Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
594
 

Biginin öngörüsü

Biginin öngörüsü
 

Her insan, içinde büyüyüp yetiştiği çevrenin, toplumun, kültürün bir ürünüdür. İnsanın sosyal bir varlık olmasının ölçüsü ise, söz konusu bu beslenme ortamından etkilenmesi ve aynı şekilde bu ortamı besleyabilme melekesine sahip olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle, insan homo-clever (akıllı varlık) olması hasebiyle hem etkileyen; varoluş koşullarını değiştirebilen, tarihsel gerçekliğinin farkında olan, kültürel hinterlandına katkıda bulunan, profesyonel bir aktör ruhuyla çevresini değiştirebilen kişidir. Aynı şekilde insan; etkilenen, nesnel koşullarına bağlı ve çevresel şartlara bağımlı olabilen, kültürel dünyasına yabancı, veren değil alan, tüketen, amatör bir ruhla hayata bağlanan ve statik bir düzende yaşamaya mahkum olma yetisine de sahip olan bir varlıktır.

Bilmek ve öğrenmek, bu açıdan sadece bir formasyon deneyimine ve bilgi taşıyıcılığa önayak olmak değildir. Bilmek, sorumluluk almayı, bilginin gerektirdiği tutum ve davranışları yapmayı gerektirir. Burada karşımıza birbiriyle doğrudan ilişkili ama aralarında çok önemli nuanslar içeren iki farklı kavram çıkmaktadır. Bunlardan birincisi “bilgi”, diğeri de “öngörü” kavramıdır. Bilgi, hem felsefi mülahazaraların temel konusunu, bilme eylemi ise, insanın ontolojik kim-liğiyle olan ilişkisi üzerinde yoğunlaşması, hem de sosyo-psikolojik bir var-lık olan insanı diğer var-lıklardan ayıran bir nitelik taşıması açısından sürekli spekülasyona konu olmuştur.

Gerçekten de bilmek, bilgi surecine girmek, bu sürecin yarattığı sonuçların farkında olmayı da zorunlu kılmıştır. Bugun insani gelişmişliğin, teknolojik ilerlemenin ölçütünü, sahip olunan bilgi duzeyiyle ölçüyoruz. Dolayısıyla “varolma” ve “varkılma” mücadelesinde insanın elindeki tek silah bilgiye sahip olmasıdır. Nitekim, Aydınlama dönemi düşünün üzerinde en çok durduğu konu; bilimin, başta dinsel alan olmak uzere hayatın her veçhesinde çok önemli değişimlere yol açacağı ve bilime inanmanın, insanı şimdiye kadarki kozmolojik tasavvurlarından sosoyal ve politik sorunlarına kadar ki her alanda yegane çözüm olacağı kanaatini doğurmuştur. Aslında insan, bilme evresine girdiği 18.yüzyılla birlikte artık kendi gerçekliğini kurma, yeni bir dünya inşa etme girişime bilim temelinde girişmiştir. Bilmek, insanı bu amacına götürmede kılavuzluk etmiştir. Ünlü ingiliz empirisisti F.Bacon’un “Bilgi, Doğaya sahip olmaktır” deyiği bu çabaları özetler gibidir.

Bilme, bu açıdan geleceği kestirmek, gelecekten haber almak ve ona göre davranma olanağını yaratır. Geleceği tasarlamak, her devrimci müdahalenin, politik stratejinin meşru gerekçesini oluşturmuştur. Daha iyi koşullarda yaşamayı, gelişmişlik düzeyini artırmayı hedefleyen bu projeleri, ancak öngörü kavramına sığdırabileceğimiz kişiliklerde/liderlerde görebiliriz. Öngörü, yani geleceğin yaratacağı gelişmeleri önceden sezmek ve bu doğrultuda gerekli önlemleri almak, bir liderin karizmatik benliğinin ayrılmaz parçasını oluşturur. Nitekim tarih, sözkonusu gelecekteki tehlikeleri farkeden ve bu yönde gerekli siyasi, ekonomik ve kültürel dönüşümleri devreye sokan, bu açıdan kendi toplumlarını daha da ileriye götüren veya tam tersi, bu öngörü melekesine sahip olanmadığı için toplumsal dönüşümleri gerçekleştirememiş bir çok lidere rastlayabiliyoruz.

Öndeyi, gelecekten haber verme yetisi değildir. Çünkü futurizm, kehanetin ütopikleşmiş ilimidir. Bilim insanlara, “dün” ve “bugün”den kalkarak, gelecekte neler olabileceğini olgusal donelerle ve ihtimalleri de işin içine katarak tezler sunar. Öndeyi de söz konusu “dün”ü-tarihsel ve kültürel gerçekliği- ve “bugün”ü mevcut reel şartların zorunlu kıldığı gereklilikler temelinde gelecekte olabileceklere karşı önlem almayı sağlayan bir yetidir. Bu açıdan, öngörü; bilgi ve tarihsel deneyimi gerektirir. Ne kadar geniş bir bilgi birikimine ve tarihsel hakikate sahip olunursa, geleceği görebilme, hayata geniş bir açıdan bakabilme ve paradigmal esnekliğe sahip olma olanağı o kadar artar. Bunu daha somutlaştırrak ifade edersek; Öngörü; düz bir çizgi üzerinde geniş açılarla olay ve olgulara bakabilme yetisidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 900
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

33 yaşında, akademisyenim. Güncel siyasal, toplumsal ve kültürel yaşama ilişkin gelişmelerle ilgilen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster