Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1949
 

Başörtüsü (tesettürün) felsefesi

Başörtüsü (tesettürün) felsefesi
 

Renkten renge, tipten tipe giren baş örtüsü, son yıllarda bu örtünme stili; moda, özenti, (defilelerle sunulan, tüketimi körükleyen bin bir çeşit kreasyonlar) bu toplum içinde klas görünme, kibir, riya, şekilcilik gibi İslam'ın ret edeceği duygu ve düşüncelerin egemen olduğu bir psikoloji ile giyildiği gözlemlenmektedir. Safiyane giyinen de elbet var. Din'inin İnancına samimiyeten iman ederek örtünen saygın hanfendilere saygım sonsuzdur.

Bu görünümle çağdaş birliktelik sağlanıyor, sosyal açılım gerçekleşiyor, gibi yaklaşımlar, Din profesörlerince değerlendirilecek konulardır. Bugün sokakta gördüklerimiz görünüşler şekil ve moda özentisini çağrıştırıyor. Bir çokları ( üstü istanbulun bir semti, altı başka bir senti diye adlandırılan) argo vari görünüm sergilemektedirler. Bu da örtünmenin mi oryantali oluyor acaba.

Aslında İslam'ın diğer emirlerini bihakkın uygulamaya koyup çalıştıktan sonra, helal lokmayı yediğine inandığın zaman, bu davranışlar yerini bulmuş olur. Aksi halde "riya"dır.

Baş örtüsü özellikle saçları dış etkilerden, hava şartlarının olumsuz etkilerinden Biyolojik olarak koruyan faydalı uygulamadır. Hatta bu insanlığın en eski benimsediği bir insani davranış olup, Biyolojik vücut metobolizmasını da vücut enerjisini dengeleyen biyo enerji noktalarını dış etkilerden koruyan örtüdür.

Sosyal yaşantı içinde, toplumun örf - adeti, tanınmayı engellemek, sıradan giyim durumunu, ev kıyafetlerini, pratik kapalı şekilde çarşı pazarda serbest dolaşmak gayeleri ile anane şeklinde yerleşmiştir. Bugün kara izar (çarşaf) günaydoğu bölgemizde bu düşünce ile yaygın olarak giyilmektedir.

Ancak bu bölgede anane olarak karaçarşafın yaygınlığında bölgesel eski dini inançların ve Irak, İran geleneklerinin de rolü vardır. Bir yandan Hiristiyan dininin değişik uygulama ve inanç mezhepleri olan Süryani ve Ermeni rahibelerin kıyafet etkileri ile birlikte halkın genelinde de kadim inançların etkisi ile karaçarşaf geleneği devam ederek müslüman kadınlarında geleneksel giysisi olmuştur. Kaynak aslında Ermeni, Süryani kökenlidir.

Bütün kentli ve kasabalı kadınlar karaçarşaf giyerken sünnet ve evlenme düğünleri içkili sofra veya masalarda yapılırdı. Halada düğün gelenekleri devam etmekle birlikte düğün salonlarının yaygınlaşması ile ucuz olması yönünden salonlardaki bir akşamlık Şenlikle yetinmektedirler.
Oysa bayanların hepsi de bugünkü deyimle tesettürlü karaçarşaf içindelerdi. Bugün de Güneydoğu il ve ilçe merkezlerinde yaygınlık hala görülmektedir. Kırsal kesimde kara çarşaf tesettür geleneği yoktur. Poşu denen yaşmak ve baş örtüleri ile başa sarık yapılır, diğer giysileri ise günlük fistan ve üç etekleri ile gezerler.

Giyim stilinde güney coğrafyadaki iklim koşulları ve kum fırtınalarının da büyük etkisi varken. Fakat bu etkilerle birlikte islamın bu coğrafyalarda yayılışını müteakiben yerli her nevi inanç ve kültür etkisi ile gelişen islami akımların ekolleri tesettürü daha çok yaygınlaştırıp öne çıkarmışlardır.

İstenmeyen ilgiden korunma, hem erkeklere, hem kadınlara birlikte emredilmiştir. "Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridir."Tevbe s.ayet:71 (Dost, arkadaş, vekil, yardımcı, gözetip koruyucu, saygı duyan.)

"Ey insanoğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Takva örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Allahın bu ayetleri öğüt almanız içindir."A'raf s.ayet:26.

Örtünmek, ve örtülü görünmek dinin emirlerini tam yapıyor anlamı doğurmaz. Bu imajı yaratması durumunda aslı olmadığı halde, bunun anlamını siz düşünün. Aslı olsa da böyle dikkat çekici şekilde olursa bu da "riya"olur. Siyasi kimlikliyse siyasete alet etmesi ayrı konu. Örtünmekteki maksat aslında iffeti korumak ve bu konuda da esas görev erkeğe verildiği; Kur'an ın bir çok yerindeki hitablardan anlaşılmaktadır. Önemli olan yaşamda ve inanç'ta dürüst olmaktır.

Bu örtünme yaşam tarzı, İslamiyetin egemen rejim olduğu, gelişme aşamasındaki sosyal hayat içinde, sosyolojik açıdan değerlendirmesi felsefi olarak düşünüldüğünde Şöyle irdelenebilir:

Sa'de cazibesiz başörtülü ve tesettürlü bayan işyerinde diğer çalışma arkadaşları ile birlikte çalışıyor. Herkes işinde gücünde mesaisini tamamlayıp gidiyor. Kazançları ile toplumsal ekonomik yapı içinde bütçelerini denk getirmeye çalışıyorlar eşiyle veya tek başına, veya ebeveynleri ile. Çevresel etki ile bayan değişiklik olsun dedi, Daha renkli eşarp ve ertesi günler de daha değişik giysi ve elbiselerle gelmeye başladı. Her zaman masadaki veya tezgahtaki işini görürken bu defa üstündekilerin dikkatini çektiğinin farkına varmaya başladı.

Giyim kuşam işin içinde dikkatini dağıtınca, ( Bazı işyeri sahipleri mesai sırasında tek tip kıyafet giydiriyor. Zaman kaybının olduğunu da fark ediyor) Çevresindekilerin davranışları da dikkatini çekmeye başlıyor. Her zaman aynı kıyafetteki bayanın değişik renk ve kalitede giyinmesi onların da dikkatini dağıtıyor. Ama bu arada bayanın bütçe giderleri de bilanço da artmaya başlamıştır.

Bu değişim daha sonraları devingenleştikçe bayan baş örtüsünü de bıraktı. Önceleri sadece önündeki makinaların iğnelerini görürken veya masada ki kağıtlar arasında telefon defterinden başı kalkmazken, şimdi saçları öne dökülmeye, habire eliyle kahkülünü sağa sola arkaya atarken tik gibi başı her defasında kalkıyor, bu arada karşıdaki mesai arkadaşı ile daha önce hiç hissetmediği göz göze gelmelerle bir birlerinin dikkatini çektiği izlenimini hissettiği; öbür şahsın da daha önce hiç farkına varmadığı mesai arkadaşının cazibesini keşfettiği duygusu içinde olduğu anlaşılıyor. Elbise, giyim-kuşam da tabi buna paralel iletişim yaratmada destek olmaktadır. Daha önce etekler uzunken yırtmaç yokken ki durum ile şimdi ki hal ve haraketler çok değişti. Önceden olmayan şimdi devamlı dikkat etmesi gereken açılan eteğini örtmesi, kısalan eteğini aşağı doğru sündürmeye çalışması çevresel iletişimi artırmakla bütçesine yeni kıyafetler nedeniyle yük olurken hepte aynı elbise ile sokağa çıkmak işe gitmekte olmazki gibi düşüncelerin etkisinde kalıyor diğer yandan bu davranışları refleks haline getirip yaparken çevre iletişimi artıyor.

Bu çevresel iletişim diyaloğu ahlaki boyutları aşa da bilir aşmaya da bilir. Ama bütçesine yüklediği ek gider normali aşmıştır. Nasıl aşmasın artık bütçede olmayan bir çok kalem eklendi gider olarak. Saç boyası, kuaför gideri, makyaj malzemesi alımları ve zaten kılık kıyafet alımının sınırı yoktur. Moda, arkasından marka, etiket, derken bütçeye katkı yapan veya ailenin geçimini temin eden çalışma gayesi, tüketim ekonomisinin çarkları tarafından erozyona uğratıldı. Amacını aşan iş gayesi aile düzenini sosyolojik ve psikolojik olarak bozmak durumu ile karşı karşıya getirmiş oldu.

Aile mutluluğunun pekişmesi ve daha rahat yaşama gayesi varken, belki mutluluğun dağılması sonucu, ortaya çıkmış oldu. Elbette ki bu sosyo ekonomik etki burada kalmıyor. İstem psikolsjisi ile özel mülkiyet dürtüsü ailenin diğer eşini de etkiliyor. Arzulanan edinimlere ulaşmak için emek dişi kazanım yollarının denenmesi sonucu, bu değişim ve sosyal davranış yaşam biçimi tüm toplumun çoğunluk bireylerince hayata geçirilip realite kazanınca tüm yasal konuların kamsamı ve sosyo-ekonomik yapının aklaksız tarafları da kendiliğinden var olmaya başlıyor.

Bu konu, bu gelişimi ile tüketim ekonomisini savunan, liberal kapitalizmin desteklediği bir çağdaş gelişme oluyor.Ama diğer yandan taplumsal inanç ve ahlaklı toplum öngören din açısından istenmeyen durumdur.Bu süreç tersine işlediği zaman , Kapitalizmin tüketim-ekonomi kartellerinin karşı çıkış sebeblerinin altında, dini inanç tersliği veya muhalefeti değil, bu tüketimi önleyen sosyolojik yaşam tarzının kendi ekonomik çıkarlarına ters düşmesidir.

Yoksa bizim modern yaşamamızın onların umurunda olacağını kimse zannetmez.

Başörtüsü bu felsefi özet anlatımın, geçmiş çağlarda toplum düzeninin sağlanması için önemli etken olduğu. İslamiyetin büyük devlet ve geniş toplum durumuna geldiği dönemlerde, tasavvufun geliştiği, islam fıkhının geniş coğrafik imparatorluk toraklarını yönettiği zamanlarda, Hz.Peygamber'imize ailesi için gelmiş olan ayetler, sünnet ve ümmete teşmili ile islam alimlerince sosyal ve dini icap olarak toplumda kurumsallaştırılmıştır.

Bu sosyolojik kurumsallaşma yukarıda belirtildiği gibi; Kaynağını Kur'an daki Nur Suresi ayet: 31'den alır. "Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları veya kayınpederleri, veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler. Ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün."

Bu ayette Toplumsal davranış ve yaşam içindeki ahlaki düzeni korumak için aile mahremiyetinin öğrenilmesi bakımından özellikle göz zinası ve dikkat çekerek tahriki önlemenin temel emri konmuştur. Bu emir de ayette belirtildiği gibi aile ferleri içinde geniş aile de dikkate alınarak (Rahat davranış) özgürlük kısıtlanmamıştır.

Ancak Allah'ın hükmü devam ediyor; "Ey insanoğulları! Şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ananızı, babanızı cenneten çıkardığı gibi sizi de şımartmasın. Sizin onları görmediğiniz yerde o ve taraftarları sizi görürler. Biz şeytanları inanmayanlara dost kılarız." A'raf Suresi ayet: 27.

Aslında sure bütünlüğü içinde okuyup anlamak gerekir. Onun için kaynağından okumakta fayda var. İşte hergün gündemimizden çıkmayan ve olmaya da devam edeceği anlaşılan başörtüsünün felsefi yorumunu böyle özetlemiş oluyorum.

Not: (10.10.2009)

Kanada müslümanları çarşaf ve peçenin yasaklanmasını istedi: Kongre adına yazılı açıklama yapan sözcü Farzana Hasan, çarşaf ve peçenin Kur'an ayetleriyle emredilmiş hükümler olmadığını belirterek, "Her iki giyim şekli de, İslami öğretiden ziyade Orta Doğu kültürünün birer parçasıdır" "Konulacak yasak, zaten az sayıda olan, ama çoğu kullanmak zorunda olduğu için çarşaf giyip peçe takan Müslüman kadınlara özgürlüğünü verecektir. El Ezher Şeyhi Muhammed Tantavi de, peçe ve çarşafın Kur'an'da yer almadığına ilişkin fetva vermiştir. Kanada devletinin, bu ortaçağ kalıntısı kadın düşmanı uygulamasına son verme konusunda adım atmasını istiyoruz."

Farzana Hasan, getirilecek yasağın, başörtüsünü kapsamasını istemediklerini sözlerine ekledi.

Kanada İslam Kongresi'nin eski Başkanı ve Guelph Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Muhammed El-Masri de, peçe ve çarşafın kültürel giysiler olduğunu belirterek, bunları dileyenin kullanabileceğini ifade etti. El-Masri, "İslam'ın örtünme emri, Dünya kültürlerinde değişik uygulamalar bulmuştur. Önemli olan, dinin emir ve usulüne göre örtünmedir" dedi.

Mısır’da da Sünni İslam’ın en önemli merkezlerinden olan El Ezher Üniversitesi’nin rektörü Şeyh Muhammed Said Tantavi, kadının yüzünü ve vücudunun tamamını örten kara çarşafın İslam inancıyla bir ilgisi olmadığını, yasaklanması için fetva çıkarılacağını söyledi. El Ezher Üniversitesi’nden Şeyh Abdel Maotai Bayumi, AP’ye yaptığı açıklamada “Biz hep birlikte Nikabın, İslami olmadığını biliyoruz. Taliban kadınları çarşaf giymeye zorluyor. Ve bu iş giderek yayılıyor. Bunu yasaklamanın zamanı geldi” diyor.

Suudi Arabistan’da kadınların başları açık olarak gidebilecekleri üniversiteye karşı çıkan “din âlimi” işinden kovuldu.

Kusurum varsa önce Allah sonra sizin tarafınızdan af ola.
Saygılarımla.
Selam.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili Nariçi yazını sonuna kadar okudum ancak insanlar yaşayabilmek için evrende başka gezegen aramaya başlamışken 21. yüzyılda hala başörtüsünün etimolojisini yapmak komik geliyor biz kendimizi kadın ve erkek kimliğinden çıkarıp insan olarak değerlendirmezsek kimse bize insan gibi davranmaz zaten ayrıca erkeklerin tahrik olmaması buna mukabil kadının rahat yaşayabilmesi için örtünmeside ayrıca faşist bir yaklaşım ve bir bayan olarak sonuna kadar karşı çıkıyorum herkes istediği gibi yaşasın başka bir kadın bunu kabul ediyorsa bırakın kapansın okumamız gereken çok daha önemli kaynaklar var yine de yazın için teşekkür ederim sevgilerimle insan:)

duygusel 
 30.08.2007 15:05
Cevap :
Toplumda herkes diğerinin nedüşündüğünü değer yargılarının nasıl şekillendiğini bilmesi gerekir. Ben kişisel düşüncemi değil her yazımda çoğunluk yazdığım konuya tarafsız olarak kendi ben'imden ayrılır yazarım.Bu konda başta ve diğer yerler de başka hususlara ve kullanıldığına da dikkat çektim, hemde aynı kaynaktan. Bilmeye çalıştığım her konuda yazmaya çalışıyorum,konular birbirinin tam zıttı da olabilir. ben öğrenelim istiyorum.Blog yazılarım birçokları bir birini tamamlar. Nazik yorumunuza teşekkür ediyorum. Yüz yüze olmayınca anlaşılmaya biliriz belki sevgilerimle.  30.08.2007 15:53
 

Güzel bir yazı yazmışsınız,lütfen tebriklerimi kabul edin.Başörtüsü de dinin diğer emirlerinden biri sadece,bu kadar tartışmaya gerek yok ki.Arzu eden takar.Kimseyi örtülü örtüsüz diye kamplara bölemeyiz.Hüküm verecek olan Allah madem kullarına söz düşmez gibime geliyor.Allah içi dışı bir kullarından olmayı nasip etsin diyelim. Saygılarımla

shalimar 
 29.08.2007 12:21
Cevap :
teşekkür ederim,yorumunuz için ve katkınıza. Karınca kararınca dilimiz döndüğünce mırıldanmaya çalıştım.sevgi ve saygılar.selam  29.08.2007 12:32
 

Başörtüsünün felsefesini oldukça detaylı anlatmışsınız. Karşı çıkanların, gereksiz görenlerin anlamadığı şey; İnsanın da yaratılış olarak hayvansı varlık olduğu, hormonlarının etkisi ile davranışlar sergilediğidir. İnsanın erkek ve kadına özgü olan davranışları vardır. Örneğin kadın her zaman beğenilmek, güzelliğini sergilemek ilgi çekmek ister. Erkek ise gücünü göstermek, seçmek, seçtiğine sahip olmak, gücünü kendi neslinde ve tüm kadınlar üzerinde devamını ister. Bunlar hayvansı güdülerdir. Sosyal bir hayatın varlığı ve düzeni için bu güdülerin kontrol altına alınması gerekir. Aksi halde kimin kiminle olduğu, gelecekle ilgili sorumluluklar, bireylerin hukuku, huzuru için bu güdülerin serbestçe sergilenmesini engelleyen kurallar getirilmesi gerekir. Giyim kuşam, tesettür, başörtüsü bu meyanda önerilmiş tedbirlerdendir. Kadın erkek cinselliği ilk etapta baş kısmı yani saçlarda başladığı içinde Kur'an ; gözlerinizi sakının, başörtünüzü örtün demiştir. Selam ve saygılar.

akar 
 29.08.2007 10:41
Cevap :
Teşekkür ederim, Bir köşeden sayfayı az kaldıralım dedim. açıp okunacak mı yoksa halı kıvrıldı zannedip, süpürülenler oraya itilip kapatılacakmı. Sizin yorumunuz herkesin anlayacağı notu düşmüş oldu. Saygı ve selamlar.  29.08.2007 11:34
 

İki kez okudum, hem de anlamak için ama açıkçası pek bir şey anlayamadım. Sanırım sorun bende. Gerçi bu başörtüsü meselesini kim anlamış ki ben anlayayım.

Osman Ömer 
 27.08.2007 2:41
Cevap :
Merhaba, yorum cevaplarını okusanız belki biraz daha anlaşılır.Hz. Paygamber'imize Ailelerinin tesettürü için gelen ayet, Sünnet ve tüm müzlümanlara farz olarak sosyo-ekonomik yönüylede islam alimlerince benimsenerek toplum yaşamında kurumsallaşmıştır.SELAMLAR katkınız için teşekkür ederim.  27.08.2007 11:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 376
Toplam yorum
: 933
Toplam mesaj
: 229
Ort. okunma sayısı
: 1792
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster