Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
81
 

Bravo Sosyal Demokratlara

Aslan sosyal demokratlar yine coştular. Başkaları gibi, “CHP kongreler partisi” diyerek küçümsemekte istemiyorum. “Sosyal demokratlar kendileriyle uğraşmaktan ülkeyi yönetmeye vakit bulamıyor” diyenlerden de değilim. Kongre süreçlerini olumlu olarak yorumlamaktayım. Siyasi faaliyetlerin kuramsal stratejilerinin bu süreçlerle oluşup geliştiğine inanırım. Teorinin yaşama aktarılması sorunları burada şekillenir. Kongrelerin, siyasi partileri için en önemli eğitim faaliyetleri olduğunu söyleyebilirim.

Ülkemizde sağ partilerin böyle bir sorunu yoktur. Kuramsal yaklaşım diye bir dertleri de bulunmamaktadır. İktidarda olmak ve onun nimetlerinden yararlanmak temel amaçtır. Kongrelerde farklı görüşlerin tartışılması söz konusu olmaz bile. Lider ve liderin çevresinde bulunmak temel sorundur. Bu mücadelede bazen bireysel küskünlükler görülür. Halkın aydınlanmamış olması onlar için bir fırsattır. İktidar partilerinin adı değişse bile, seçmen kitleleri aynıdır.

Sosyal demokrat partiler her ülkede farklı görüntüleri yansıtsalar da, dünya gerçeklerine duyarlılıkları siyaset anlayışlarının temel öğeleridir. İnsan odaklı yönetime en yatkın görüştür sosyal demokratlık.

1967-1968 yıllarında Ankara caddelerinde demokratik üniversite diye yürüyen bizim kuşak,  yaşlanmış olsalar da duyarlılıklarını kaybetmemişlerdir. Geçmiş yıllarda kongreleri izleyebilmek için, erkenden salona giderdim. Her kongrede daha demokrat bir tüzük ve örgüt yapısı tartışmaları ve söylemleri ile büyüdük ve yaşlandık.

Daha öncede yazdığım gibi bu kongrelerde, dünya siyaseti değerlendirilir, ülkemizin siyasal konjonktürüne göre değerlendirme yapılırdı. Gelişmekte olan ve aydınlanma sürecinin çeşitli engellemelerle önünün kesildiği bir ülkelerde, bu sürecin çok sancılı olduğu bilinerek siyasi stratejiler oluşturulurdu.

Son yıllarda bu süreç ortadan kalktı. Sayın Kılıçtaroğlu’nun başkanlığı döneminde ülke sorunlarına,  kuramsal bir bakışın ortaya konulduğunu söyleyemeyiz. İktidar siyaset gündemi belirliyor, CHP karşı çıkıyor. Çözüm yolu, onlar çözemez biz çözeriz. Nasıl çözüleceği konusunda, iktidarın söylediklerinden çok farklı bir görüş ortaya koyduklarını da söylemek mümkün değildir. Biz çözeriz dedikleri sorunlar, devlet olabilmenin temel öğelerini ilgilendirmektedir.

Meclis açılışında sağlıklı değerlendirme yapılmadan başlatılan boykot girişiminin sonucu, hayal kırıklığı ve dağınıklık yaratmıştır. Bazı statülerde bulunmak yeterli değildir. Bilgiyi kullanabilmek önemli bir beceridir. Yanılgıları, kitle partisi olduklarına göre halkın yaşamında önemli olan tutucu değerlerin parti içinde yaşatılması görüşüdür.

Parti örgütünü ve siyaseti bu tabana oturtarak bir strateji izlendiğinde, sağ seçmenlerden oy alınacağı düşünülmüştür. 12 Eylül seçimlerinin sonuçları, bu stratejinin tutmadığını, seçmenin aslı dururken yeni yönelişe önem vermediğini ortaya çıkarmıştır.

Bu görüntünün, sosyal demokrasiye gönül vermiş kitlelerde büyük hayal kırıklığı yarattığı ortadadır. Kaset krizi ile yaşanan olayların aydınlığa kavuşturulmaması, zihinlerdeki sorunları devam ettirmektedir. Eksen tartışmalarının nedeni, sosyal öğretinin dışında başka bir yaklaşımla siyaset yapılmasının ortaya çıkardığı algılamalardır. Amaca varmak için her yol mubahtır yaklaşımının, sol düşünce içerisinde yerinin olmadığı bilinmelidir.

Bazı yazarlar CHP den kuramsal yaklaşım beklemektedir. CHP de kuram mı kaldı ki kuramsal beklenti içinde olalım. Herkes bir şey söylüyor. Televizyonda Sayın Kılıçtaroğlu’nun "Dilinde demokrasi olan herkesin demokratik tüzük ve demokratik bir yönetimi gerçekleştirmek için çaba harcaması gerektiği" söylemini dinleyince, bravo diyerek mırıldandım.

Muhalefetin tüzüğü öne sürerek kongrenin yapılmasına da sıcak bakmadığımı da söylemeliyim. CHP de kimin hangi organlara seçilmiş olması önemli değildir. Tüm olumsuzluklara karşın, Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’nun iyi niyetle çalışmaları yürüteceğine inanmak istiyorum. Bu arada CHP de çağdaş sosyal demokrasinin öngörülerinin tartışılarak, sağlıklı bir stratejinin belirlenmesi gerektiğine inananlardanım.

Gelişmemiş toplumlardaki sosyal normlar, sağ partilerin öğretisi doğrultusunda kendiliğinden oluşmaktadır. Bu katmanlardan sosyal demokrasiye yöneliş oranının çok düşük olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal demokrasi düşünce, halkı kaderiyle baş başa bırakan bu düşünceden kurtarabilmek için örgütsel çalışmalarla halkın bilinçlenmesini sağlamak zorundadır. Halkın tüm katmanlarında aydınlarla işbirliği yaparak örgütlenme zorunluluğu vardır. Ülkede yaşanılan her olay ve olguda sosyal demokrasi öğreti,  orada yerini alarak yaşananlara yön vermesi gerekmektedir. Halkın bilinç düzeyi örgütsel çalışmalarla geliştirilir. Sosyal demokrasi, çağdaş değerlerden oluşan kültürel bir yapıyı öngörür ve bu yapıdan beslenir. Rahmetli Sayın Ecevit liderliğinde alınan % 42 oy oranında “TOPRAK İŞLEYENİN, SU KULLANANIN” sloganının yarattığı psikolojik ortam çok iyi değerlendirilmelidir. O sloganın kurumsal öğretisi sosyal demokrasinin ana öğesidir.

Yazıyı noktaladıktan sonra günlük gazeteleri okumaya başladım. Muhalefetin talebi doğrultusunda mart ayında yapılacak kongrenin 26 Şubata alınmasının, daha önce planlanmış bazı görüşmeler veya geziler nedeniyle olduğunu düşünmüştüm. Hürriyet gazetesindeki haber, tüylerimi diken diken etti. "Dilinde demokrasi olanların demokratik tüzüğü yapmaları gerekir" tümceleri havada uçuştu." CHP tüzüğüne göre, kongre toplama çağrısını yapan genel başkanın kongrenin gündemini belirleyeceği" yazılıydı haberde. Sayın Kılıçtaroğlu kongreyi bir hafta önce düzenleme çağrısı yaparak tam bir demokrat lider olduğunu göstermiştir. SOSYAL DEMOKRATLARA BÖYLE DEMOKRASİ ANLAYIŞI ÇOK YAKIŞTI. HANİ KONGERENİN DEMOKRASİ ŞÖLENİ OLACAĞI SÖYLENİYORDU.

Yıllardır oy veren seçmenler ne yapsın? Gülsünler mi ağlasınlar mı? Şaşırıp kaldılar vallahi. 31.01.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın KOTAN, Yazınızı inceledim. Bilgi ve değerlendirmelerinize katılıyorum. Siyasi partilere zaman zaman uyarıcı yazılar yazıyorum. Üzerinde durduğum konular, partilerin tüzük ve programlarına istinaden söylem ve eylemleridir. Bu söylem ve eylemlerin halk tarafından nasıl algılandığı üzerinde özellikle CHP ile MHP'nin hiç üzerinde durduklarına şahit olmadım. Bendeki kanaat bu partilerin iktidar olma gibi bir isteklerinin olmadığıdır. 100 civarında seçilmiş kişilerin millet vekili olarak meclise girmeleri amaçlandığı halk tarafından da ifade edilmektedir. Zira genelde iktidara talip siyasi partiler ülke sorunlarını çözmek için alışılmışın dışında projeler üreterek bunları halka anlatmaları gerekir. Klasik parti programları ve bunlara paralel anlatımlarla iktidar olmaları hayal bile edilemez. Rahmetli Ecevit '' TOPRAK İŞLEYENİN,SU KULLANANIN '' sloganın yarattığı hava ile yüzde 40'ın üzerinde oy almıştı. Partiler buna benzer söylemler üretmek zorundadırlar. Esen kalın. Esat ERÇELİK

Esat E 
 02.02.2012 19:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster