Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '17

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1095
 

Bilecik; Var mı Yok mu?

Var mı yok mu bakacağız!

Sosyal medyada bir gırgır konusu olmuş gidiyor; Bilecik diye bir yerin aslında olmaması diye...

Peki nereden çıktı bu muhabbet? İlk defa ekşi sözlük sitesinde "ortamvirüsü" nick'i ile yazan bir sözlük yazarı (daha sonra  Hürriyet Gazetesi'nde yapılan röportaja bakarsak gerçek ismi Can Güney Kuseyri); 2011 yılında "Bilecik diye bir yerin aslında olmaması" diye bir başlık (entry) açmış ve kendince bu şehrin olmadığı yönünde 14 madde sıralayarak bir takım esprili şeyler yazmıştı. Bunun üzerine sözlüğün diğer yazarları da kendilerince Bilecik'in varolup olmadığı yönünde yazılar yazmışlar. Bu başlık altında 87 tane giriş yapılmış, yani yazı yazılmış. 

Durum bununla kalsa yine iyi. Bazı karikatüristler bu durumdan etkilenip Bilecik'i ti'ye alan karikatürler çizdiler. Örnek; bu blogun resmi.  Umut Sarıkaya, Uykusuz mizah dergisinde bu karikatürleri yayınladı.

Velhasılı konu iyice geyiğe sardı. Ancak Bilecik; referandumda hayır oylarının fazla çıkmasıyla sosyal medyada tekrar gündeme oturdu. Bu sefer "samuel joao" adlı yazar, "dalga geçilen Bilecik'in hayırı tokat gibi vurması" diye bir başlık açarak, Bilecik'in varolup olmadığına dair tartışmaya  yeni bir boyut ekledi.

Durum bu cihetteyken, (5 yıl bir fiil yaşadığım Bilecik'in olduğuna eminim ama) konuyu bir de ben araştırayım dedim. Bakalım ne çıkacak bu işin içinden?

Öncelikle belirtmeli ki Bilecik, Cumhuriyet döneminde tesis edilen ilk 67 vilayetten biridir ve plaka kodu 11'dir. Öyle sonradan olma vilayetlerden değildir! 7 tane ilçesi vardır ve bunlardan biri Osmanlı'nın (daha doğrusu Şeyh Edebali'nin) uzun yolculuk sonunda obasını kurmaya ve bir imparatorluğa temel atmaya karar verdiği Söğüt kasabasıdır.

Bilecik denince akla ilk gelen şey Osmanlı olmalıdır. Zira Bilecik'in her karış toprağında Osmanlı'nın ayak izlerini görürsünüz. Söğüt kasabasında filizlenen imparatorluk ağacının tohumu eminiz ki Bilecik'te ekilmiştir. İmparatorluğa adını veren Osman Gazi, Söğüt doğumludur. Osmanlının ilk başşehri Bilecik'tir. Bu özelliği Bilecik'i küçük de olsa her zaman önemsenen bir şehir durumuna getirmiştir.

Kurtuluş Savaşı boyunca önemini koruyan,  Yunan'a karşı sert savunmaların yapıldığı, Yunanlılar tarafından yakılıp yıkılan bir şehirdir Bilecik! İnönü Savaşları'nın geçtiği topraklardır Bilecik ve çevresi. O zamanlar Bilecik'e bağlı olan İnönü kasabasında  Kurtuluş Savaşı'nın kaderi belirlenmişti. Savaştan önce 12 binleri bulan nüfusu, savaş sonrası 4 bine kadar düşmüştür. Yani "gazi" bir şehirdir. Bugün halen Bilecik il sınırları içindeki Metristepe, İntikamtepe gibi savaşların geçtiği yerlerde anıtlar dikilidir. Böyle düşündüğümüzde İsmet Paşa'ya soyismini veren topraklardır buralar...

İlginçtir ki; yüzölçümü küçük de olsa Ege, Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri'nde toprağı vardır ve bu Türkiye'de sadece Bilecik'e has bir durumdur. Yani dört bölgede toprağı olan tek şehirdir burası!

İstanbul ve Marmara'yı İç Anadolu ve Akdeniz'e bağlayan önemli kara ve demiryolları üzerinde bir kenttir Bilecik. Bursa, Eskişehir, Sakarya ve Kütahya dörtgeninin tam ortasında kavşak kenttir.

İhtilalci asker Talat Aydemir'in, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun, eski asker Veli Küçük'ün, eski İstanbul Valisi Niyazi Akı'nın,  seyahat firması sahibi Kamil Koç'un memleketidir Bilecik.

Ünlü yazar Refik Halit Karay, Bilecik'te sürgün yaşamış, ünlü şair Cemal Süreya ailesiyle birlikte buraya sürgün ediilmiştir. O zamanlar sürgün yeri miymiş acaba?

Eski Başbakan Tansu Çiller ilkokulu Bilecik'te okumuş, babası burada valilik yapmıştır.

Türkiye'de yetiştirilen ayvanın ve narın büyük bölümü, ipekböceğinin nerdeyse tamamı, biraya aroma veren şerbetçiotunun tamamı Bilecik'te yetişmektedir. Mermerini ve seramiğini de unutmamak lazım.

5 bin yıllık bir kent olan Bilecik; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Ankara  ve İstanbul Hükümetleri'nin buluşmasına sahne olan Bilecik Mülakatı'na (1922) da ev sahipliği yapmıştır. Bu vesile ile Atatürk de Bilecik'e gelmiştir.

Hiç olmasa bile benim için; iyi kötü bir fakülte okuduğum, 20 yıla varan dostluklar kurduğum, eşimle tanıştığım, ilk gençlik yıllarımın kentidir Bilecik.

Kısaca son noktayı koyalım. Bilecik, Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. vilayeti olarak, üstünde Osmanlı'nın derin kökleri ve Cumhuriyetimizin değerlerinin savunucusu olarak orada duruyor ve her zaman olduğu gibi varolacak.

 

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilecik; batınının doğusu, diye nitelendirilir. Elbette ki, bu ilimiz kamu görevlileri için sürgün yeri oldu. Ben de Isparta Milli Eğitim Müdür Yardımcısı(Halk Eğitimi Başkanı) görevini yürütürken Bilecik iline sürgün edildim!

Muhsin DURUCAN 
 26.04.2017 22:49
Cevap :
Sayın Durucan öncelikle selamlarımı iletiyorum. Ben de 1997 senesinde üniversiteyi kazandığımda Bilecik değil Kütahya yazdım diye hayal kırıklığına uğramış, bu durumu kabullenmem zor olmuştu. Ancak; Bilecikteki tarihi ve uhrevi hava beni birkaç ay içinde sarmış ve okul bittikten sonra kendi isteğim ile bir sene daha kalmıştım orada. Özellikle eğitim ve spor camiasındaki dostluklarım sayesinde kendimi Bilecik'li gibi hissetmiştim o yıllarda. İstanbul'a gelmek bile istemiyordum. Sizin sürgün olayı da ilginç, Hakkari'ye, Kars'a gitmekten iyi olmuş bence :) Saygılarımı sunarım Efendim.  27.04.2017 9:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7752
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster