Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '09

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
1417
 

Bir oyun, tiyatroda gelecek arayışı: Ödemeli arama

Bir oyun, tiyatroda gelecek arayışı: Ödemeli arama
 

Heyecan ve gerilimi sinemanın olanakları kadar geniş olmasa bile yaratabildiklerini düşünüyorum.


Beyoğlu Oyuncular Tiyatro Kahve'ye cumartesi günü saat dört buçuk sıralarında gittiğimizde, -Müberra’da birlikteydi benimle- eski Beyoğlu yapılarından Rumeli Han’da yer alan bir katın işlevsel düzenlemesi ile çok şirin cafe ve sahneye dönüştüğüne memnuniyetle tanık oldum, gurur duydum. Ortamdan ve orada karşıma çıkan dinamik gülen genç yüzlerden de ayrıca keyif aldım.

Atölye Tiyatro Topluluğu’nun Larry Cohen’in “Phonebooth” adlı senaryosundaki kurgudan hareketle yazdığı “Ödemeli Arama” izleyiciyi iki kişilik kavgadan toplumsal hesaplaşmaya uzanan gerilimli bir yolculuğa çıkarıyor. Bu bilgileri http://www.sanatdergi.com da yayınlarken oyunun tanımında yer alan ifadelerden bende bir şimşek çaktı. Geleneksel tiyatronun izleyicisi hiç olmadım, olmayı da düşünmüyorum. Özellikle devlet veya belediye zeminli önceden ölçülen, biçilen oyunlar, mekanlar ve zeminler benim ilgi alanıma girmiyor. (Bunu seçenlerin yanlış yaptıklarını söylemiyorum, ısmarlama ve yumuşak zeminde sanat ve tiyatroyu sevmiyorum ben, seçim benim)

Beni düşünmemiz gerek oyununda Haki Biçici’nin kullandığı video girişten daha işlevsel kullanımlı, kurgusunda videonun ana amaç olarak yer aldığı bir oyun benim yıllardır üzerinde düşündüğüm dinamik tiyatro kavramına da çok denk düşüyordu. Ben yakın gelecek tiyatrosunun hızla, gelenekselin yerine değil- disiplinlerarasılık bağlamında, gösteri yaklaşımları ile işbirliği içinde ve barışık olarak dönüşeceğine inanıyor ve bunu destekliyorum.

Sahnenin ve oturma yerlerinin olduğu salon yaklaşık on dakikalık bir gecikmeyle açıldı. Muhtemelen yorgun ve biraz havasız bir salona girdik. Müberra özellikle havasızlıktan şikayetçi oldu. Ben salonu, oturma düzenini ve neredeyse sahnenin içinden geçerek oturma yerlerine geçişi beğendim. En ön sıradaki beş sandalyeye değil -en önde olmaya ürktük :) - biraz ortalara doğru çıkarak oturduk. Telefon Kulübesi / Phone Booth filmi canlandı birden zihnimde. Colin Farrell, Kiefer Sutherland, Larry Cohen’in senaryosunda sıra dışı bir gerilim izlettirmişti bize.

Bu durum ve izlenmişlik hissinin bende ne uyandırdığına çok odaklanmadım. Perde başka, sahne başkaydı. Bekleyip görmek en iyisiydi. Sahnede gerçekten sıra dışı duran, telefon kulübesi, sokak etkisi veren ortam ve kaldırım, sebze kasası, şise, perde ve kamera. Her şey sürprizlere açık bir saat başlamak üzereydi. Oyun konusunda yapılan açıklamalara, sürpriz olan şeylere burada değinemem. Benim içinde sürpriz olan ve şaşırdığım şeyler ancak oyuna gelerek görülebilir, ondan yanayım.

Sahnede cep telefonunu cepci bir kıza kaptıran beyaz eşya satıcısı, seyyardan aldığı bir kartla kulübeye girer ve giriş o giriş. Onu takip etmekte ve dijital kurguda usta gözetleyicinin elinde inişli çıkışlı bir sürecin ve gerilimin de pimi çekilmiş olur. Sahnede oyuncular ve videonun eş zamanlılığı, akıcılığa etkisi ve katkısını çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

Heyecan ve gerilimi sinemanın olanakları kadar geniş olmasa bile yaratabildiklerini düşünüyorum. Dinamik akış için diyaloglardaki hız, tabi ki gerilimin oluşmasının önündeki engel. Gerilimin oluşması için diyalogların hakkı verilse bu kez de sıkıcılık problemi ile karşılaşmak olası. Bu zamanlamanın kararında olduğunu düşünüyorum.

Oyunun tümüne yayılan, gerilim, şaşırtıcılık, avcının, gözleyenin kim olduğu gibi konular oyunun ortasında benim için de çok sürpriz olabilecek bir yöne doğru gitti. Geçmişle yüzleşmem şaşırtıcı ve biraz irkilticiydi. Bunu yapmasını en son bekleyeceğimiz bir insan, geçmişte kalmış bir öfke ve kendince uygun nedenlerle şimdi beyaz eşya satıcığı yapan kahramanımızı bir telefon kulübesinde sıkıştırmıştı. Bu sürpriz oyunun oturduğu ana zemin haline geliverdi. “Toplumun geri kalanı için cehennemde yanmayı kabul ve bir mücadele aracı haline getirmiş birisi, bir başka bağlamda cehennemde yanan diğeri ile bir ödeşme, hesaplaşma yaşayacak, bunu da sosyal bir uyanış için aracı haline getirecekti.”

Bu düşüncelerin geçmişte bir yerlerde kaldığını düşündüğüm bir dönemde bir grup genç insan tam da bu zamana denk düşen gösteri teknikleri, modern iletişim kullanarak sahnede zaman makinesine dönüşmüşlerdi benim için. Hala bireyin cehennemde yanmasının fedakarlığından medet uman idealistler ve kitleler var mıydı? Ben de, geçmişte yaşadığım kişisel deneyimimi uyandırmasından çok bu yönü ile irkiltti beni.

Oyun, Sercan Gidişoğlu, Berrak Yüce, Berrin Yüce, Can Kılcıoğlu, Murat Ay, Kerem Rızvanoğlu’nun konunun içine seyircinin de girmesini katkı sağlayacak kadar başarılı performanslarını bir yerde duruş-vuruş hatası dışında iyi götürdüler.

Oyun sonu sohbet isteği cesurcaydı ama bekleneni karşılayarak oyun, oyuncu eleştirisinden çok oyunda konu edilen sosyal vakıadan bahsedilmesi isteği de geçmiş deneyimlerimde kaldığı şekliyle bir beklentiye dönüştürülüyordu. Yaşanan en derin şiddet ve acımasızlık bile olsa bunu toplumca fark edildiğini, yaşatıldığını ve öfke duyulduğunun sanılması üzerine kurulu tavır gerçekliği 70-80 li yılların siyasi duruş, gençlik hatalarındandı.

Genç bir seyircinin, “Geçmişte yaşanmış, orada kalmış bir şeyi neden bu güçlülükte sahneye koydunuz?” sorusu aslında bu hesaplaşma içinde yaşayanları, hala bu çerçevede oyun, film yapmak isteyenlerin alması gereken mesajdı bence. Günün gerekliliği ve geçerliliği ile harman edilmemiş hiçbir kahraman, olay ve mesaj bu akıp giden iletişim nehrinde kendine yer bulamayacaktır.

Tiyatronun geleceği, yorumu ve teknikleri konusunda fikir edinmek ve başarılı ve çaba harcanmış, düşünülmüş bir prodüksiyon için bu oyuna gidilmeli derim. Aynı “ekip”ten –yapılan işileri isim vermeden belirttikleri için- daha modern yorumlar, vurgular ve güne dair mesajlı oyunlar beklediğimi de belirtmek isterim.

Aslında bahsi geçen günleri yaşamışlık, özümsemişlik geçirmiş biri olarak bu genç ekiple sohbet etmek istemedim değil. Bunun seyirci önünde olamayacak kadar özel olduğunu bildiğim için günün birinde böyle bir yüzleşmeyi benim gözümden isterlerse, duyacakalrına hazırlarsa neden olmasın? Böyle bir oyunu hazırlarlarken bu konuda konuşacak kimse olmadığından söz etmeleri önemliydi.

Oyun 3, 10, 24 Ocak Cumartesi günleri saat 17.00'de, 4 ve 25 Ocak Pazar günleri saat 15.00'de Beyoğlu Oyuncular Tiyatro Kahve'de, 31 Ocak Cumartesi saat 21.00’de ve 1 Şubat Pazar saat 17.00’de Bakırköy Sanat Merkezi (BSM) izleyiciyle buluşacak.


Oyun Hakkında:
Atölye Tiyatro Topluluğu’nun Larry Cohen’in “Phonebooth” adlı senaryosundaki kurgudan hareketle yazdığı “Ödemeli Arama” izleyiciyi iki kişilik kavgadan toplumsal hesaplaşmaya uzanan gerilimli bir yolculuğa çıkarıyor.


Ödemeli Arama ile genelde sinemada karşılaştığımız gerilim türünü sahneye taşıyan Topluluk, gerçek zamanlı akan tek perdelik oyunda seyircilerine farklı bir deneyim sunuyor. Oyunda iki kişi arasında gerçekleşen ve sokağa taşınan bir ödeşme hikâyesinden yola çıkılarak gündelik yaşamamızı ilgilendiren yakıcı konular yaratıcı bir sahne estetiğiyle irdeleniyor.

Sercan Gidişoğlu, Berrak Yüce, Berrin Yüce, Can Kılcıoğlu, Murat Ay, Kerem Rızvanoğlu’nun rol aldığı Ödemeli Arama’da kullanılan özgün video tasarımı, canlı kameralar ve profesyonel olarak hazırlanmış özel efektler seyircileri oyunun (gerilimli) atmosferine dâhil ediyor.

Ocak ayında Beyoğlu Oyuncular Tiyatro Kahve- Cem Safran Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak olan Ödemeli Arama hakkında daha fazla bilgiye ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflara http://www.tiyatroatolye.com/ adresinden ulaşılabilir.

Oyun 3, 10, 24 Ocak Cumartesi günleri saat 17.00'de, 4 ve 25 Ocak Pazar günleri saat 15.00'de Beyoğlu Oyuncular Tiyatro Kahve'de, 31 Ocak Cumartesi saat 21.00’de ve 1 Şubat Pazar saat 17.00’de Bakırköy Sanat Merkezi (BSM) izleyiciyle buluşacak.

Oyuncular Tiyatro Kahve- Cem Safran Sahnesi
İstiklal Cad. Rumeli Han 88/4 Kat:2 - Beyoğlu,

Bakırköy Sanat Merkezi (BSM)
Faik Köksal Sok. 3/A İncirli Cad. Bakırköy

Bilet fiyatları: Tam:15 YTL, indirimli (öğrenci, öğretmen, emekli):8 YTL
Biletler ticketturk'den ve oyun günü oyun mekânından temin edilebilir.


<ımg height="266" alt="Atölye perdelerini “Ödemeli Arama” ile açıyor" src="http://www.sanatdergi.com/images/tiyatro/Gruplar/atolye/IMG_2491.JPG" width="400" border="0">
<ımg height="267" alt="Atölye perdelerini “Ödemeli Arama” ile açıyor" src="http://www.sanatdergi.com/images/tiyatro/Gruplar/atolye/IMG_2499.JPG" width="400" border="0">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 967
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Sosyal medya danışmanı, grafik tasarımcı.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster