Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '14

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
572
 

Beyoğlu

Beyoğlu
 

tercihlerim benden boşansa, gitmek ne yakışıklı gelirdi şu an..


Eskimiş köhne binalarını görünce, tarihi esermiş gibi hisleniyor, seviyorsun.

Kendi memleketinde sinirlerini hoplatan araba-korna seslerini, düşün bu şehrin trafiği bile diyemiyorum, seviyorsun.

Üst üste binaları, tıkış tıkış varoşları yine utandırırken memleketinde, tez konusu allaaam diye gülümsüyor; seviyorsun..

Dolmuşta oturacağın yere kimse oturmasın diye çantanı bırakıp şoföre para vermeye gittiğinde memleketinde, burada el her daim tetikte bırakmak ne kelime yürürken bile.. Ama yine de sağlam ve coşmuş seviyorsun..

Bu şehrin ürkütmesi bile mestediyor seni

Gidip İstiklal'de Balık Pazarında midye tavanı yiyip  gecenin onikisinde, yayan otele dönüyorsun

Zevk ala ala değil, zevk tırsa tırsa

Ama yine de..

Arada bir uğrayıp bu şehre

Ona kötülük yapıyor olsan da

Kirleterek belki de bu şehri

Temizleniyor, temiz dönüyorsun..

Belki de hayatından bir iki gün çıkmana izin veren bu şehre günah çıkartıyorsun..

İstanbul kadar büyülü

Beyoğlu kadar büyü bozan

Ve  yedi tepesi kadar terkedilmek istenip de

Edilemeyen aşkların kadar

Ağlıyor, doluyor, boşalıyor, içiyor, sızıyor, gülüyor, mest oluyor, buluyor, kayboluyorsun..

Bir tek özlemini alamıyor..

Özlüyorsun

Hep özlüyorsun..

Ürküp de sakındıkların sahip olduktan sonra sana

Özlemlerini bırakıp giderlerken..

İnkar ediyor ama özlüyorsun

Özlemekten ölüyor sandığın geceler kadar adres soruyorsun..

Ve inan İstanbul

İnan Beyoğlu

Nüfusunuz ve nüfuzunuz kadar kaçsanız da içime

Dolduramazsınız

Dolduramazmışsınız

Dolduramadınız

İçimdeki darası dünya kadar boşluğu..

İstemek ne haddime

Sadece özlüyorum

Hepsi bu....

ümitümit bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...anlatılır gibi değil bu, burası beyoğlu ... ...bir gazete aldım karşıki büfeden... ...okuyormuş gibi yaptım ... ...bir sigara yaktım ve içime çektim ... ...sanki doymamış gibi ... ...herşeyim oyun, dünya koskaca bir sahne...///// ...kaldırım yok ve sağa sola bakmak ... ...izinsiz yürüyüş yasak ... ...köşede bir polis var ancak ... ...belinde bir oyuncak, sanma seni vuracak ... şu upuzun cadde de sanki bir tek ben varım ... ///////dilencinin biri koluma girdi ... ...param yok dedim küfretti... ...bir kaç küçük çocuk dışında, kimse beni farketmedi... ...gece çok yakın, kemancı şurdan iki adım... ...almadılar beni, bir arkadaşa bakıp çıkacaktım ... ...beyoğlu'na sonbahar geldi, vizyonda aşk filmleri... ...eller cepte, kelimeler yalın ... ...yanımdan geçti cüneyt arkın... ...kiliseler açıktı, istiklal yine kalabalıktı ... ...bir zamanlar küçük iskender bana aşıktı...(BİR FLÖRT ŞARKISI)

die stimme des mondes 
 24.07.2015 19:50
 

Ziya Osman Saba'nın İstanbul'u hiç böyle değil...İstanbul hiç böyle anlatılmadı...Ya da ben İstanbul'u hiç dinlememişim!

Kerim Korkut 
 07.04.2014 19:41
Cevap :
ama istanbul şiir gibi değil mi..herkes okurken, yaşarken farklı algılar:)  08.04.2014 20:26
 

:))) kızdırıyorlar.. öpüyorum Müsüm..

ümitümit 
 30.03.2014 15:50
Cevap :
yüzde kırkbeşimiz, yüzdeleri yani böyle olduktan sonra:(( haklısın:)  31.03.2014 20:27
 

Müüss harikasın, kelimeleri bir araya getiriş biçimini seviyorum

ümitümit 
 29.03.2014 11:29
Cevap :
ümitimm:) sen de ne güzel bindiriyosun facete öyle:))  29.03.2014 19:42
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 916
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 366
Kayıt tarihi
: 19.09.08
 
 

"Ne yormak istedim seni. Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım Gitmeye de kalmaya da… İkisi de aynı acı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster