Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '16

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
92
 

Bireyin özgürleşmesi

Bireyin özgürleşmesi
 

Şiirde 1.lik Ödülü


Katılım sözcüğü günümüzde giderek önem
kazandı.Toplumumuzun gelişimi, bireylerin yaşamın her 
alanına katılımı, katılımlarının kurumlaşması sonucu 
sağlanabilir ancak.Toplumdaki bu gelişim, bireysel 
özgürlüklerin kullanımı ve toplumun 
demokratikleşmesiyle olanaklıdır.
 
1985 yılında, Birleşmiş Milletler Örgütü, “katılım” ilkesini, gençliğin toplum yaşamına katılması, yaşamın her alanında sorumluluk alması biçiminde yorumlayıp onayladı. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün onayladığı bu ilke her ülkede yaşama geçirilemedi. Çünkü, o ülkenin yönetim biçimi bireylerin katılımını engelliyordu.Gençliğin yaşama katılımı ancak demokratik ülkeler için söz konusuydu.
 
Demokrasi, dünyada insan onuruna yaraşır, bireysel özgürlüklere yer veren, insanın gelişmesi, yeteneklerini kullanarak yaratıcılığını kanıtlaması açısından tartışmasız bir yönetim biçimidir. Günümüzde demokrasiyle yönetilen toplumlar demokrasilerini daha da geliştirerek bireylerine devlet karşısında yeni haklar sağladılar. Bireyin onaylamadığı savaşa katılmama kararı elde edilen en önemli kazanımdı. Ulusların barışa ve dostluğa duydukları özlem –bir bakıma- bireyin özgürleşmesiyle sağlanacaktı. 
 
Demokrasiye ulaşan toplumlar önemli kazanımlar elde ettiler. Öncelikle birey, yeteneği ölçüsünde dünden aldığı kültürel birikimi yenileyip yoğurarak gününe taşıdı. 
Kişi, ortaya koyduğu ürünleriyle çağını yakalaması için içinde yaşadığı topluma yeni olanaklar sundu. 
 
 
Kültür, yaşantıların toplamıdır gerçeğini öncelikle sanatçılar dikkate almak durumundadırlar. Bu gerçeği, yeni kazanımlara yazarlar, ozanlar, sanatçılar götürecektir Sanatçı, dünden aldığını çağın gerçekleriyle bütünleştirip çoğaltarak yeniden üretecektir. Bireysel yeteneklerini bu doğrultuda kullanarak toplumunu kucaklayan ürünler sunması kaçınılmaz ve ertelenmez bir görevdir. Bu süreç, kuşaktan kuşağa sürüp gidecektir.
 
Bizler, “Anadolu Uygarlığı” diye bilinen kültür birikimine sahip çıkmak zorunda olduğumuzu geç de olsa anladık.Bugün,yaşanmışlığın adı olan kültürel varsıllığımızı koruyup geliştirmek göreviyle karşı karşıya bulunuyoruz. Dünden kalan kültürel değerleri günümüze taşırken dünü yinelemeden çağımıza uyan ve özgün olanı yaratmalıyız. 
 
Sanat adamımız Zülfü Livaneli Yunanlı meslektaşı Mikis Theodorakis ile gerçekleştirdikleri müzik şenliklerinde iki ulusun ortak kültürlerinin dili oldular. Böylece Türk ve Yunan uluslarının dostluk, barış içinde yaşanabilirliğini –siyasilere inat – yarattıkları coşkularla kanıtladılar. Bu, barış ve dostluk adına atılan önemli bir adımdı.
 
Bireyin, toplumsal işleyiş içinde sorumluluğunu duyarak katılımı gerçekleştiğinde kültürel alanda 
gelişeceğimiz gibi, sorunlarımızın çözümünde önemli bir kaynağı ve yöntemi de toplumsal yaşamımıza sokmuş olacağız. Böylece, birey; içinde yaşadığı topluma, çağına karşı görevini yerine getirmiş olacaktır.
 
Toplumumuzun, yurdumuzun geçmişinden bugüne değin oluşan kültürel çeşitliliği biliyoruz. Kültürümüzdeki bu çeşitlilik çağı yakalamada bizlere 
 
kolaylık sağlıyor, bizleri şanslı kılıyor. Eğer, dünün birikimini değerlendirip yorumlamada - tek boyutluluğa indirgemeden - yaratıcı gücümüzü kullanabilirsek 
toplumumuzun özlem duyduğu kalkınmışlığı sağlamakla kalmayıp Atatürk’ün bizlere bıraktığı başka uluslara örnek olma özelliğini de bir kez daha kanıtlamış oluruz. 
 
Bireyin özgürleşmesiyle kültürlerini geliştiren toplumların yakınlaşacağını, dostluklar kuracağını görüyoruz . İnsanlık bunu yakalamak yolundadır. Bunu kültürlerin yaygınlaşması sağlayacaktır. İşte, çağımız bireyin olacaktır gerçeğiyle anlatılmak istenen budur! 
 
Kimileri, insanlığın demokrasi, ulus, ulusalcılık kavramlarını ilericilik adına küçümsüyor, yok sayıyor. Bu tür kişiler insanlığın gelişim sürecinde zorunlu aşamaların olacağını, insanlığın bu geçitlerden geçmesinin zorunluluğunu, bugün savunulması, sahip çıkılması gerekenin ne olduğunu kavrayamanlardır.
 
Büyük Atatürk'le ulaştığımız bu değerle sahip çıkalım!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Turkay Hocam Merhaba.Sosyolojik olarak güzel bir analiz yapmışsınız. Ancak Türkiye'deki birçok Aydın ve entelektüeller gibi sizde çok önemli bir noktayı atlamışsınız. O da şudur. Demokrasilerin gelişmesi için Bireylerin özgürlüğü ne kadar önemli ise, tüm bunların hayat bulması için de Toplumsal sözleşme olan Anayasa'nın din, etnik ve düşünce ırçılıkğından arınmasıyla mümkündür. Siz Atatürk'ün yaptıklarını örnek veriyorsunuz ama, 1923'te yapılan Anayasada tekçi, ırkçı ve despotizme saplanmış olmasından kaynaklı tek din, tek millet ve tek düşünce milliyetçiliğini sürekli büyütmüştür. Bununla beraber Kemalizmin temel dayanağı olan Arap İslam ve ikâme bir batı taklitçiliği, var olan öz kültürel değerlerin hepsini dejenerasyona uğratmıştır. Bundan arınmadığımız sürece tüm çabalar boşa gidecektir.Selamlar.

Cemal Zöngür 
 28.12.2016 14:39
Cevap :
Sevgili Arkadaşım, Dünden bu yana "demokrasi" sorunumuz sürüyor.Toplumsal yaşamımızda bunu başarmak durumundayız, başaracağız. Büyük Atatürk'ün bizlere kazandırdıkları temelimizi oluşturuyor.Bundan sonrasını geliştirmek bizlere düşmektedir. Duyarlığınıza teşekkür ederim.  30.12.2016 7:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster