Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '12

 
Kategori
Kimya
Okunma Sayısı
5986
 

Bilim için ölen Kadın Marie Curie.

Bilim için ölen Kadın Marie Curie.
 

1996 yılı idi. İlk Paris'e yerleştiğimiz yıl. Sorbonne Üniversitesi'nde hukuk masteri yapan büyük kızımla Fransa ulusal mezarı Pantheon'u geziyorduk. Bilim, sanat, siyaset dallarında Fransa için çok öemli kişilerin mezarlarının yer aldığı büyük bir anıt mezar Pantheon. Her ünlü kişinin mezarı ayrı ayrı bölmelerde, odacıklarda bulunuyordu. Birden bir odada bir şey dikkatimi çekti. Odacıkta  üst üste iki anıt vardı ve birinin üstünde yeni konmuş bir kırmızı gül vardı. Bu kadar eski bir yerde yeni konulmuş gül dikkatımı çekti. Sordum. Bu mezara hergün bir kırmızı gül konduğunu söylediler. Mezarın üstünde yazan ismi yaklaşıp okudum. Marie Curie yazıyordu mezarın üzerinde, yanındakinin üzerinde ise Pierre Curie. Bu isimleri biliyordum. Fizik ve kimya derslerimizde lisede okurken radyumu, radyoaktiviteyi keşfeden kişiler olarak tanıyordum. Eğitim yıllarından sonra da bu kişilerle ilgili yazılar okumuş ve başarılarının insanlık alemine faydalarını defalarca duymuştum.

Şimdi nereden çıktı bu kişiler diyeceksiniz. Bugünlerde bir günü daha kutlayacağız. 26 Aralık 1898 de Marie ve Pierre Curie Radyum elementini keşfettiklerini bütün dünyaya duyurdular ve bu keşifleri ile 1903 yılında Nobel Fizik Ödülünü aldılar.Tıp alemi için bu kadar büyük bir keşfi yapan, tarihte Bilim İçin ölen Kadın sıfatını alan Marie Curie'nın yaşamını araştırdim ve bu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdi diyeceksiniz ki neden Marie Curie de Pierre Curie değil. Onu da yazımı okuduktan sonra anlayacaksınız.

1867 yılında Polonya'nın Varşova kentinde eğitimci bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Marie ülkesindeki eğitim zorlukları nedeniyle Üniversite okumak amacı ile para biriktirip Paris'e Fizik ve Matematik eğitimi amacıyle geldi. Ülkesinde kadınların Üniversiteye gitmesi ve Teknik eğitim görmesi yasaktı o dönemlerde. Paris'te eğitimine başladığında amacı lise öğretmenlik diploması alıp ülkesine geri dönmekti. 1894 yılında Endüstiriyel Fizik ve Kimya Okulu Laboratuarının başkanı olan Pierre Curie ile tanışınca ortak bilimsel ilgilerinin sebebiyle Pariste kalıp eğitiminden sonra bilimsel çalışmalarına Fransa'da devam etmeye karar verdi. 1895 de Pierre Curie ile evlenen Marie radyoaktivite üzerine çalışmalarına başladı. Bir süre sonra da eşi kendi çalışmalarını bırakarak ona yardım etmeye başladı.1898 yılında ikili önce polonyum , daha sonra da radyumu bulduklarını dünyaya duyurdular. 1903 yılında doktorasını vererek Fransa'da bilim alanında doktora alan ilk kadın olarak tarihe geçti.1903 yılında buluşlarından dolayı eşi ile Nobel Fizik Ödülünü aldılar. Bu arada iki kız çocuğu sahibi olan Curie çifti radyasyonun kendi bünyelerine yatatığı etkilerden hareketle tıpta kullanabilirliğini araştırmaya başladılar.

1906 yılında bir araba kazasında eşi Pİerre'i kaybeden Marie bilimsel araştırmalarını hızlandırdı. 1908 de Sorbonne Üniversitesinde ilk kadın profesör olan Marie 1911 yılında da Nobel Kimya Ödülünü alarak iki Nobel ödülüne sahip tek kadın olarak taihe adını yazdırdı.

Bütün bu başarılarından ötürü kişisel saldırılara uğrayan Marie hepsi erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademizi üyeliğini reddetti. Yakın arkadaşı bir bilim adamı ile arasında oluşan bir aşk dedikodusu bir skandala sebep oldu ve Nobel ödülünü almasını geciktirdi. Görüldüğü gibi kadınlar bilim kadını da olsa erkeklerden farklı olarak kişisel alanlarda zedelenip başarıları engellenmeye çalışılabiliyor.

Bütün bu çalkantılardan depresyona giren Marie sonunda bunu da atlatıp 1914 yılında Paris Üniversite'sinde Radyum Enstitüsünü kurdu ve müdür olarak atandı. Yaşamı boyunca radyumun tıptaki önemine dikkat çeken Marie 1920 lı yıllarda Varşovada radyum enstitüsünün kurulmasını sağladı. Görüldüğü gibi onun Üniversite okumasına izin vermeyen ülkesine  sağladığı bu olay göz yaşartıcı.

1934 yılında çalışmaları sırasında uğradığı aşırı radyasyon sebebiyle yakalandığı kan kanseri sonucunda Fransa'da öldü. Bu yüzden ona BİLİM İÇİN ÖLEN KADIN derler. Radyoakyivite çalışmalarından dolayı radyoakyivite birimine onun adı Curie denilmektedir. Ölümünün ardından gömüldüğü aile mezarlığından 1995 yılında eşi Pierre'in naşı ile Fransa Ulusal Anıt mezarı Pantheon'a  naşı taşınan Marie  o günden bu yana üzerine  hergün konan bir kırmızı gül ile orada yatmaktadır. Marie Curie bilim dalındaki büyük başarılarından dolayı bu mezara konmaya hak kazanmış ilk kadındır. Curie'nin not defterleri o kadar radyasyona maruz kalmıştır ki halen kurşun kaplı bölmelerde tutulup radyoaktıf koruma altında incelenebilmektedir.

Marie Curie Nobel Ödülü alan ilk kadın, Avrupa'da doktora yapmış ilk kadın, Paris Üniversite'sinde ders veren ve profesör olan ilk kadın, iki farklı alanda Nobel ödülü alan tek insan ve iki kız annesi.

Şimdi ben de bir kadın olarak bilimsel araştırmalar için canını hiç korkmadan tehlikeye atan ve bu yolda ölen, bu kadar olayda ilk ve tek kadın olan bu aziz kadının Radyum elementini keşfettiği gün, bir kadın oalrak onunla gurur duyduğumu haykırmak ve geriden gelen başka kadınlara 'Hadi koşun 'demek istiyorum.

Koşun, başarılar sizin, durmayın........ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız Maria Curie yi anlatmak adına gerçekten çok güzel.Ancak sonuna baktığımızda faşist bir tutum yatmakta.Evet faşist. Peki neden? Artık kadın erkek ayrımı eskisi kadar üst safhalarda değil. İçinizden geçenleri okuyorum ama şurada var burada şöyle. Elbette bazı şeyleri tamamen yok edemezsiniz. Bir öğretmen olarak söylüyorum artık kızlarımız her yerde aktifler. Okullarda da erkeklerden çok kızlar okuma peşinde. İş hayatına gelince bayan olmak bir avantaj. Bayanlar daha kolay işe alınıyor. Erkekler inşaatlarda çalışıyor. Kaç tane kadın inşaatta çalışıyor. O sebeple artık kadın erkek eşitliği diyorsanız o zaman herkes eşit iş yapsın.

Ömer Faruk Lemarizoğlu 
 05.07.2013 20:46
Cevap :
Sayın Ömer Faruk Bey, Siz söyledikten sonar yazımı tekrar okudum. Yazdıklarım o günkü olaylar ve gerçek ne yazık ki. O kadar uzaklara gitmeyin halen dünyada bir çok orchestra kadın olduğu için çok değerli müzisyemleri işe almıyabiliyor. Keza kadın olduğu için evlenir, doğumizni alır, işi ihmal eder diye kadın elamanların tercih edilmediği kuruluşlar var. Anlayacağınız her cinsin kendine gore zorlukları var iş hayatında. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Saygılarımla  06.07.2013 15:56
 

EVET DEĞERLİ KARDEŞİM, BİR KADIN OLARAK ONUNLA GURUR DUYUYORUM.NUR İÇİNDE YATSIN. PAYLAŞIMINIZ YARARLIYDI.SEVGİLER. NAHİDE

NAHİDE ÇELEBİ 
 20.12.2012 16:26
Cevap :
Teşekkür ederim Sevgili arkadaşım. Yeni yılın size ve ailenize mutluluk ve sağlık dolu günler getirmesi dileklerimle.  21.12.2012 11:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster