Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
348
 

Bir Avuç Kül

Bir Avuç Kül
 

 Bazı insanların ışığı göz kamaştırır. Davetkâr  vaatler sunmaz.Siz üşüşürsünüz ona, ışığa koşan pervaneler gibi. Sureti göründüğünde ekranda, oturup kalırdım başında. Bilir gibi, beylik makamından konuşmaz ama cümlelerinin içinde hayat kelâmları çıkardı.

Meral Okay'a bakmak, yaşamanın bir şaka olduğunu inandırırdı insana. Ciddiye aldığını çaktırmayacağın bir şaka! O da öyle; güler geçer, kahkahası hüznü deler.

Kansermiş meğer.

Teselliyi kendine değil, etrafına verirmiş.Eliyle sinek savuşturur gibi, son güne kadar gündeliğin uğraşlarından dem vurur, ilgiyi başka yöne çekermiş. Öyledir, inanmayız biz kıymet bilmez faniler; kiminin kahkahasının gerisindedir hüznü, dikkatli bakmayınca görünmez. Mizahını hüzne giydirir de,  ulu orta görünmediğini düşünür.

İyi bir saklayıcıdır, iyi bir dost, iyi bir kadın...Öyle diyorlar ardından.

İyilerin derdi niye eksik olmaz canından? Utanırmış insan, teselli sololarına başlamaktan. Öyle dirayetli,öyle ekseri kahkahalarla gülebilen biri...

Ben yaşamayı yük bilirdim; değilmiş meğer.

Gazeteler, ekranlar hep ondan bahsediyor,  yaşarken etmediği kadar.

Vuslatsız bir aşkın gölgesinde yaşamak nasıl bir şey; sözlerini çekip yerleştiriyorlar manşete.”Bir ölüye aşıktı” diye. Mektubunu, “Yaman” aşkını kenar süsü gibi konduruyorlar sayfalara.

Çok değil bir gün sonra, Muhteşem Yüzyıl'ın akıbetini merak ediyorlar.'O kadın' korosu başka yerden veryansın ediyor.

Öğütüyorlar; kıymetsizliğimiz çıkıyor yine gün yüzüne. Aşk herdemdir oysa, yaşarken sarılmalı, bilmiyoruz, bilmeyeceğiz...

Unutulup gidiyor; bugün dördüncü gün. Sade sızısı var ışık verdiklerinde, zonklayıp duruyor inceden inceye.

Herkes kendi hayhuyunda. Bize verilen kadarını alıyoruz her şeyin. Hüznün,sevincin.. Uygun adım yürüyoruz geçen günlerin içinde.

Tüm dünyevi hırslarından azade, ardından efsunlu ışıklar saçarak bir insan gitti...

“Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez” der gibi yaşamayı öğrenme telaşında

“köşeli bir insandım ben” diye kendine kılıçları çekip üstüne yürüyen bir bilge edalı kadının hayatı söndü...En çok, o az bulunur bakışının eksikliğini hissediyorum.

Başka bir mevsim, başka bir boyut, değer katan, fark yaratan, tepeden tırnağa kadın, tepeden tırnağa insan...Bu ne yaman zaman.

Gitmiş, iddiasız sessiz, sedasız.

Bugün dördüncü gün. Günlerin telaşında sildik, sileriz.

Savrulur gider, bir avuç kül gibi. O da öyle olsun isterdi. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir avuç kül...biraz da duman...sonrası rüzigâr...dağıtır gider...ve biter her şey...hatırlayanlar da gittiğinde...

nedim üstün 
 13.04.2012 13:15
Cevap :
Cemal Süreya'nın dediğidir: "di gel zalım ürüzgar di gel..." Selam, sevgiyle...  13.04.2012 16:10
 

Yıllar önce ,Yeditepe İstanbul dizisinde Havva Ana idi,öyle çok "ana"ydı ki ,hayatımızda var olsun istemiştim hep diziyi izlerken...Ve sonra Meral Okay ,hep özel insanlardan oldu benim için ,çünkü özeldi.Havva anamı da yitirdim...Sevgili Deniz yine çok güzel bir yazıydı,var ol

mavinin güncesi hanife 
 12.04.2012 14:40
Cevap :
Her yazının bir ruh iklimi oluyor Hanife.Üzüldüm gerçekten.Bazı gidişleri daha dayanılmaz hale getiren ortak anılardır. Şahsi bir tanışma olsa belki her şey daha ağırlaşırdı.Onunla anı ve sevinç biriktirmiş, üretmiş insanlara daha büyük sabır ve metanet diliyorum.Selam,sevgi..  12.04.2012 16:05
 

İlk tanıştığım da "yedi tepe İstanbul" da Havva Anaydı. Hepte öyle kaldı belki de bende.gülerken dudağının kenarında bir gül dalı kırılır gibi gelirdi. Şu dünyada benzemeyi istediğim nadir kadınlardandı.Anmışsınız, sayenizde bir gülümseme de ben göndereyim istedim, onun gibi kırık kırık... saygılar

hüzünkakan 
 12.04.2012 14:35
Cevap :
Hüznün en fiyakalısını bilen insanların boşvermiş bir edayla işi suya vurmasını, "hadi bunlara boşver bunlar uzak ihtimal" demesinin yorgunluğu birikiyor belki...Bir yaşama ağrısı gelip çöküyor...Yaş elli göçüp gidiyor.Selam,sevgi...  12.04.2012 23:08
 

Sevgili Deniz, herkes eşit doğar bir çığlıkla gelir dünyaya ama yaşadıklarıyla anılır ve bazıları ya birkaç adım öne çıkar yahut çok gerilere düşer insanlık hanesinde. Yaşarkende ölümünden sonrada adından sıkça söz ettirebilecek ender insanlardandı, cesurdu en büyük özelliği kanımca buydu muhafazakar ve geri toplumlarda kadının bu kadar cesur olması pek alışılmış bir durum değil ve hedef tahtasına konulması için ekstre bir durumdur. Bu gün mirasını bıraktığı kurumu duyunca birkez daha gururlandım içim sızladı, (bu arada ben kendisiyle birkaç kez sohbet etme fırsatı buldum daha önce çalıştğım film şirketine gelirdi) heybetli görüntüsü tok sesi içten patlattığı kahkalar gülen gözleriyle, hemen etkilerdi insanı. Sevgili ablamızın gidişi erken olsada, güzel insanların yüreğinde zihninde ve kaleminde yer buluyor ya sen ona bak kim demiş unutulur diye. Selamlar kucak do

songüny 
 12.04.2012 14:22
Cevap :
Matematik köyü değil mi? "En güzel şiir matematiktir. Yeryüzünde şimdiye dek “iki kere iki dört eder”den daha güzel bir dize yazılmamıştır sanırım." diyen A.Nesin in oğluna verilecek en güzel hediye...Yakınen tanışanlar için, düşünüyor da insan o anıları derlemek, dildeki ahları daha da çoğaltır herhalde.Selam, sevgiyle...   12.04.2012 23:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 1401
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster