Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '10

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
4604
 

Bedri Rahmi Eyüboğlu: Anadolu sanatının modern yorumcusu

Bedri Rahmi Eyüboğlu: Anadolu sanatının modern yorumcusu
 

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU


Bu toprağın kokusunu, bu toprağın dokusunu en etkin bir şekilde duyurma başarısını göstermiş pek az sanatçıdan birdir Bedri Rahmi. Üstelik bunu, sanatın bir çok dilini ustaca kullanarak başarır. İyi bir ressam olmasının yanında iyi bir şair, uluslar arası ödüllerin sahibi bir seramik ustası, iyi bir heykeltraş, iyi bir yazardır aynı zamanda. Her insan doğduğu coğrafyanın ürünüdür bir parça. Her sanatçı doğduğu coğrafyadan beslenir. Ama bu izleri estetik bir görünüşe çevirmek çok az sanatçının başrabildiği bir durum. Bu yanıyla önemli bulurum Bedri Rahmi’yi. Bedri Rahmi, 1911 yılında babasının kaymakam olarak görev yaptığı Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğu Kütahya, Artvin, Ankara gibi çeşitli Anadolu illerinde geçti. Memleketi Trabzon’da lise öğrencisiyken resim öğretmeni olan ressam Zeki Kocamemi resime olan yeteneğini keşfetti. Bu yönde gelişimine sağladı, ona yön verdi. 1929 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine girdi B.R. Eyüboğlu. Burada Nazmi Ziya Güran, İbrahim Çallı ve L. Levy’nin atölyelerinde yetişti. Ayrıca Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri aldı. 1931’de daha Akademide eğitimini yarım bırakarak, burslu olarak Fransa’ya giden abisi Sabahattin Eyüboğlu’nun yanına gitti. Burada hem Fransızcasını geliştirdi hem de Gauguin, El Greco gibi ressamların eserlerini kopye edip, desenini geliştirdi. Gauguin, Cezanne, Matisse, Braque, Chagal’ın resimlerinden etkilendi ve bunları inceleme şansı oldu. 1932’de Paris’te Andre Lhote atölyesinde çalıştı. Bu atölyede tanıştığı Ernestino Letoni (Eren Eyüboğlu) ile 1936 da hayatını birleştirdi. 1934’te yurda dönerek eğitimine devam etti. Güzel Sanatlar Akademisinden 1936’da “Hamam” adlı çalışmasıyla birincilikle mezun oldu. 1937 yılında Akademinin Resim bölüm başkanı olan Leopold Levy kendine asistan olarak seçtiği birkaç ressamdan biri de Bedri Rahmi oldu. Böylece Akademik kariyere başlamış oldu. Paris’teyken özellikle “Musee de I’homme”da ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeler sonunda “güzel”in aynı zamanda “yararlı” olduğu kanısına vardı. Bu düşünce onun sanat görüşünü etkileyen bir faktör oldu. Fransa’da kaldığı dönemlerde özellikle Matisse, Dufy ve Chagal’ın resimlerinden çok etkilendi. Bu ressamların Doğu kültürüne ait simgesel ögeleri tablolarında kullanmaları Bedri Rahmi’yi Türk kilimi ve minyatürleri incelemeye yöneltti.

Köklerimize ait motifleri ve anlamlarını inceledi. Yurda döndükten sonra bu konularda ki birikimlerini pek çok makale ve inceleme yazısı olarak dergilerde yayınlandı. Sanatçımız şunun farkındadır ki; sanat eserleri görünenin kopye edilmesi veya düzgün çizmek, güzel boyamak değildir. Ancak özgün bir dille resmedildiği zaman sanatsal bir değer kazanacaktır. Bu “biçim”de sadece o sanatçıya ait bir üsluptur. Bunun bilincinde olan Bedri Rahmi şöyle dile getirir düşüncesini: “Sanat çalışmalarında tuttuğumuz yol öyle bir yol olacak ki, oradan yalnız kendimiz geçebileceğiz.!” Bunu başarmak için besleneceği yegane alanın doğduğu toprakların özünde olduğunu kavramış olmalı Bedri Rahmi. Araştırmayı seven Bedri Rahmi, geleneksel halk sanatını kaynak alarak, yeni anlatım biçimleri aramıştır. Pek çok deneysel çalışma yapmış, kendince yöntemler geliştirmiştir. Anadolu kilim-heybelerindeki geometrik-soyut sembolik motifleri yeniden yorumlayarak resimler yapmış, bu motiflerdeki biçim ve renk ögeleri konusunda araştırmalar yapmıştır. Bedri Rahmi’nin Türk resmine kattığı en değerli şey, resim geleneğimizdeki yerel dokuyu evrensel ölçeklerden geçirerek sanatında yansıtmasıdır. Bu yanıyla Türk plastik sanatları alanında çağdaş-modernist bir resim açılımı getirmiştir. Sanatçı, esinlendiği halk motiflerini günün ruhuna uygun şekilde modernize ederek tablolarında kullandı. Onun eserlerinde kendimize ait olanı, günümüz anlayışıyla yeniden kavuşuruz. Simgesel ögelerimizi, eserlerinde motif motif işler. O, şiirlerini bile bir ressam ustalığıyla desen desen yazar. Onun resminde Anadolunun dokusunu görür, kokusunu duyar insan.

Doğayı büyük bir aşkla betimleyen sanatçının resiminde şiir, şiirinde resim okunur. Tıpkı şu dizelerinde olduğu gibi: “dört küheylan çeker arabamızı biri çizgi, biri leke, biri renk biri de mini minnacık benek” Aslında halktan aldığını çağdaş bir yorumla yine halka aktarır sanatçı. Anadolu’daki kilim desenlerinden, mitolojik söylencelere kadar her türlü kültürel zenginlik, Bedri Rahmi’nin resminde kendini gösterir. Anadolu özlerini coşkulu bir dille resimler sanatçı. Resimlerindeki renk ve figürlerinde bu açıkça gözlenir. Bu toprakların sevgisini, yaşama sevincini coşkuyla yansıtır. Anadolu’daki pazar yerleri, düğün-dernekler, kahvehaneler, gündelik köy yaşamları, köy mekanları resimlerine konu olur. Bedri Rahmi Anadolu zenginliklrini keşfetmek için şehir şehir gezer. Her zenginliği yerinde keşfetmek ister. Anadolu hazinelerinin ne denli değerli olduğunun farkındadır. Anadolu da bulduğu kaybolmaya yüz tutmuş değerleri toplar, korumaya alır. İşte bunlardan biri de, Anadolu yazmalarıdır. Yıllarca Anadolu yazmalarının taş baskılarını toplar. Yazma ve kilimlerin güzel olduğu kadar işe yarar olmaları onun “güzel yararlıdır” düşüncesini destekleyen bir olguydu. O yıllarda Almanya’da ortaya çıkmış olan “Bahaus” sanat anayışıyla paralellik gösteren bu yaklaşımı, dünyadaki çağdaş sanatı yakından takip ettiğini gösteriyor. Sadece topraklarımızda değil, denizlerimizi de keşfetmek ister Bedri Rahmi. Bu toprakların, bu denizlerin eski sahiplerinin tarihini, söylencelerini merak eder. Zaman zaman bir grup entellektüelle mavi tura çıkar. Kimler yok ki!. Cevat Şakir, Azra Erhat, Nail Çakırhan, Sabahattin Eyüboğlu, Şükran Kurdakul ve daha bir çok sanat insanı.

Günlerce dolaştıkları o eşsiz koylarda kültür-sanat-mitoloji sohbetleriyle birbirlerini beslerken, kimi koylara da sanatlarının izlerini bırakmışlar. İşte bunlardan biri de; mola verdikleri Göcek koylarından birindeki kocaman kayaya tüm coşkusuyla yapmış olduğu balık resmidir. Sonradan adı bu koya verilen sanatçının yaptığı balık resmi, her gelen gezgini yüzmeye eşlik edecekmiş edasıyla karşılar. 1940’lardan sonra duvar resimleri çalışmalarına ağırlık verdi. 1950’de mozaik çalışmalarına başladı. Hatta 1958’de Uluslar arası Brüksel Sergisi” için yaptığı 272 m2 lik mozaik pano büyük ödülü alan altın madalya kazandı. Bir yıl sonra Paris Nato kapısı için Brüksel’de 50 m2 lik mozaik pano yaptı. İstanbul ve Ankara’daki özel ve kamu kuruluşları için yaptığı panolar ilk günkü güzelliğini korumaktadır. Resim ve mozayiğin yanında heykel çalışmalarıda bulunan Bedri Rahmi’nin iyi bir şair ve yazar olduğunu da biliyoruz. 21 eylül 1975’te erken denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı.

Ardında bıraktığı sayısız makale ve inceleme yazısı, onlarca kitap, pek çok mozaik ve seramik duvar panosu ve binlerce resim tablosuyla varlığı hep aramızda olacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve eşini aldatan kişi. Önemli bir ayrıntıyı ekleyeyim dedim. Hoşçakal.

Necdet  
 01.09.2010 16:41
Cevap :
Doğru!... ama, ben sadece sanatsal yönden değerlendirmek istedim. Sevgiler...  03.09.2010 17:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 8780
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

İzmirliyim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan diş hekimiyim. M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster