Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '10

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
347
 

Bir hastalıklı yapı: Çocuk düşmanlığı

Bir hastalıklı yapı: Çocuk düşmanlığı
 

Vicdan?


Melih Cevdet Anday'ın gezi yazılarını topladığı betiğinde okumuştum; Sovyetler Birliği döneminden toplumcu dizgenin de gereği olarak anılan birlikteki ülkelerde çocuk cennetleri, çocuk sarayları adı altında, çocukların neredeyse tüm gereksinimlerinin karşılandığı kurumlar kurulduğunu... Hiç değilse bu yönden bir yokülke artık, bir düş ne yazık ki.

Dünyada en büyük acıları çocuklar yaşıyor. Buna hiç kuşku yok. Yetişkin insan tam olmasa bile, bir biçimde gerekçeler, sığınaklar bulabiliyor. Ama çocuk dünyayı, acımasızlığı, saldırıyı anlamlandıramaz. Öğrenmek çağıdır. Oyun çağıdır. Çocuk eğitiminin (pedagoji) bütün saflığıyla anlattığı varlıktır çocuk. Korunma gereksinimi içindedir. Kötülüğü bilmez. Bu gerçeklere karşın dünyada yoksulluğun, savaşın, sömürünün, hastalıkların, eğitimsizliğin, bağnazlığın, törelerin binbir çilesi çocuklara çektiriliyor.

Bu acımasızlık yetmezmiş gibi bir de çocuklarda kötülük eğilimi bulunduğu savlanmaz mı, insanı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklüyor. Tahmin edilebileceği gibi bu gibi savları ileri sürenler bu kepazeliği bir de aydın (entelektüel) görünümü altında ortaya atıyorlar. Güya William Golding Sineklerin Tanrısı adlı romanında çocukların acımasızlığını anlatarak bu aklıevvellerin sözlerine dayanak sağlamış oluyor. Gerçekten her şeyin tükendiği, tüketildiği bir çağdayız. Her rezilliğe hazırlıklı olmak gerek.

Yayılmacılık ve anamalcı düzen çocuklara zulmün de kaynağıdır. Bu bilimsel gerçektir. Batı'nın insanlığın başına açtığı İkinci Dünya Savaşı belasının ardından ilaç niyetine iktidara gelen sosyaldemokrat ve sosyalist partilerin uyguladığı politikalarla oluşturulan toplumsal, sendikal haklar küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni zırvasıyla birlikte tamamen yok edildi. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi sözde ekonomik kurumların yıkım uygulamaları azgelişmiş ülkelerde gönencin kırıntısını bile bırakmadı. Anlatıldığı kitapların yazarlarından Spiglitz Dünya Bankası'nın çaycısı değil, başuzmanıdır. Bilen bilir: Bu reçete, paket uygulamalarının en şiddetlendiği yıllarda Brezilya'da, gece yarısından sonra, silahlı gruplar kurşunlayarak sokak çocuklarını öldürdüler, kırdılar. Bu çocuklar fazla çoğalmışlarmış!

Türkiye'de çocuk kıyımları başlamadıysa bile bu gidişle o da yakındır. Altyapı belli ki oluşuyor gitgide. Siirt'te çocukların başına getirilenler salt çocukların marifetiymiş gibi yansıtılıp üzeri örtüldü. Çocukları, aileleri önce IMF. DB, DTÖ, AB, reçete, paket, kimlik... deyip yoksulluk içinde yüzdür, çaresiz, eğitimsiz bırak, her zaman sömürünün kölesi durumunda tut, acı meyveleri ortaya dökülünce de çocuklar acımasız olurlar, deyip içinden sıyrıl. Dedim ya, acımasızlık çağındayız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 623
Kayıt tarihi
: 06.05.10
 
 

Günay Güner 1963 yılında, Erzincan'da doğdu. Erzincan'ın Kemah yolu üzerindeki Söğütözü (Bırastik) k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster