede ne kadar iyiyim?, diğerlerine göre ne kadar iyiyim?, diğer aktivitelerle karşılaştırdığımda ne kadar iyiyim?

Ayrıca kişi hedefine ne kadar değer biçerse, çalışması da ona göre olacaktır.

Gene ebeveynlerin ve öğretmenlerin beklentileri de başarıyı etkileyen faktörlerden biridir. Ebeveynin çocuk için yüksek standart belirlemesi ve yüksek başarı beklentisinin, başarıyı artırdığı belirlenmiştir. Aynı şey öğretmenler içinde geçerlidir. Yüksek beklentili öğretmenler, öğrenciler için daha iyi bir öğrenme ortam sunmakta ve daha zorlayıcı sorular sormaktadır.

5. Hedef Belirleme

Öz yeterlilik ve başarıyı geliştirmek için kişilerin kendilerine spesifik, yakın zamanlı ve zorlayıcı hedefler koyması etkili olmaktadır. Hedefin somut, gerçekçi ve ulaşılabilir olması önemlidir.Mesela, “başarılı olmak istiyorum” çok genel bir hedeftir, “bu dönem sonunda takdir almak istiyorum” daha spesfik bir hedeftir. Hedef belirledikten sonra, o hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri planlamak, zamanı önceliklere göre düzenlemek gerekmektedir. Kişi, planlama yaptıktan sonra gelişimini izlemelidir. Yani hedeflediği şeyi ne kadar öğrendiğini geriye dönüp takip edebilmelidir. Başarısı yüksek olan öğrencilerin, kendi öğrenmelerini izledikleri ve gelişimlerini değerlendirebildikleri görülmektedir.

6. Amaç

Kişinin kendisi için anlamlı bir şeyler yapma ve kendisi dışındaki dünyaya katkıda bulunma niyetidir. Bu neden önemli? Neden başarmalıyım? gibi soruların cevapları amacı belirler. Fakat ergenlerin (12-22 yaş arası) çok az bir kısmının (%20) hayatta gelmek istedikleri yer, neden orada olmak istedikleri gibi sorulara cevapları olduğu görülmüştür. Bu yüzden ebeveynlerin ve öğretmenlerin, akademik başarı kadar, gençlerle hedeflerin nereye ulaştıracağı ve neden oraya ulaşmak istedikleri hakkında konuşmaları gerekmektedir.

Öğrencileri amaçları üzerinde düşündürtmek için bazı sorular (William Damon,2008)

Sizin için hayattınızdaki en önemli şey nedir?

Bu şeyler hakkında neden özen gösterirsiniz?

Hiç uzun dönemli hedefiniz var mı?

Bu hedefler sizin için neden önemli?

İyi bir yaşama sahip olmak sizin için ne anlama geliyor?

İyi bir insan olmak sizin için ne anlama geliyor?

Şimdi hayatınızda geriye bakacak olsanız nasıl hatırlanmak isterdiniz?

Kaynaklar:

Ergenlik, Laurence STEINBERG

Ergenlik, John W.SANTROCK

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 216
Kayıt tarihi
: 26.04.20
 
 

1977 İstanbul doğumludur. 2000 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünden mezun oldu.2017 yılında Sabahatt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster