Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
344
 

Bekle beni bebeğim....

Bekle beni bebeğim....
 

Ayrılık, herkesi ayrı vuran bir yangın rüzgarı. İçimizdeki kuru yongaya çeşit çeşit duygular iliştiren yakıcı bir hasret. Yavruları öldürülmüş anne bir köpek, annesinin memesinde yetim kalmış bir kara renkli kız, limandan ayrılmadan küçük kızını öpen denizci subay aynı duyguları hisseder . Ayrılık, sanma ki ölümden gayrı; bütün türkülerde dert yanan duygu da bu sanırım.

Tükenmiş duyguların, tüketilen hayatların mimarı bu şehirler. İnsanlar insanlıktan çıkıyor kolayca. Yaşama dair biriktirilmesi gereken ne kadar güzel duygu varsa insanlıktan çıkmış insanlar yok ediyor hepsini. Bundandır ağaçsızlığımız. Köpek yavrularının öldürülüşü, küçük çocuklara sapıkların dadanışı, on milyon lira için trenden atılan gül yüzlü oğlanlar bundandır.

Sonuna geldi dünya bu yolun virajının. Ne kutuplarda buzul kaldı ne o buzulların üstünde ayılar. Üşenmeden yok edip tükettik her şeyi. Kapısından kişiliğini silerek şirketlere giren insanlar artık o şirketlerde de çalışacak yer bulamayacak. Kriz denen bir canavar yarattı insanlık şimdi de onunla idare edeceğiz.

Bizim siyah beyaz filmleri sevişimiz bundandı işte. Eski ve tek odalı evlerde mutlu olmayı kişiliksiz servetlere tercih eden insanları sevdik biz. Bir şımarık oğlanın bir kör kıza aşık olması içimizdeki kapalı devreleri hoplattı. Filmin sonunda hep iyilerin kazanmasını seviyorduk hayatta hep kötülerin kazanmasına inat. Hep biz mi ofsayta düşeceğiz be hakim bey? Deyince Sadri alışık içimizin yağı eriyordu.

Köpekleri sevmeyen bir başbakan, evindeki kediyi atan genel yayın yönetmenlerinin olduğu bir ülkede ilkokullarda çocuklara ne öğretebiliriz ki? Bacak kadar çocukların birbirini kameraya çektiği günlerden önce birbirini uzaktan seven bir gençlik çağı vardı.

Fadik özlüyor şimdi. kim mi fadik? Hani yavrularını insan kılıklı insan olmayanlar bıçakla ikiye bölmüş ya. Fadik burnu sızlaya sızlaya ayrılmamış başlarından. Sonra Somali’ye giden bir denizci subayın kızını öpüşü vardı, onun da burnu sızlıyordu bilirim .

Bu şehirden , bu insanlardan, şu kalabalıktan uzakta. Alma, verme, tüketme derdi olmadan. Huzurlu vakitler diliyorum, huzur denizine bakarak. Kendim ve tüm iyi canlılar için.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 187
Toplam yorum
: 702
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1210
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

İyiye ve güzele götürmeliyiz Dünyayı. Sürekli daha çok kazanmak, daha yukarıdan bakmaya çalışmak,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster