Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
157
 

Bilinçli miyiz ?

Bilinçli miyiz ?
 

Zihin çatışma demektir; çünkü düalite prensibiyle çalışır!


Zihin çatışma demektir; çünkü düalite prensibiyle çalışır!
Nedir düalite prensibi?
Düalite, en basit anlamıyla ikilik-zıtlık demektir.
Yani dost varsa, düşman da vardır.
İyi varsa, kötü de vardır.
Doğru varsa, yanlış da vardır.

Hakikatte tüm bu tanımlar kavramsal yani zihinde yaratılmış hayali gerçeklerdir, kurgudur.
Bu prensibi anlayamayan insanların çoğu, şaşırırlar dost dediklerinin düşmana, düşman dediklerinin dosta dönüşe bilmesine.
Bu düalite prensibini, insanların diğerlerine göre daha kurnaz olanları (din adamları, rahip, haham, imam vb. ya da siyasetçiler) kendi çıkar ve otoriteleri için kullanmayı binlerce sene önce keşfetmişledir. Böylece çok güçlü sistemler yaratmışlar ve milyarlarca insanı yönetme biçimleri geliştirmişlerdir.

Oysa Hakikat TEK ve BİR olduğuna göre, bu düaliteyi nasıl yorumlamalıyız?
Her şeyden önce Hakikati anlamak için zihnin ötesine geçebilmemiz gerekir ki bu bir zihin için HİÇ'likten başka bir şey değildir. Zihin bunu başaramaz, mümkün değildir!
Zİhnin içinde yaşayan ve yaşadığı dünyayı buna göre biçimlendiren, anlamlandıran insanın yapabileceği tek şey kalır geriye:
Bilinçsiz bir varlık olduğunu keşfetmek!

İnsan, eğer kendi varlığı üzerine dikkatini verirse, gerçekte iradesini ve dolayısıyla eylem ve tutumlarını belirleyen zihinsel kalıpları ve bunların kaynaklarını keşfetmeye başlayabilir. 
İnsan zihni tıpkı bir bilgisayar yazılımı (soft ware) gibi içinde doğduğu kültür tarafından şekillendirilmiş (formatlanmış) ve düşüncelerden bir inanç sistemi yaratılmıştır. İnanç sistemi deyince sadece Din akla gelmemelidir.
Tüm doğru ve yanlışlarınız, güzel ve çirkinleriniz, iyi ve kötüleriniz vb. tüm düalistik sistem zihniniz olarak işler.

Tüm bu düşünceler beynin en dış katmanında (korteks) oluşur ve bir alttaki katman yani duygusal beyin tarafından duygulara/hislere dönüştürülür. Beynin bu kısmında düşünce, mantık, gerçeklik falan yoktur sadece duygusal tepkilere ve duygusal hafızaya sahiptir yani herşey bir duygu/his olarak kaydedilir ve ona göre tepki verir.

En altta ise bilim insanlarının sürüngen beyni dedikleri ve tamamen otonom (başına buyruk) çalışan kısım tüm bu süreçlere bedensel eylem ve tutumlar olarak karşılık verir. Dediğim gibi, beynin bu kısmı sadece tepki verir. Tüm vücut organlarının çalışması bu kısım tarafından yürütüldüğü için, sürekli endişeliyseniz, gerçekten de bir tehlike var sanır ve stres hormonlarını vücudunuza pompalayarak uzun vadede kalp ve damar hastalıklarına maruz kalmanızı sağlar :):

Uzun oldu ama inanın aslında mesele daha uzun ve karmaşık. Ben sürecin en kısa özetini geçmeye çalıştım; çünkü bu süreci iyi anlayabilirseniz, insanın diğer hayvanlardan pek de farkı olmadığı gibi, çoğu zaman da tamamen robot biçiminde varlığını sürdürdüğünü keşfedebilirsiniz.

Oysa insanın BİLİNÇLİ bir VARLIK olma potansiyeli vardır!

Ama önce bilinçsiz varlığını keşfetmek zorundadır.
Yani düalite (zihin) dünyasından şimdilik kurtulamıyorsak, en azından bu düalistik zihnimizi her şeyi (olay, fikir, tutum, hal, eylem vb.) BİLİNÇLİ - BİLİNÇSİZ ikiliği içinde düşünmeye zorlayabiliriz.
Bu yazıyı sonuna kadar okuma sabrı ve cesareti gösteren tüm dostlara gönül dolusu SEVGİ'ler

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2140
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

Ben bir arayıcıyım; hakikati ararım. Bu yüzdendir şüpheci oluşum... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster