Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '20

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
57
 

ERGENLİKTE ÖZERKLEŞME

ERGENLİKTE DAVRANIŞSAL ÖZERKLEŞME

Özerkleşme, ergenin psikososyal gelişimde önemli bir süreçtir. Özerk bir bireyden bahsettiğimizde en genel anlamı ile bağımsız ve kendini yönetebilen bir bireyi düşünebiliriz. Bağımsız bir birey olmak, pek çok şeyi çağrıştırır. Mesela, bağımsız ya da özerk bireylerden, çocuklarda olduğu gibi bir başkasına duygusal olarak bağımlı olmalarını beklemeyiz. Kendi kaygıları ile baş etmede yeterli görünürler. Karar alırken, başkalarıyla fikir alışverişi yapsalar da, nihayetinde kendi kararlarını tek başlarına  alabilirler. Şartlara, durumlara ragmen sahip oldukları ilke ve değerleri, başkalarından baskı görselerde koruyabilirler. Özerkleşme çok erken yaşlarda ortaya çıkar fakat ergenlikle birlikte olgunlaşmaya başlar. Hayat boyunca da zaman zaman özerklikle ilgili konular  kişilerin gündemine gelir.

Özerkliği 3 boyutla inceleyebiliriz.

1.Davranışsal özerklik

2.Duygusal Özerklik

3.Değer özerkliği

Davranışsal Özerklik: Karar verme, başkasının etkisinde kalma ve kendine güvenle ilgili meseleleri içerir.

Davranışsal özerkliğin ilk bileşeni kişinin karar verme becerilerinde ki gelişmelerle ilgilidir. Ergenler çocuklara göre kendi başlarına karar alabilirler ve aldıkları kararlar çocuklarınkine göre çok daha kompleks ve niteliklidir. Aynı karşılaştırmayı bir ergen ile yetişkin arasında da yapabiliriz. Tahmin edileceği gibi, yetişkinler ergenlere göre karar almada daha beceriklidirler. Bunun elbette  bilişsel gelişim ve beyindeki gelişmelerle  yakından ilgisi vardır.

-Ergenlik dönemiyle, yeniyetme soyut düşünmeye başlar. Ebeveyninin kararlarının adil olmadığını tartışabilir, haklardan ve özgürlüklerden bahseder ve bunlar üzerine düşünür.Soyut düşünme ergeni daha iyi bir tartışmacı haline getirir. Dikkat; ergen size isyan etmiyor sadece daha iyi tartışıyor olabilir.

-Aldığı kararların uzun süreli sonuçlarını değerlendirebilir. Çocuklar karar alırken, aldıkları kararın alternatif sonuçlarını düşünemezler fakat bu konuda ergenler yetişkinler kadar ustalaşırlar. Örneğin, yarı zamanlı çalışmak isteyen bir ergen, bu kararının okul, aile ilişkilerini, boş zaman  etkinliklerini nasıl etkileyeceğini hesap edebilir fakat çocukken bunu yapmak pek mümkün değildir.

-Aldıkları kararların risklerini görebilirler fakat bu konuda henüz yetişkinler kadar olgunlaşmamışlardır. Bilişsel olarak hangi davranışların riskli olduğunu bilseler bile, duygusal olarak yeterince yetkin olmayabilirler ve bu beyin gelişimi ile ilgili bir durumdur.

-Ergenler çocuklardan farklı olarak hangi konularda ebeveyn ya da arkadaşlarının fikirlerini alacaklarını, hangi konularda bir uzmana başvuracaklarını ayırt edebilirler. Bir çok ergen meslek seçimi,kariyer planlama gibi hususlarda okullarındaki psikolojik danışmanlara ya da öğretmenlerine başvururlar ya da sağlıkla ilgili bir uzmandan yardım alabileceklerini bilirler. Yaşla birlikte uzmanlardan tavsiye alma artar ve  kararlarını alırken tavsiyeleri de kullanırlar.

 Özelde davranışsal özerkliğin gelişimi- genelde  bilişsel becerilerdeki gelişimler, ergen ile ailesi arasındaki çatışmayı artırır.Ergen ve ebeveyn arasındaki çatışmalar çoğunlukla özerklik taleplerinden kaynaklanır. Eve kaçta dönüleceği, arkadaşları ile nereye gidecekleri,görev paylaşımı gibi konular aile içinde güncel çatışma konularıdır ve her biri aslında ergenin ne kadar bağımsız olacağı konusunda anlaşmazlıktan kaynaklanmaktadır.

Ergen; Arkadaşlarım ile parkta takılmam da ne sakınca var?

Ebeveyn: Gecenin 11 inde, sohbet etmek için başka bir yer bulamadınız mı? Ayrıca, o saatte parkta ne işiniz var?

Ergen; Ben artık çocuk değilim, 11’de sütümü içip yatmamı bekleyemezsin.

Ebeveyn; Yoo bu evde hala benim kurallarım geçerli, 11’den önce evde olacaksın ve hayır parkta arkadaşlarınla takılmana izin vermiyorum.

Önceden, ergenin isyankarlığı, özerkleşme için gerekli görülüyordu fakat yakın zamanda yapılan araştırmalar, bir çok ailede ergenlik döneminin gayet barışçıl geçtiğini göstermektedir. Otoriter aileler ergenin bağımsızlık ihtiyacını asilik olarak görebilirler.Yetkin aileler ise, ergenin davranışları için kuralları tartışarak ve esnek bir şekilde belirlerler. Aslında, ebeveynlik tarzı ergenin özerkleşme ihtiyacının çatışmaya dönüşüp dönüşmemesinde belirleyici olmaktadır. Bunun yanında isyan sağlıklı bir gelişimden ziyade, olgunlaşmama ile ilgilidir. Çünkü, her ne kadar ergenler, ailelerinin etkisinden kurtulmak için bağımsızlık mücadelesi verseler de bir yandan arkadaşlarına yaklaşırlar ve arkadaşlarının etkisinde kalırlar. Yani bir nevi özerkleşme el değiştirmiş olur.

 Davranışsal özerkleşmenin ikinci bileşeni ergenin etkilenmeye ne kadar açık olduğu ile alakalıdır.

Özerkleşme de arkadaşlar lehine el değiştirme özellikle gündelik ve kısa süreli konularda daha belirgindir. Ergenler ne tarz giyinecekleri, hangi müzikleri dinleyecekleri, arkadaşlık ilişkilerinde yaşadıkları sorunlar gibi konularda akran etkisinde kalmaya daha eğilimlidirler. Söz konusu olan meslek seçimi, değerler, dini inançlar gibi uzun süreli konular olduğunda daha çok ana babalarından ve yetişkinlerden etkilenirler. Akran baskısı, özellikle ergenlik döneminde çokça üzerinde durulan bir kavramdır. Çünkü, ergenler çoğunlukla kötü alışkanlıkları akranlarından edinirler ve suçu da akranları ile birlikte işlerler. Akran baskısı yetişkinler ortada yokken ve kontrol etmezken ortaya çıkar. Mesela, evde bir doğum günü kutlaması varsa ve evde bir ebeveyn bulunmuyorsa,ergenlerden bir kaçı, diğerlerine ya da bir diğerine alkol alması için baskı yapabilirler ve bu baskıya direnmek için bazı özellikler gereklidir.14 yaş akran baskısına açıklıkta zirveye ulaşılan yaştır ve oğlanlar akran baskısına uymaya daha yatkındırlar. Ergenler, arkadaşlarının ne düşündüğünü fazlasıyla önemserler ki bu beyindeki sosyal duyarlılığın artması ile ilgili bir durumdur,red edilmekten kaçınmak için de çoğunluğa uyarlar. Akran baskısının yarattığı etkiye en çok akran yönelimli gençler açıktır. Bu gençlerin ebeveyn ilişkileri genelde sorunludur. Otoriter anne babaların ergenin özerklik ihtiyacını sınırlaması, ergenin ailesinden uzaklaşıp arkadaşlarına yaklaşmasına neden olur.Ya da bazı ebeveynler aşırı izin vericidirler. Gence sınır koyma konusunda ipi ellerinden kaçırırmışdırlar bu da aynı şekilde ergeni akran baskısına açık hale getirir. Yetkin ebeveylerin çocukları ise, olumsuz akran baskısına daha kapalıdırlar. Olumlu arkadaşlarından daha çok etkilenirler. Akranlarının etkisine açıklıkta koruyucu bir ölçüt, ergenin akranlarını ana baba yerine koymak yerine görüşleri alınacak, paylaşım yapılacak kişiler listesinde yer vermeleridir. Ayrıca ebeveyni ile cinsellik, bağımlılık gibi konularda konuşabilen gençler akran baskısından daha az etkilenirler.

Bazı çalışmalarda, ergenlerin yaşla birlikte artan bir şekilde kendilerini özerk gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Akran baskısının da etkili olduğu bu dönemde, ergenlerin kendilerini daha özerk olarak tanımlamaları, özerkliği ebeveynlerinden bağımsızlaşma olarak deneyimlediklerini düşündürtmektedir. Ergenler belki de artan akran baskısını özerkliklerine yönelik bir tehdit olarak görmüyordurlar.

Davranışsal özerkleşmenin son bileşeni kendine güvendir. Araştırmalar, özgüveni yüksek ergenlerin daha az davranış sorunu yaşadıklarını, akademik başarılarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

KAYNAKÇA:

Laurence STEINBERG, Ergenlik

Laurence STEINBERG, Fırsatlar Dönemi Olarak Ergenlik

John W.SANTROCK, Ergenlik

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 151
Kayıt tarihi
: 26.04.20
 
 

1977 İstanbul doğumludur. 2000 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünden mezun oldu.2017 yılında Sabahatt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster