Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
135
 

Mehmet Ali Aydınlar'ın suçu ne?

Sayın Aydınlar hemşerim olur. Değerli bir işadamı ve yöneticidir. Uzun yıllar FB ye hizmet ederek de spor alanındaki kariyerini ispat etmiştir. Futbol Federasyonu Başkanlığına getirildiğinde, nitelikleri bilindiğinden tüm kamuoyu olumlu karşılamıştır.

Talihsizliği, beş altı ay sonra şike olayı ile karşı karşıya kalmasıdır. Yani sorunlu çocuk kucağına doğmuştur, babası kendisi değildir. Talihsizliğini acıya dönüştüren konu ise, yıllardır hizmet ettiği FB kulübünün şike soruşturmasının başında gelmesidir.

O günkü gazetelerde haberleri okurken, TV de haberleri izlerken Sayın Aydınların kullandığı sözcüklere ve yüz ifadelerine dikkat ettim. Sözcükler ve mimikler belli edilmeyen hüzün ve acının imleri gibiydi. Kendi kendime " Babaya evladını boğduracaklar" diye mırıldandım. Bu görüşümü bazı dostlar ile paylaştım. FB taraftarlarının Sayın Aydınlara karşı yürüttüğü tepkiler anlamdır. Yıllarca kulüp yöneticiliği yapmış bir kişinin, şike olayını sonuçlandırması psikolojik olarak mümkün değildir. Olumlu olumsuz her sonucun odağında, Sayın Aydınlar eleştirilecekti.

Sürecin iyi yönetilip yönetilmediği konusu tartışmaya açıktır. Bilgi kirliliği ve süreç içinde uluslararası kuruluşların değerlendirmelerinin yerli yerine oturtulamamış olması, karar sürecinde çelişkili açıklamalara neden olduğu görülmüştür. Çelişkiler ve yerli yersiz konuşmalar, sektörünün her dalında değer kaybına neden olmuştur.

Sayın Yılmaz Vural’ın televizyonda ki bir söyleşisinde,” pedagojik eğitimin spor sektöründe önemli  olduğunu vurgulayarak, bu alanda görev alanların eğitimlerinin yetersiz olduğunu” belirtmiştir. Bu konuda yazdığım yazıda, internetten yaptığım inceleme sonucunda önemli sporculardan yalnız Arda Turan'ın spor akademisine kayıt yaptırdığı ve bir daha uğramadığını, diğerlerinin hiç birinin öğrenim durumu ile ilgili bilgiye ulaşamadığımı belirtmiştim.

Sporculuk yıllarında öğrendikleri teknik bilgilerle koca bir sektör için ahkam kesmeleri, şike olayının başka bir yönden hüzün verici durumudur. Kimse, ekonomik bilginiz, yönetim bilginiz, hukuk bilginiz, sosyal kültür boyutunuz nedir diye sormuyor veya sorgulamıyor. “Ağzı olan konuşuyor” tümcesi cuk diye örtüştü şike olayında.

Sayın Aydınların suçu ne? Sayın Birand'ın 32. Gün programında söylediklerini ve istifasını sunduğu gün bu belgeyi ben görmedim demesi ve o belgenin kendisine daha önce sunulan bir raporun eki olmasının ortaya çıkması, yönetim sürecinde yeterli bilgilerle donanımlı olmadığını göstermiştir.

Yönetimde, bilgili olmak kadar bilgiyi kullanabilmek çok önemlidir. Sorunun boyutları ortaya koyulur, her yönü ile analiz edildikten sonra ulus ve uluslararası boyutu hukuki kurallar açısından değerlendirilir, sonra karar verilir ve ona göre konuşulur. Sosyal-Ekonomik ve yargı boyutu bulunan bir olayda, ayaküstü değerlendirmelerden kaçınılması gerekirdi. Basının soruları, “Kurumlarımız değerlendirme yapmaktadır. Sonuç alındığında açıklanacaktır.” tümceleriyle yanıtlanması gerekirken, her gün yetkililerin çeşitli görüşlerini okuduk gazetelerde.

Sayın Aydınların samimiyetine inancım sonsuzdur. Başkalarının değerlendirmesi gibi FB den öç alıyor tümcesini olumsuz olarak değerlendiriyorum. TV de "Ben sorumlu isem kişisel olarak maddi ve manevi tazmine hazırım, değil isem başkalarından FB nin hakkını ben tazmin etmek için uğraşacağım" tümcesini şoveniz bir yaklaşım olacak ama,” İŞTE MALATYALILIK-ARAPGİRLİLİK BUDUR” diyerek değerlendirdim.

Sayın Aydınların en büyük yanlışı, çok önemli olayı, informal kişilerle paylaşmasıdır. Paylaşılmamalıdır, dertleşilmemelidir. Sonuca varılmadan ara karar denilen bir düşünce açıklanmamalıdır. (Küme düşürülmeyecek ama puan silinecek gibi konuşma.) Spor sektöründe, yönetimi bu boyut da algılayabilecek kişilerin çok az olduğunu TV programlarında yapılan vıdı vıdılardan anlayabiliriz.

Sayın Rıdvan Dilmen ve Sayın Aykut Kocaman ile bazı konuların paylaşılması yönetimin patolojisidir. Kaldı ki Aykut Kocaman FB kulübünün antrenörüdür. Bu süreçte Sayın Aykut Kocaman ile formal ve informal olarak konuşacak tek kişi soruşturmayı yürüten savcı olabilir. Birde yargılama sürecinde görevli yargıçtır. Sayın Aydınlar bu konumda yarenlikte olsa bile informal kişilerle görüşmemesi gerekirdi.

Yönetimin ilke ve hukuksal boyutu unutularak hareket edilirse, sonuç yöneticinin aleyhine işler. Sayın Rıdvan Dilmen ile Aykut Kocamanın açıklamaları kamuoyunda Sayın Aydınlar hakkında olumsuz görüş yaratmıştır.

Basında Sayın Mehmet Ali Aydınların tekrar Futbol Federasyonu Başkanlığına getirilmesi yönünde görüşler okumaktayız. Hemşerisi olarak evet diyebilirim. 27 yıl yönetim dersleri anlatan bir hoca olarak kararım ise hayırdır. Gönlüm Mehmet Ali Aydınlar gibi düzgün ve değerli bir kişinin yıpratılmasına karşıdır. Bu sorunu çözecek tek kişi olsa dahi, istifa olayının sosyal bir anlamı vardır. Yargı süreci sonuçlanmadan Sayın aydınlar için, objektif ve sübjektif koşulların uygun olmadığını söyleyebiliriz.14.02.2012 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 441
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster